MUHAMMED ALİ URFALI
Köşe Yazarı
MUHAMMED ALİ URFALI
 

GÖNÜL FERAHLIĞI SELAM VE HOŞGÖRÜDÜR

Günün karmaşası, şehirlerin gürültüsü ve bitmek bilmeyen koşturmaca arasında bazen en temel insani erdemleri gözden kaçırıyoruz. Oysa hem bireysel ruh huzuruna ermenin hem de bir arada lezzetle yaşamanın yolu son derece sade düsturlarda gizli. Eskilerin "güzel ve ferah bir hayat" dediği şey, lüks mekânlarda değil; başkalarının hayatına dokunabilme zarafetinde saklı. Hayatı ferah kılmanın ilk adımı, bencilliğin dar koridorlarından çıkıp yardımseverlik ve hoşgörü kapısını aralamaktır. Bir insanın yükünü hafifletmek, aslında kendi ruhumuzdaki ağırlıklardan kurtulmanın en kestirme yoludur. Hz. Muhammed (s.a.v.) bu toplumsal dayanışmayı ve hoşgörüyü şu muazzam ölçüyle özetler: "Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet etmede ve birbirlerini korumada bir vücut gibidir. Vücudun bir organı rahatsız olursa, diğer organlar da humma ve uykusuzlukla onun acısına ortak olur." (Buhârî, Edeb, 27) Diğer bir temel direk ise insanların haklarına saygı göstermek, yani adalet hissini gündelik yaşamın her anına yaymaktır. Birinin sırasını çalmamaktan komşuluk hakkına gözetmeye kadar gösterilen her saygı, toplumun çimentosunu sağlamlaştırır. Hak ihlalinin olduğu yerde ferahlık değil, huzursuzluk ve kaos kök salar. Tüm bu erdemleri birbirine bağlayan, aradaki soğuk buzları eriten en tatlı anahtar ise selamı yaygınlaştırmaktır. Hiç tanımadığımız bir çehreye tebessümle verilen bir selam; "Benden sana zarar gelmez, seni fark ediyorum ve sana esenlik diliyorum" demektir. Nitekim Efendimiz (s.a.v.), toplumsal huzurun ve içsel ferahlığın reçetesini tek bir hadis-i şerifte şöyle birleştirir: "İman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız." (Müslim, Îmân, 93) Günün sonunda, ferah bir yaşam dışarıdan satın alınabilen bir lüks değil; nezaketle, hakkaniyetle ve bir sıcak selamla inşa edilen içsel bir mimaridir. Çevremize yaydığımız hoşgörü ve selam, dönüp dolaşıp kendi hayatımızı güzelleştiren en büyük ferahlık kaynağı olacaktır.
Ekleme Tarihi: 11 Ağustos 2026 -Salı

GÖNÜL FERAHLIĞI SELAM VE HOŞGÖRÜDÜR

Günün karmaşası, şehirlerin gürültüsü ve bitmek bilmeyen koşturmaca arasında bazen en temel insani erdemleri gözden kaçırıyoruz. Oysa hem bireysel ruh huzuruna ermenin hem de bir arada lezzetle yaşamanın yolu son derece sade düsturlarda gizli.

Eskilerin "güzel ve ferah bir hayat" dediği şey, lüks mekânlarda değil; başkalarının hayatına dokunabilme zarafetinde saklı.
Hayatı ferah kılmanın ilk adımı, bencilliğin dar koridorlarından çıkıp yardımseverlik ve hoşgörü kapısını aralamaktır.
Bir insanın yükünü hafifletmek, aslında kendi ruhumuzdaki ağırlıklardan kurtulmanın en kestirme yoludur.
Hz. Muhammed (s.a.v.) bu toplumsal dayanışmayı ve hoşgörüyü şu muazzam ölçüyle özetler:
"Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet etmede ve birbirlerini korumada bir vücut gibidir. Vücudun bir organı rahatsız olursa, diğer organlar da humma ve uykusuzlukla onun acısına ortak olur." (Buhârî, Edeb, 27)

Diğer bir temel direk ise insanların haklarına saygı göstermek, yani adalet hissini gündelik yaşamın her anına yaymaktır.
Birinin sırasını çalmamaktan komşuluk hakkına gözetmeye kadar gösterilen her saygı, toplumun çimentosunu sağlamlaştırır.
Hak ihlalinin olduğu yerde ferahlık değil, huzursuzluk ve kaos kök salar.

Tüm bu erdemleri birbirine bağlayan, aradaki soğuk buzları eriten en tatlı anahtar ise selamı yaygınlaştırmaktır.
Hiç tanımadığımız bir çehreye tebessümle verilen bir selam; "Benden sana zarar gelmez, seni fark ediyorum ve sana esenlik diliyorum" demektir.

Nitekim Efendimiz (s.a.v.), toplumsal huzurun ve içsel ferahlığın reçetesini tek bir hadis-i şerifte şöyle birleştirir:
"İman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız." (Müslim, Îmân, 93)

Günün sonunda, ferah bir yaşam dışarıdan satın alınabilen bir lüks değil; nezaketle, hakkaniyetle ve bir sıcak selamla inşa edilen içsel bir mimaridir.
Çevremize yaydığımız hoşgörü ve selam, dönüp dolaşıp kendi hayatımızı güzelleştiren en büyük ferahlık kaynağı olacaktır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.