MUHAMMED ALİ URFALI
Köşe Yazarı
MUHAMMED ALİ URFALI
 

SİYASETİN DE BİR EDEBİ VAR

Son zamanlarda siyaset sahnesini izlerken insan sormadan edemiyor: Biz ne zaman ölçüyü bu kadar kaçırdık? Siyaset, doğası gereği fırtınalı bir denizdir; fikirler çatışır, söylemler sertleşir, rekabet kızışır. Bunların hepsi kabul edilebilir. Ancak her alanın olduğu gibi siyasetin de yazılı olmayan, insan olmaktan kaynaklanan bir edebi, bir duruşu vardır. Mesele sadece sandıktan çıkmak ya da rakibini lafla dövmek değildir. Ne yazık ki günümüzde nezaket, yerini ölçüsüz heveslere ve ilkesiz hırslara bıraktı. Edebin çekildiği yerden ise geriye sadece gürültü ve samimiyetsizlik kalıyor. Siyasette Dürüstlük ve İradeye Saygı: Partiden İstifa Eden Makamından da Çekilmeli! İşte ana konumuz budur. Siyaset, özü itibarıyla bir güven müessesesidir. Vatandaş, seçim zamanı sandık başına gittiğinde sadece aday gösterilen kişiye değil; o adayın temsil ettiği fikre, ilkelere ve arkasındaki parti iradesine de oy verir. Ancak ne yazık mecliste ya da yerel yönetimlerde sıkça tanık olduğumuz bir durum var: Seçildiği partiden istifa eden ama oturduğu koltuğu bırakmayanlar... Oy Verenlerin İradesine İhanet Bir siyasetçinin yolunu ayırdığı partiden ayrılması elbette en doğal hakkıdır. Fikir ayrılıkları yaşanabilir, politikalar uyuşmayabilir. Bunda hiçbir sorun yok. Asıl sorun, partiden istifa ederken o parti sayesinde elde edilen milletvekilliği veya belediye başkanlığı makamından istifa edilmemesidir. Bu durum, en hafif tabiriyle seçmenin iradesine yapılmış bir hürmetsizliktir. Çünkü o oy; kişisel ikballer, bireysel iktidar hesapları için değil, belli bir programın yürütülmesi için verilmiştir. Partisinden ayrılıp koltuğunu korumaya çalışan anlayış; kendisine oy veren vatandaşın hakkını gasp etmek, onları yarı yolda bırakmak ve açıkça halkın güvenini suistimal etmektir. Özellikle kadim şehrimiz Şanlıurfa’da son dönemlerde siyasete dair en çok tartışılan konulardan biri, neredeyse her siyasi partinin kapısından geçmiş, her dönem farklı bir rozetle adaylık kovalamış figürlerdir. Bu insanlar gerçekten hangi fikre, hangi anlayışa hizmet ediyor? Açıkça ifade etmek gerekir ki; siyasi partileri birer ilke yuvası değil de çıkarlarını gerçekleştirecekleri birer basamak olarak görenlerin derdi millet veya memleket sevdası olamaz. Sürekli parti değiştiren bu kişilerin asıl derdi; makam hırsı, güç arayışı ve egosunu tatmin etmektir. Geldi diye sevinmeyin, kutlama yapmayın! Bu durum karşısında parti teşkilatlarına ve vatandaşlarımıza düşen çok önemli bir sorumluluk var: Rozet değiştirip kapınıza gelenlere hevesle sarılmayın, kutlamalar yapmayın! Bugün ikbal kaygısıyla veya umduğunu bulamadığı için kendi evini terk edip sizin yanınıza gelen kişi; yarın sizde de umduğunu bulamadığında, çıkarı neyi gerektiriyorsa başka bir kapıya gidecektir. Sadakati ilkelere değil, makama olan kişilerin gittiği yere adalet de hizmet de getirmesi mümkün değildir. Milletin asıl ihtiyacı; her gün renk değiştiren bukalemun siyasetçiler değil, bir duruşu, ilkesi ve sözünün arkasında duracak edebi olan devlet insanlarıdır. Siyaset sahnesine edep, ilkeler ve millete hizmet bilinci geri dönmediği sürece; bu çark dönmeye devam eder ama kaybeden her zaman halk olur. Buradan rüzgâra göre yön değiştiren, her dönem farklı bir rozet takmayı alışkanlık haline getiren siyasetçilere açıkça sesleniyoruz: Eğer gerçekten dürüst bir siyasetçiyseniz, seçildiğiniz partiden istifa ettiğiniz an, o parti sayesinde elde ettiğiniz makamdan da çekilmeyi bileceksiniz!
Ekleme Tarihi: 04 Ağustos 2026 -Salı

SİYASETİN DE BİR EDEBİ VAR

Son zamanlarda siyaset sahnesini izlerken insan sormadan edemiyor: Biz ne zaman ölçüyü bu kadar kaçırdık?

Siyaset, doğası gereği fırtınalı bir denizdir; fikirler çatışır, söylemler sertleşir, rekabet kızışır. Bunların hepsi kabul edilebilir.
Ancak her alanın olduğu gibi siyasetin de yazılı olmayan, insan olmaktan kaynaklanan bir edebi, bir duruşu vardır.
Mesele sadece sandıktan çıkmak ya da rakibini lafla dövmek değildir.
Ne yazık ki günümüzde nezaket, yerini ölçüsüz heveslere ve ilkesiz hırslara bıraktı.
Edebin çekildiği yerden ise geriye sadece gürültü ve samimiyetsizlik kalıyor.

Siyasette Dürüstlük ve İradeye Saygı: Partiden İstifa Eden Makamından da Çekilmeli!
İşte ana konumuz budur.
Siyaset, özü itibarıyla bir güven müessesesidir. Vatandaş, seçim zamanı sandık başına gittiğinde sadece aday gösterilen kişiye değil; o adayın temsil ettiği fikre, ilkelere ve arkasındaki parti iradesine de oy verir.
Ancak ne yazık mecliste ya da yerel yönetimlerde sıkça tanık olduğumuz bir durum var: Seçildiği partiden istifa eden ama oturduğu koltuğu bırakmayanlar...
Oy Verenlerin İradesine İhanet
Bir siyasetçinin yolunu ayırdığı partiden ayrılması elbette en doğal hakkıdır.
Fikir ayrılıkları yaşanabilir, politikalar uyuşmayabilir.
Bunda hiçbir sorun yok.
Asıl sorun, partiden istifa ederken o parti sayesinde elde edilen milletvekilliği veya belediye başkanlığı makamından istifa edilmemesidir.
Bu durum, en hafif tabiriyle seçmenin iradesine yapılmış bir hürmetsizliktir.
Çünkü o oy; kişisel ikballer, bireysel iktidar hesapları için değil, belli bir programın yürütülmesi için verilmiştir.
Partisinden ayrılıp koltuğunu korumaya çalışan anlayış; kendisine oy veren vatandaşın hakkını gasp etmek, onları yarı yolda bırakmak ve açıkça halkın güvenini suistimal etmektir.

Özellikle kadim şehrimiz Şanlıurfa’da son dönemlerde siyasete dair en çok tartışılan konulardan biri, neredeyse her siyasi partinin kapısından geçmiş, her dönem farklı bir rozetle adaylık kovalamış figürlerdir.
Bu insanlar gerçekten hangi fikre, hangi anlayışa hizmet ediyor?

Açıkça ifade etmek gerekir ki; siyasi partileri birer ilke yuvası değil de çıkarlarını gerçekleştirecekleri birer basamak olarak görenlerin derdi millet veya memleket sevdası olamaz.
Sürekli parti değiştiren bu kişilerin asıl derdi; makam hırsı, güç arayışı ve egosunu tatmin etmektir.

Geldi diye sevinmeyin, kutlama yapmayın!
Bu durum karşısında parti teşkilatlarına ve vatandaşlarımıza düşen çok önemli bir sorumluluk var: Rozet değiştirip kapınıza gelenlere hevesle sarılmayın, kutlamalar yapmayın!
Bugün ikbal kaygısıyla veya umduğunu bulamadığı için kendi evini terk edip sizin yanınıza gelen kişi; yarın sizde de umduğunu bulamadığında, çıkarı neyi gerektiriyorsa başka bir kapıya gidecektir.
Sadakati ilkelere değil, makama olan kişilerin gittiği yere adalet de hizmet de getirmesi mümkün değildir.

Milletin asıl ihtiyacı; her gün renk değiştiren bukalemun siyasetçiler değil, bir duruşu, ilkesi ve sözünün arkasında duracak edebi olan devlet insanlarıdır.
Siyaset sahnesine edep, ilkeler ve millete hizmet bilinci geri dönmediği sürece; bu çark dönmeye devam eder ama kaybeden her zaman halk olur.
Buradan rüzgâra göre yön değiştiren, her dönem farklı bir rozet takmayı alışkanlık haline getiren siyasetçilere açıkça sesleniyoruz: Eğer gerçekten dürüst bir siyasetçiyseniz, seçildiğiniz partiden istifa ettiğiniz an, o parti sayesinde elde ettiğiniz makamdan da çekilmeyi bileceksiniz!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.