Türk siyasetinin ve cumhuriyet tarihinin en köklü çınarı olan Cumhuriyet Halk Partisi, son dönemde tarihinin en hareketli, bir o kadar da çalkantılı günlerinden geçiyor.
Partinin kuruluş felsefesini, altı okunu ve taşıdığı tarihsel sorumluluğu düşündükçe insanın aklına tek bir soru takılıyor: Mustafa Kemal Atatürk bugün kalkıp bu CHP’yi bir görseydi acaba ne yapardı?
Kesin hepsini CHP'den kovar, hatta partinin kapısına kilit vururdu!
Cumhuriyetin kurucu iradesi, Millî Mücadele’yi örgütleyen o çelikten disiplin ve vizyon; bugün yerini parti içi bitmek bilmeyen çekişmelere, hırslara ve koltuk kavgalarına bırakmış durumda.
Parti içindeki çekişmeler ve derin anlaşmazlıklar yüzünden yollar ayrılıyor, peş peşe yeni partiler kuruluyor.
Bir bakıyorsunuz genel merkez koridorlarında veya kongre salonlarında kimi sandalye taşıyor, kimi koltuk kapma yarışında vizyon üretmek yerine polemik besliyor.
Daha da vahimi; aynı çatı altında siyaset yapması beklenen isimler, meselelerini ortak bir akılla çözmek yerine birbirine dava açar hale gelmiş.
Yargı koridorları, parti içi hesaplaşmaların arenasından farksız.
Ne yazık ki CHP’yi getirdikleri bu nokta; partiyi topluma umut olan bir iktidar alternatifi yapmak yerine, kendi içine kapanan ve iç mücadeleleriyle enerjisini tüketen bir yapıya dönüştürdü.
Atatürk, CHP’yi kurarken onu sadece bir siyasi parti olarak değil; devrimlerin, çağdaşlaşmanın ve milletin geleceğinin teminatı olarak kurgulamıştı.
Disiplin, ciddiyet, liyakat ve millete hizmet esastı.
Sandalyelerin havalarda uçuştuğu, parti içi muhalefetin mahkeme kapılarına taşındığı, fikir ayrılıklarının parti içi ayrışma furyasına dönüştüğü bu tablo, köklerden ne kadar uzaklaşıldığının açık bir göstergesidir.
Eğer Atatürk bugün bu manzarayı görseydi, muhtemelen hiçbirine göz açtırmazdı.
Partinin kurucu ilkelerinden sapan, kişisel ikbalini memleket meselesinin önüne koyan ve halka umut olmak yerine kendi içinde çekişen bu kadrolara karşı çok sert bir tasfiyeye girişirdi.
"Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi'dir" diyen bir liderin mirasını bu hale getirenler, tarihin ve milletin vicdanında nasıl anılacaklarını bir kez daha düşünmelidir.
CHP’nin bugün ihtiyacı olan şey; kavgacı, davacı ve koltuk sevdalısı bir anlayış değil; Atatürk’ün gösterdiği muasır medeniyet hedefine odaklanmış, birleştirici ve ciddi bir siyaset anlayışıdır.
Aksi halde taşınan o sandalyeler, sadece parti binalarından değil, halkın gönlünden de eksilen umutları temsil etmeye devam edecektir.