Gün geçmiyor ki haber bültenlerinde, sosyal medyada ya da hemen yanı başımızdaki bir caddede trafik magandalarının sebep olduğu bir dehşete tanık olmayalım.
Artık kabul etmemiz gereken yalın bir gerçek var: Yollarda yaşadığımız şey bir "trafik kazası" değil, göz göre göre gelen bir terördür.
Trafik kurallarını hiçe sayan, hırsını alamayıp araçtan inen ve alkol alıp direksiyona geçen insanlara verilen müsamaha, masum canların hayatına mal olmaya devam ediyor.
Alkol Varsa İhmal Yok, Kasıt Var
Direksiyon başına alkollü geçen bir kişinin "kaza yaptım" deme lüksü yoktur.
Kazaya karışmasa bile bir insan bilincini bulanıklaştıracak maddeleri alıp tonlarca ağırlıktaki bir aracı trafiğe çıkarıyorsa, bu durum potansiyel bir cinayet teşebbüsüdür.
"Alkollüydüm, istemeden oldu" kılıfı artık yırtılmıştır.
Alkollü araç kullanırken birinin hayatına son verenlerin taksirle değil, doğrudan cinayet suçuyla yargılanması gerekir.
Yasalar bu konuda tavizsiz bir çizgi çekmediği sürece, masum insanların can güvenliği tamamen şansa kalacaktır.
Trafikte Eşkıyalığa Sıfır Tolerans
Bir diğer kanayan yara ise trafikte çıkan tartışmalarda aracından inip diğer sürücülerin üzerine yürüyen, yolu kapatan ve terör estiren vandallardır.
Yolun ortasında arabadan inmek, gücünü araçtan alıp zorbalık yapmaktır.
Bu kişilere verilen mevcut cezalar vardır fakat caydırıcı olmaktan çok uzaktır.
Trafikte kavga etmek için aracından inen kişilere uygulanacak yaptırımlar net olmalıdır:
Astronomik Para Cezaları: Cüzdanı ciddi anlamda yakan, bir daha yapmaya cesaret edemeyecekleri tutarlar belirlenmeli.
Ehliyetin Süresiz İptali: Trafiği bir ringe çevirenlerin sürücülük hakkı elinden tamamen alınmalı.
Aracın Trafikten Men Edilmesi: Kullandıkları araç derhal bağlanmalı ve trafiğe çıkışı tamamen engellenmeli.
Sokaklar Yarış Pisti Değildir
Yerleşim yerlerinde, çocukların oynadığı, yayaların yürüdüğü sokaklarda hız limitlerini katbekat aşan sürücüler sadece kuralları ihlal etmiyor; doğrudan mahalle sakinlerinin yaşam hakkına kastediyor.
Şehir içini yarış pistine çevirenlere ağır hapis ve adli cezalar uygulanmadığı sürece bu duyarsızlığın önüne geçilemez.
Trafikteki kurallar birer rica değil, yaşamsal zorunluluktur.
Direksiyon başındaki keyfiliği ve magandalığı "hata" olarak görmekten vazgeçip en ağır hukuki yaptırımları devreye sokmadığımız sürece, yollarda huzuru bulmamız imkânsızdır.
Motor Sürücüleri de Ayrı Bir Trafik Canavarı Sergiliyor
Trafik güvenliği denildiğinde akla ilk olarak otomobiller ve ağır vasıtalar gelse de, son yıllarda kuralsızlığı alışkanlık haline getiren bazı motosiklet sürücüsü profilleri de yollarda tam anlamıyla tehlike saçıyor.
Sağdan ve soldan bilinçsizce sollamaya kalkan, şerit takibi yerine araçların arasından saniyelerle yarışarak geçen bu sürücüler, hem kendi canlarını hem de çevredekilerin huzurunu riske atıyor.
Kırmızı ışık kuralını tamamen yok sayıp durmaksızın kavşaklara dalmak, yaya geçitlerini ve trafiği adeta bir oyun alanına çeviriyor.
Bununla da kalmayıp akan trafiğin ortasında ön teker kaldırarak şov yapmaya çalışanlar, ne yazık ki direksiyon başındaki diğer sürücülerin yüreğini ağzına getiriyor.
Aniden arkadan beliren, adeta roket hızıyla yanınızdan geçip bir anda gözden kaybolan bu kontrolsüz sürüş tarzı, en ufak bir dikkatsizlikte telafisi imkansız facialara davetiye çıkarıyor.