Kapitalist sistem sanayi devrimiyle, feodalizmin tasfiyesiyle ortaya çıkmıştır. İlk önce tek amacı üretim kârdı. Bundan dolayı bu sisteme vahşi kapitalizm veya ilkel kapitalizm denildi.
Üretim araçlarının yani fabrikaların sahiplerinin istekleri bu yöndedir. Büyük sanayi tesislerinde üretim bir kişi veya bir grup tarafından değil, adına proleter denilen proleterya, işçiler tarafından üretilir. Patronlar çalışanların ücretlerini verdikten sonra ellerine geçen paraya artı değer denilir. Sanayiciler işçilere ne kadar az ücret verseler kârları daha fazla olur. Kapitalist sistem uzun süre kuralsız kaidesiz böyle devam etti. İşçilere karın tokluğuna çok az ücret verdiler.
Ancak sistem böyle devam edemedi. Zira İşçiler de sınıf bilinci oluştu, örgütlenmeye başladılar.
İyi bir yaşam, iyi bir ücret ve sendikal haklar talep edildi. Uzun süren grevler, eylemler yapılmaya başlandı. Işverenler, bunun böyle devam edemeyeceğini anladılar. Işçilere istediği hakları vermeye başladılar. Böylece Marks'ın işçiler için söylediği "Ücretli kölelik" nicel ve nitelik olarak evrilmeye değişmeye başladı. İşverenler vahşi kapitalizm döneminden sosyal demokrat teorileri benimsemek zorunda kaldılar. Böylece üretim ilişkileri ve sürecinde kuralsız bir emek sömürüsünden vaz geçip, işçileri makinenin bir parçası değil, hakları olan bir birey olarak kabul ettiler. İşçilerin sosyal talepleri karşılandı. Sosyal demokrat bir kültür ve ahlak oluştu. Sosyal demokrasi ortaya çıkmış oldu. Bilimsel sosyalizmin kurucusu filozof Karl Marks bunun zorunlu olumlu bir gelişme olduğunu söyler. Sovyet devrimcisi Lenin sosyal demokrasiyi Kapitalizmin ömrünu uzatan stepne, yedek bir lastiği olarak tanımlar. Çünkü
böyle yapılmasaydı, kapitalist sistem devrilip, sosyalizme geçilecekti, tespitinde bulunur. Lenin'in bu gorüşüne katılmak doğru degildir. Çünkü sosyal demokratlar ideolojik olarak kapitalistler'den, liberal demokratlar 'dan farklıdır. Gerçek sosyal demokratlar son çözümde işçi sınıfını ve devrimi savunurlar.
Şimdi kapitalist ülkelerin çoğunda sosyal demokrasi uugulanmasa da demokratik kapitalizm modeli ve kültürü uygulanıyor.
Vahşi kapitalizm üretim ilişkilerin de eskisi gibi yok, ama kültürel ve mimari olarak, Amerika gibi ülkelerin bir çok eyaletinde bu sistemin yoz anlayışı devam ediyor.
Çok yüksek binalar, lüks AVM 'ler, gösteriş lüks özentileri bunların yaşamının her alanında görmek mümkün. Sade bir yaşam tarzı yerine çok yüksek binalar da oturmak onlara büyük bir zevk veriyor.
Ama Avrupa gibi ülkeler de sosyal demokrat yönetimleri olmasa bile, sosyal demokrasi kültüre önem veriliyor. Bu gibi ülkeler, ABD, Arjantin, Meksika gibi ülkelerden nitelik olarak çok farklıdırlar.
Demokratik zihniyette olan toplumlar sade mütevazi bir yaşamı seçiyorlar. Kadınlar, erkekler, çocuklar pahalı giysiler değil, ucuz ve temiz giyiniyorlar. Bu gibi ülkeler de öyle şatafatlı lüks yüksek binalar yoktur. Başka bir anlatımla dikey mimari yerine yatay mimari tercih ediliyor. Müslüman geçinen toplumlar, İslam dini şartlarına uyan sosyal demokrat kültürü takip eden toplumları değil, İslam dini kurallarına hiç uymayan külltürü maalesef daha çok seviyor, benimsiyorlar. Bunu geçmiş yıllar da cumhurbaşkanı Erdoğan, Istanbul'da yatay mimari yerine dikey mimari yaptık diyerek, Böylece Istanbul'a ihanet ettik demiştir.
Sosyal demokrat kültürü benimsemiş ülkeler de yüksek katlı binalar yoktur. Oraların ve buraların sosyal demokrat yerel yönetimleri çok katli binalara ruhsat vermiyorlar. En çok üç kat'a kadar yapı izni veriyorlar. Ülkemiz de Avrupa ülkeleri standartına uyan Eskişehir ili oluyor.
Burada CHP'li belediye başkanı olumlu sosyal belediyecilik örnekleri veriyorlar. Bir ülkenin bir ilin kalkınması bireysel başarılarla değil ancak kolektif çağdaş bir yönetimle mümkün olur.
Anasayfa
Yazarlar
NECDET ŞANSAL
Yazı Detayı
Bu yazı 144 kez okundu.
VAHŞİ KAPITALIZM ANLAYIŞINDAN SOSYAL DEMOKRASI KÜLTÜRE GEÇİŞ
Kapitalist sistem sanayi devrimiyle, feodalizmin tasfiyesiyle ortaya çıkmıştır. İlk önce tek amacı üretim kârdı. Bundan dolayı bu sisteme vahşi kapitalizm veya ilkel kapitalizm denildi.
Üretim araçlarının yani fabrikaların sahiplerinin istekleri bu yöndedir. Büyük sanayi tesislerinde üretim bir kişi veya bir grup tarafından değil, adına proleter denilen proleterya, işçiler tarafından üretilir. Patronlar çalışanların ücretlerini verdikten sonra ellerine geçen paraya artı değer denilir. Sanayiciler işçilere ne kadar az ücret verseler kârları daha fazla olur. Kapitalist sistem uzun süre kuralsız kaidesiz böyle devam etti. İşçilere karın tokluğuna çok az ücret verdiler.
Ancak sistem böyle devam edemedi. Zira İşçiler de sınıf bilinci oluştu, örgütlenmeye başladılar.
İyi bir yaşam, iyi bir ücret ve sendikal haklar talep edildi. Uzun süren grevler, eylemler yapılmaya başlandı. Işverenler, bunun böyle devam edemeyeceğini anladılar. Işçilere istediği hakları vermeye başladılar. Böylece Marks'ın işçiler için söylediği "Ücretli kölelik" nicel ve nitelik olarak evrilmeye değişmeye başladı. İşverenler vahşi kapitalizm döneminden sosyal demokrat teorileri benimsemek zorunda kaldılar. Böylece üretim ilişkileri ve sürecinde kuralsız bir emek sömürüsünden vaz geçip, işçileri makinenin bir parçası değil, hakları olan bir birey olarak kabul ettiler. İşçilerin sosyal talepleri karşılandı. Sosyal demokrat bir kültür ve ahlak oluştu. Sosyal demokrasi ortaya çıkmış oldu. Bilimsel sosyalizmin kurucusu filozof Karl Marks bunun zorunlu olumlu bir gelişme olduğunu söyler. Sovyet devrimcisi Lenin sosyal demokrasiyi Kapitalizmin ömrünu uzatan stepne, yedek bir lastiği olarak tanımlar. Çünkü
böyle yapılmasaydı, kapitalist sistem devrilip, sosyalizme geçilecekti, tespitinde bulunur. Lenin'in bu gorüşüne katılmak doğru degildir. Çünkü sosyal demokratlar ideolojik olarak kapitalistler'den, liberal demokratlar 'dan farklıdır. Gerçek sosyal demokratlar son çözümde işçi sınıfını ve devrimi savunurlar.
Şimdi kapitalist ülkelerin çoğunda sosyal demokrasi uugulanmasa da demokratik kapitalizm modeli ve kültürü uygulanıyor.
Vahşi kapitalizm üretim ilişkilerin de eskisi gibi yok, ama kültürel ve mimari olarak, Amerika gibi ülkelerin bir çok eyaletinde bu sistemin yoz anlayışı devam ediyor.
Çok yüksek binalar, lüks AVM 'ler, gösteriş lüks özentileri bunların yaşamının her alanında görmek mümkün. Sade bir yaşam tarzı yerine çok yüksek binalar da oturmak onlara büyük bir zevk veriyor.
Ama Avrupa gibi ülkeler de sosyal demokrat yönetimleri olmasa bile, sosyal demokrasi kültüre önem veriliyor. Bu gibi ülkeler, ABD, Arjantin, Meksika gibi ülkelerden nitelik olarak çok farklıdırlar.
Demokratik zihniyette olan toplumlar sade mütevazi bir yaşamı seçiyorlar. Kadınlar, erkekler, çocuklar pahalı giysiler değil, ucuz ve temiz giyiniyorlar. Bu gibi ülkeler de öyle şatafatlı lüks yüksek binalar yoktur. Başka bir anlatımla dikey mimari yerine yatay mimari tercih ediliyor. Müslüman geçinen toplumlar, İslam dini şartlarına uyan sosyal demokrat kültürü takip eden toplumları değil, İslam dini kurallarına hiç uymayan külltürü maalesef daha çok seviyor, benimsiyorlar. Bunu geçmiş yıllar da cumhurbaşkanı Erdoğan, Istanbul'da yatay mimari yerine dikey mimari yaptık diyerek, Böylece Istanbul'a ihanet ettik demiştir.
Sosyal demokrat kültürü benimsemiş ülkeler de yüksek katlı binalar yoktur. Oraların ve buraların sosyal demokrat yerel yönetimleri çok katli binalara ruhsat vermiyorlar. En çok üç kat'a kadar yapı izni veriyorlar. Ülkemiz de Avrupa ülkeleri standartına uyan Eskişehir ili oluyor.
Burada CHP'li belediye başkanı olumlu sosyal belediyecilik örnekleri veriyorlar. Bir ülkenin bir ilin kalkınması bireysel başarılarla değil ancak kolektif çağdaş bir yönetimle mümkün olur.
Ekleme
Tarihi: 06 Ağustos 2026 -Perşembe
VAHŞİ KAPITALIZM ANLAYIŞINDAN SOSYAL DEMOKRASI KÜLTÜRE GEÇİŞ
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.