Öcalan, Milli istıhbarat Örgütünün Kürt meselesini kabul eden kesimiyle ilişki kurduğunu kabul ediyor, inkar etmiyor. Bunu yazdığı bazı kitaplarda, bazı konuşmalarında belirtiyor.
Amacının Kürt Kürdistan meselesini devletle birlikte adil bir şekilde çözmektir.
Usta teorisyen ve taktiksiyen Abdullah Öcalan, satranç siyaset ilişkisi gibi çok ince bir pratik sergilemek istiyor, şeklinde bu okunabilir, tahlil yapılabilir.
MİT dönemsel olarak bütünlük arz etmiyor gibi bir algı oluşuyor. Bu örgütün 1970 lı yıllarda Amerika Istihbarat örgütü CIA'nın MİT'in bir kanadına egemen olduğu zannediliyor.
Muhtemelen Abdullah Öcalan bunu anlıyor, bu çelişkiden Kürtler adına yararlanmak istiyor, algısı seziliyor.
Bu politikanın bir gereği ve uzantısı olarak, bir MİT mensubu olan Pilot Necati ile ilişki kuruyor. Bunu devam ettiren Öcalan yine, Dersim, Tunceli doğumlu bir MİT mensubunun kızı Kesire Yıldırım ile
evleniyor.
Böylece tahmini veya bir olgu olarak, düşündüğümüzde PKK'nin kuruluşunda MİT görev alıyor. Amaçları gelişen Kürt hareketini kendi kontrollerine almaktır. Ama bunda Öcalan'ın kendi ve örgütü lehine bir hesabı da bulunuyor. Kürt meselesini tek çatı altında birleştirmek için, farklı, faal Kürt gruplarını tasfiye ediyorlar. Bunların içerisinde en güçlü olanı Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları KUK, benzeri diğer savaş yanlısı Kürt örgütleri tasfiye ediliyor.
Bir konuyu belirtmek gerekir ki Ulusal veya sınıfsal Marksist harekette bulunan bazı örgütlerin kurulmasına devletler öncülük etmişlerdir. Dünya örneğinde görüldüğü gibi bu örgütler, sonra kendilerini kuranlara karşı kendi halkı veya kendi ezilen sınıfların mücadelesini yapmışlardır.
Ankara Çubuk barajı civarında kurulacak örgütün detaylı hazırlıkları yapılır. Öcalan en son yapılan İmralı görüşmelerinde anladığım kadarıyla PKK'in kiruluş surecinde kendini beş yıl MİT'ten gizlediğini söylemiştir.
Anlaşılan Öcalan bu süreyi iyi değerlendirir, ulusal çapta önemli ilişkiler kurar.
Artık PKK'nin kurulmasına Öcalan ve bir grup yakın arkadaşı karar vermişlerdir.
Bilindiği gibi 1978 yılı 27 kasım günü Diyarbakır Lice ilçesi Fis köyünde PKK illegal olarak kurulur.
1979 yılında Abdullah Öcalan Suriye'ye göçer. Bir yıl sonra 12 Eylül 1980 yılında Türkiye'de Amerika güdümlü askeri darbe yapılır.
Faşist cunta sağ, sol tüm kesimlere yönelir. Özelikle yeni Kurulan Kürdistan İşçi Partisi PKK'ye çok acımasız, gaddar bir biçimde yönelir.
Diyarbakır cezaevi demeyelim, ağır işkence evinde tutuklulara insanlık dışı vahşice işkenceler yapılır. İlk uluslararası komplo, çatışma ortamına giden yol orada başlar, desek sanırım doğrudur.
Nitekim buradan çıkan tutukluların büyük çoğunluğu dağın yolunu tutar. 1984 te başlayan çatışmaların devamında özelikle Kürt halkı büyük acılar yaşar. Büyük can ve mal kaybına uğrar. Kürt vatandaşlar doğduğu toprakları yerlerini yurtlarını terk ederek batı illerine göç ederler. Perişan bir vaziyette olurlar.
Abdullah Öcalan, Lübnan Beka vadisinde bulunurken yanına çok sayıda ünlü Türk gazetecileri gelir. Onlarla yaptığı söyleşiler de, kontrollü bir savaş yaptığını, savaşı hiç istemediğini, ama devletin etkin bir kanadının savaşı dayattığını, istediğini, kendilerinin buna mecbur kaldığını belirttir.
Kürt meselesini kabul ettirmek için zorunlu olarak savaş seçeneğini seçtiğini söyler. Son İmralı görüşme notlarında Kürt halkının çoğunun
Türkiye'den ayrılmak istemediğini bu cumhuriyeti Türk ve Kürt birlikte kurduklarını, ama sonra Kürt halkının inkar edildiğini söyler.
En son Kürt isyanını kendisinin başlattığını bunun yine inkar ve baskıdan dolayı olduğunu söyler.
Amacının tekrar iki halkın birliğini eşit temeller üzerine kurmak olduğunu açıklar. Yanına gelen dış ülke temsilcilerinin Türkiye'den ayrılmayı isteyin size yardım edelim teklifini asla kabul etmediğini gazetecilere açıklar.
İmralı'dan çok daha önce 1990 lı yıllarda Kürdistan kurtuluşundan, Kürdistan bir sömürgeci tezinden vaz geçmiştir.
Tarihte olduğu gibi Türk ve Kürt halkının ittifakını ister. Bu da tek devlet eşit haklara sahip iki millettir. Teoride doğru olan bu görüşün pratikte nasıl olacağı nasıl uygulanacağı ayrı bir konudur.
Bu düşüncenin devamı olarak Beka'da gazetecilere PKK bir Türkiye partisidir der.
Dikkat edilirse Öcalan Suriye'de ne söylemişse Türkiye'de İmralı da aynı sözleri aynı düşünceyi ifade ediyor söylüyor. Bir çelişki yok. Son Imralı notlarında kendi deyimiyle davayı satmak yoktur. Böyle bir şey olamaz diyor. Devam edecek
Anasayfa
Yazarlar
NECDET ŞANSAL
Yazı Detayı
Bu yazı 44 kez okundu.
ABDULLAH ÖCALAN GERÇEĞİ - 2
Öcalan, Milli istıhbarat Örgütünün Kürt meselesini kabul eden kesimiyle ilişki kurduğunu kabul ediyor, inkar etmiyor. Bunu yazdığı bazı kitaplarda, bazı konuşmalarında belirtiyor.
Amacının Kürt Kürdistan meselesini devletle birlikte adil bir şekilde çözmektir.
Usta teorisyen ve taktiksiyen Abdullah Öcalan, satranç siyaset ilişkisi gibi çok ince bir pratik sergilemek istiyor, şeklinde bu okunabilir, tahlil yapılabilir.
MİT dönemsel olarak bütünlük arz etmiyor gibi bir algı oluşuyor. Bu örgütün 1970 lı yıllarda Amerika Istihbarat örgütü CIA'nın MİT'in bir kanadına egemen olduğu zannediliyor.
Muhtemelen Abdullah Öcalan bunu anlıyor, bu çelişkiden Kürtler adına yararlanmak istiyor, algısı seziliyor.
Bu politikanın bir gereği ve uzantısı olarak, bir MİT mensubu olan Pilot Necati ile ilişki kuruyor. Bunu devam ettiren Öcalan yine, Dersim, Tunceli doğumlu bir MİT mensubunun kızı Kesire Yıldırım ile
evleniyor.
Böylece tahmini veya bir olgu olarak, düşündüğümüzde PKK'nin kuruluşunda MİT görev alıyor. Amaçları gelişen Kürt hareketini kendi kontrollerine almaktır. Ama bunda Öcalan'ın kendi ve örgütü lehine bir hesabı da bulunuyor. Kürt meselesini tek çatı altında birleştirmek için, farklı, faal Kürt gruplarını tasfiye ediyorlar. Bunların içerisinde en güçlü olanı Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları KUK, benzeri diğer savaş yanlısı Kürt örgütleri tasfiye ediliyor.
Bir konuyu belirtmek gerekir ki Ulusal veya sınıfsal Marksist harekette bulunan bazı örgütlerin kurulmasına devletler öncülük etmişlerdir. Dünya örneğinde görüldüğü gibi bu örgütler, sonra kendilerini kuranlara karşı kendi halkı veya kendi ezilen sınıfların mücadelesini yapmışlardır.
Ankara Çubuk barajı civarında kurulacak örgütün detaylı hazırlıkları yapılır. Öcalan en son yapılan İmralı görüşmelerinde anladığım kadarıyla PKK'in kiruluş surecinde kendini beş yıl MİT'ten gizlediğini söylemiştir.
Anlaşılan Öcalan bu süreyi iyi değerlendirir, ulusal çapta önemli ilişkiler kurar.
Artık PKK'nin kurulmasına Öcalan ve bir grup yakın arkadaşı karar vermişlerdir.
Bilindiği gibi 1978 yılı 27 kasım günü Diyarbakır Lice ilçesi Fis köyünde PKK illegal olarak kurulur.
1979 yılında Abdullah Öcalan Suriye'ye göçer. Bir yıl sonra 12 Eylül 1980 yılında Türkiye'de Amerika güdümlü askeri darbe yapılır.
Faşist cunta sağ, sol tüm kesimlere yönelir. Özelikle yeni Kurulan Kürdistan İşçi Partisi PKK'ye çok acımasız, gaddar bir biçimde yönelir.
Diyarbakır cezaevi demeyelim, ağır işkence evinde tutuklulara insanlık dışı vahşice işkenceler yapılır. İlk uluslararası komplo, çatışma ortamına giden yol orada başlar, desek sanırım doğrudur.
Nitekim buradan çıkan tutukluların büyük çoğunluğu dağın yolunu tutar. 1984 te başlayan çatışmaların devamında özelikle Kürt halkı büyük acılar yaşar. Büyük can ve mal kaybına uğrar. Kürt vatandaşlar doğduğu toprakları yerlerini yurtlarını terk ederek batı illerine göç ederler. Perişan bir vaziyette olurlar.
Abdullah Öcalan, Lübnan Beka vadisinde bulunurken yanına çok sayıda ünlü Türk gazetecileri gelir. Onlarla yaptığı söyleşiler de, kontrollü bir savaş yaptığını, savaşı hiç istemediğini, ama devletin etkin bir kanadının savaşı dayattığını, istediğini, kendilerinin buna mecbur kaldığını belirttir.
Kürt meselesini kabul ettirmek için zorunlu olarak savaş seçeneğini seçtiğini söyler. Son İmralı görüşme notlarında Kürt halkının çoğunun
Türkiye'den ayrılmak istemediğini bu cumhuriyeti Türk ve Kürt birlikte kurduklarını, ama sonra Kürt halkının inkar edildiğini söyler.
En son Kürt isyanını kendisinin başlattığını bunun yine inkar ve baskıdan dolayı olduğunu söyler.
Amacının tekrar iki halkın birliğini eşit temeller üzerine kurmak olduğunu açıklar. Yanına gelen dış ülke temsilcilerinin Türkiye'den ayrılmayı isteyin size yardım edelim teklifini asla kabul etmediğini gazetecilere açıklar.
İmralı'dan çok daha önce 1990 lı yıllarda Kürdistan kurtuluşundan, Kürdistan bir sömürgeci tezinden vaz geçmiştir.
Tarihte olduğu gibi Türk ve Kürt halkının ittifakını ister. Bu da tek devlet eşit haklara sahip iki millettir. Teoride doğru olan bu görüşün pratikte nasıl olacağı nasıl uygulanacağı ayrı bir konudur.
Bu düşüncenin devamı olarak Beka'da gazetecilere PKK bir Türkiye partisidir der.
Dikkat edilirse Öcalan Suriye'de ne söylemişse Türkiye'de İmralı da aynı sözleri aynı düşünceyi ifade ediyor söylüyor. Bir çelişki yok. Son Imralı notlarında kendi deyimiyle davayı satmak yoktur. Böyle bir şey olamaz diyor. Devam edecek
Ekleme
Tarihi: 15 Eylül 2026 -Salı
ABDULLAH ÖCALAN GERÇEĞİ - 2
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.