NECDET ŞANSAL
Köşe Yazarı
NECDET ŞANSAL
 

TÜRK VE KÜRT İLİŞKİSİ TARİHSELDİR

Geçen günkü yazım, Zaza ve Kurmanc konusuydu.Her iki topluluğun birbirleriyle yakın ilişkilerini belirtmiştim. Bazı tefrikalara rağmen aralarında birliğin ve yakınlığın olduğunu yazmıştım.  Bu yazıdan  esinlenerek bu defa Türk ve Kürt  birliğinin önemine değineceğim. Vurgulanması gereken olan her iki toplumun  aralarındaki ilişkilerin sıradan bir ilişki olmadığıdır. Bazıları yanlış anlayabilir, farklı yorumlar yapabilir bu normaldır. Her iki halkın aralarında derin çelişkilerin olduğunu söyleyebilirler. Elbette bazı dönemler çelişkiler çatışmalar kısmen olmuştur. Bu durum, tarihsel süreçte her iki müslüman halkın beylikleri arasında da olmuştur. Önemli olan tarihte olduğu gibi Türk ve Kürt ittifakının sağlam temeller üzerinde devam etmesidir. Çünkü tarihsel birliktelik her iki halkın yararına olmuştur. Birlikte gelişmişlerdir. Türk Kürt ilişkisi buna ortaklığı da denilebilir, yüzlerce yıldır devam etmiştir. Aralarındaki ilişki genel olarak stratejik  olmuştur. Şeddadiler donemimden baslayan ilişkiler, Maazgirt'e, oradan   Urfa Haçlı kontluğunun alınmasını getirmiştir. Kesintisiz devam eden birliktelik ve stratejinin en Önemli zaferi Kudüs şehrinin alınması olmuştur.  Hazreti Ömer tarafından fethedilen Kutsal Kudüs şehri 1099 yılında Hristiyan Haçlılar tarafından işgal edilmişti. 88 yıl sonra Türk ve Kürt güçleri tarafından tekrar fethedildi.Nihayet bu birliktelik, Osmanlı devleti döneminde önemli kazanımlar elde etmiştir. Ancak Cumhuriyet kurulduktan sonra Türk  milliyetçi anlayışla Kürt sorunu hiç yokken başlamış oldu.   Daha önce tarih boyunca Türk ve Kürt toplumları arasında red inkar olmamıştır. Gönüllü bir işbirliği olmuştur. Zira her iki toplumun toplumsal psikolojileri örtüşüyor. İyi, kötü, yaklaşık 1200 yıldır devam eden birliktelik bulunuyor. Ayrıca mecazi bir saptama olacak ama her iki halkın isimleri bile inanılmaz benzerlikler taşıyor.  Örneğin Türk ve Kürt ismi her birisi dört harftır. Bu harfler değişik şekilde telafüz edilirse, Türk Kürt oluyor. Kürt Türk oluyor. Tarihsel, siyasi verileri incelediğimizde somut ve nesnel bir birliktelik, buna kader birliği diyebileceğimiz bir ilişki veya ortaklık ortaya çıkıyor. Kürt ve Türk ilişkisi sanılanın aksine 1071 Malazgirt savaşındaki ittifaktan çok daha önce, Hezbani, Revvadi Kürt yönetimleri ve 900'li yıllarda Şeddadi devleti döneminde başlamıştır. Orta Asya'dan gelen Türk boylarına Şeddadiler ev sahipliği yapmıştır. Her iki müslüman millet Gürcülere, Ruslara karşı birlikte savaşmışlardır. Daha  o zamandan beri yakın diyaloğları  olmuş, kız alıp vermişler, akraba olmuşlardır. Tarihsel süreçte Türkiye coğrafyasında entegrasyon zaten olmuştur. Diğer üç müslüman ülkede, İran, Irak ve Suriye'de yaşayan Kürtler, Türkiye'de olduğu kadar çok yakın ilişkiler, gönüllü birliktelik içerisinde olmamış, iç içe geçmemişlerdir.  Kemalist düzenden sonra asimilasyon başlamıştır. Şimdi yeni Kardeşlik ve birlik sürecinde sorun entegrasyon değil asimilasyondur.  Asimile olmayı önlemek için, Kürt vatandaşlara demokratik anayasal haklar verilmelidir. Örneğin, devlet okullarında Türkçe gibi Kürtçe anadilde ders verilmelidir. Anayasanın 66. Maddesi: Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk"tür. Ifadesi yerine, Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşı olan herkes eşit haklara sahiptir. Yazılsa daha demokratik olur. Sosyal yaşamda Türkçe, Arapça, Ingilizce'ye verilen serbestlik Kürtçeye de verilmelidir. En önce ise mecliste Kürtçe için bilinmeyen dil deme garabetine derhal son verilmelidir. Nasıl bir ironi, TRT Kurdi TV'yı kuran devlet mecliste kürtçeye bilnmeyen bir dil diyor. Büyük bir tezat ve çelişki, anlamak.mümkün değildir.  12 maddelik af yasasında Kürt meselesini hak hukuk  ekseninde çözecek ibareler bulunmuyor. Açık demek gerekirse, eğer bu maddelerde  kamuoyuna açıklanmayan  demokratik tasarılar yoksa, çözümün olması zor olur. Oysa erdem zoru kolay etmektir. En iyisi umarız, devlet aklı Türk Kürt birlikteliğini tarihte görüldüğü gibi esasĺı sağlam hale getirir.
Ekleme Tarihi: 25 Ağustos 2026 -Salı

TÜRK VE KÜRT İLİŞKİSİ TARİHSELDİR

Geçen günkü yazım, Zaza ve Kurmanc konusuydu.Her iki topluluğun birbirleriyle yakın ilişkilerini belirtmiştim. Bazı tefrikalara rağmen aralarında birliğin ve yakınlığın olduğunu yazmıştım. 
Bu yazıdan  esinlenerek bu defa Türk ve Kürt  birliğinin önemine değineceğim. Vurgulanması gereken olan her iki toplumun 
aralarındaki ilişkilerin sıradan bir ilişki olmadığıdır.
Bazıları yanlış anlayabilir, farklı yorumlar yapabilir bu normaldır. Her iki halkın aralarında derin çelişkilerin olduğunu söyleyebilirler. Elbette bazı dönemler çelişkiler çatışmalar kısmen olmuştur. Bu durum, tarihsel süreçte her iki müslüman halkın beylikleri arasında da olmuştur. Önemli olan tarihte olduğu gibi Türk ve Kürt ittifakının sağlam temeller üzerinde devam etmesidir. Çünkü tarihsel birliktelik her iki halkın yararına olmuştur. Birlikte gelişmişlerdir.
Türk Kürt ilişkisi buna ortaklığı da denilebilir, yüzlerce yıldır devam etmiştir. Aralarındaki ilişki genel olarak stratejik  olmuştur. Şeddadiler donemimden baslayan ilişkiler, Maazgirt'e, oradan 
 Urfa Haçlı kontluğunun alınmasını getirmiştir. Kesintisiz devam eden birliktelik ve stratejinin en Önemli zaferi Kudüs şehrinin alınması olmuştur. 
Hazreti Ömer tarafından fethedilen Kutsal Kudüs şehri 1099 yılında Hristiyan Haçlılar tarafından işgal edilmişti. 88 yıl sonra Türk ve Kürt güçleri tarafından tekrar fethedildi.Nihayet bu birliktelik, Osmanlı devleti döneminde önemli kazanımlar elde etmiştir.
Ancak Cumhuriyet kurulduktan sonra Türk  milliyetçi anlayışla Kürt sorunu hiç yokken başlamış oldu.
  Daha önce tarih boyunca Türk ve Kürt toplumları arasında red inkar olmamıştır. Gönüllü bir işbirliği olmuştur. Zira her iki toplumun toplumsal psikolojileri örtüşüyor. İyi, kötü, yaklaşık 1200 yıldır devam eden birliktelik bulunuyor.
Ayrıca mecazi bir saptama olacak ama her iki halkın isimleri bile inanılmaz benzerlikler taşıyor. 
Örneğin Türk ve Kürt ismi her birisi dört harftır. Bu harfler değişik şekilde telafüz edilirse, Türk Kürt oluyor. Kürt Türk oluyor.
Tarihsel, siyasi verileri incelediğimizde somut ve nesnel bir birliktelik, buna kader birliği diyebileceğimiz bir ilişki veya ortaklık ortaya çıkıyor.
Kürt ve Türk ilişkisi sanılanın aksine 1071 Malazgirt savaşındaki ittifaktan çok daha önce, Hezbani, Revvadi Kürt yönetimleri ve 900'li yıllarda Şeddadi devleti döneminde başlamıştır. Orta Asya'dan gelen Türk boylarına Şeddadiler ev sahipliği yapmıştır.
Her iki müslüman millet Gürcülere, Ruslara karşı birlikte savaşmışlardır.
Daha  o zamandan beri yakın diyaloğları  olmuş, kız alıp vermişler, akraba olmuşlardır. Tarihsel süreçte Türkiye coğrafyasında entegrasyon zaten olmuştur. Diğer üç müslüman ülkede, İran, Irak ve Suriye'de yaşayan Kürtler, Türkiye'de olduğu kadar çok yakın ilişkiler, gönüllü birliktelik içerisinde olmamış, iç içe geçmemişlerdir. 
Kemalist düzenden sonra asimilasyon başlamıştır. Şimdi yeni Kardeşlik ve birlik sürecinde sorun entegrasyon değil asimilasyondur. 
Asimile olmayı önlemek için, Kürt vatandaşlara demokratik anayasal haklar verilmelidir. Örneğin, devlet okullarında Türkçe gibi Kürtçe anadilde ders verilmelidir.
Anayasanın 66. Maddesi: Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk"tür. Ifadesi yerine, Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşı olan herkes eşit haklara sahiptir. Yazılsa daha demokratik olur. Sosyal yaşamda Türkçe, Arapça, Ingilizce'ye verilen serbestlik Kürtçeye de verilmelidir.
En önce ise mecliste Kürtçe için bilinmeyen dil deme garabetine derhal son verilmelidir. Nasıl bir ironi, TRT Kurdi TV'yı kuran devlet mecliste kürtçeye bilnmeyen bir dil diyor. Büyük bir tezat ve çelişki, anlamak.mümkün değildir. 
12 maddelik af yasasında Kürt meselesini hak hukuk  ekseninde çözecek ibareler bulunmuyor. Açık demek gerekirse, eğer bu maddelerde  kamuoyuna açıklanmayan  demokratik tasarılar yoksa, çözümün olması zor olur. Oysa erdem zoru kolay etmektir.
En iyisi umarız, devlet aklı Türk Kürt birlikteliğini tarihte görüldüğü gibi esasĺı sağlam hale getirir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.