2. Ağustos 2026 yılında İmralı'da Dem heyeti ile Abdullah Öcalan'ın uzun görüşmesi bence bir manifesto gibidir.
Siyasetle ilgilenenler ve Öcalan'ı anlamak isteyenler bu görüşme notlarını okumalılar.
Abdullah Öcalan siyasi yaşamı boyunca değişim ve dönüşüm yaşayan, bu yönüyle çok kimseyı şaşırtan pragmatik bir liderdir. 2025 yılında açıkladığı 27 Şubat kararları herkesi bir kez daha şaşırtmıştı. Hatta, kendisini iyi tanımayan kişiler de devletin dediğini yapıyor algısı oluştu.
Çünķü, 27. Şubat bildirgesinde: "Ne bağımsızlık, ne federasyon, ne özerklik, ne Kültüralist çözüm dahi istemiyorum." demişti. Çoğu kimse bu açıklamaya hayret etmişti. Hatta PKK kandil kadrosu bile şaşırmışlardı.
Nitekim bu durumu PKK merkez komitesi üyesi Duran Kalkan gazeteci Ruşen Çakırla yaptığı röportajda belirtmişti.
Türkmen olan Kalkan, Çakıra verdiği bilgide Öcalan'ın PKK'yı kurduğu 1978 de kendisinin ilk kadroda yer aldığını söylemiştir.
Daha o dönemde Türkiyenin bütünlüğünü Türk ve Kürt eşit birliğini savunan bir projesi olduğunu belirtmiştir.
Duran Kalkan söyleşide, böyle olmasaydı bir Türk olarak bu örgütün içinde yer almayacağını söylemiştir.
Araştırınca 27. Şubat açıklaması hiç bir şey istememe veya yalnız demokrasi isteme bildirisi değildir.
Önemli bir siyasi hamledir. Taktik ve stratejik içeriklidir. 1921 anayasasına bir göndermedir, bir vurgudur.
Cumhuriyet öncesi verilen sözlerin tutulmasına yönelik, her şeye yeniden, deyim yerindeyse sıfırdan başlamadır. İyice analiz yapılınca böyle bir okuma ortaya çıkıyor.
Amaç Türk Kürt birlikteliğini sağlam zemine alıp bunu yazılı hale getirmektir.
Öcalan bunun gereği olarak Kürt kimliğini kabul eden demokratik bir anayasa istiyor.
Zaten kendisi "Ben bir Kürt stratejisti, siyasal çözümleyicisi olarak varım" diyor. Türk'ün ne kadar hakkı varsa Kürdün'de o kadar hakkı olmalıdır"
En az 30 yıldır Özal döneminden beri ısrarla barış istediğini belirtiyor. Öcalan'ın kişiliğini ve psikolojisini inceleyen prof. Demek barış yönüne dair çok doğru bir kişilik çözümlemesi yapmış.
2. Ağustos bildirisinde, Savaşın çözüm olmadığını çözümsüzlük olduğunu bir devlet görevlisiyle yaptığı konuşmada: "Kim kazansada bu bir pirus zaferi olur" dediğini ifade etmiştir.
Bu deyimin anlamı bir taraf için zafer olarak görünse bile aslında iki taraf için de büyük kayıp anlamına geliyor.
Öcalan, Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasında "iki sütun,Türk ve Kürt sütünü" olduğunu, tarihi zaferlerin Anadolu ile Mezopotamyanın birlikteliği sayesinde gerçekleştiğini açıklıyor.
Kürtlerin Osmanli devletinde, Cumhuriyet kurulması öncesinde Türklerle beraber hareket ettiğini, Lawrence, Araplar gibi İngiliz işbirlikçiliği yapmadığını belirtiyor. Nitekim tarihi kanıtlar Öcalan'ın bu bilgisini kanıtlıyor.
Müslüman halkların ümmet kavramının Orta Doğu birliği anlamına geldiğini, bunun önemsenmesi gerektiğini söylüyor.
Bu coğrafyada sağ da olsa, sol da olsa bu toprağın kültürüne uygun olması gerektiğini söylüyor. 2. Ağustos bildirisinin hepsinin önemli, ama bazı daha öne çıkan vurgularına değindik. Silahlı mücadelenin bittiğini siyasal mücadelenin başladığını ısrarla belirtiyor.
Verilen mesaj analiz edildiğinde artık bundan sonra Kürt siyasetçileri ve demoktatik düşünen Türk siyasetçileri sorumluluk alarak her şeyi Öcalan'dan beklemeden, amansız bir biçimde, yorulmadan, meşru demokratik yasal bir mücadele yürütmelidir. Kürt ve Türk halkının yararına olacak atılımlar yapmalıdırlar.
Demokratik entegrasyonu bence böyle anlamalı.
Değerli okurlar: Sonuç olarak dört bölümlük Abdullah Öcalan gerçeği yazı dizisınin sonuna geldik. Bu yazı dizisi Abdullah Öcalan'ı anlamak diye de okunabilir.
Öcalan'ı severiz sevmeyiz o ayrı bir konu. Ama Abdullah Öcalan'da bilimsel bir tespit olan bulgu ve olguların bizlere gösterdiği şekliyle önemli bir düşünür ve filozof özellikleri bulunuyor.
Kürt halkında öyle zannederim seveni sevmeyenden çoktur.
Bu durum parayla pulla olan bir şey değil. Buna ancak bir anlamda soyut olarak denilirse Allah vergisidir.
Bir çok genç tutuklandığı süreçte kendini yakmıştır. Kısaca demek gerekirse Abdullah Öcalan halkı ikna etme kabiliyeti çok yüksek karizmatik bir liderdir.
Nitekim bunu iktidarın ortağı Devlet Bahçeli teyit ve kabul etmiş, belirtmiştir.
Şimdi gerçekten barış zamanı. Itiraf edeyim önce 12 maddelik çerçeve yasanın çözüm olmadığına dair eleştirmiştim.
Ama 2. Ağustos bildirgesini çok dikkatlice defalarca okuduktan sonra Kürt sorunun barış içerisinde çözülecek bir projenin yürürlüğe konulacağına kanaat getirdim. İnşallah yanılmış olmam. Zira buna inandım.
Öcalan Imralı açıklamasında çerçeve yasadan sonra demokratik yasalar ve yeni demokratik bir anayasa istiyor. Kimlik haklarının yazılı hale getirilmesini talep ediyor.
Kürt halkının Duyarlı, önemli bir kesiminde böyle bir beklenti ve umut var.
Türk ve Kürt halkı anadolu, Mezopotamya coğrafyasının kurucu iki halkıdır. Dileriz ve umarız tarihi birlikteliği olan iki halk barış içerisinde kardeşçe demokratik bir yaşam sürmeye devam ederler.
Anasayfa
Yazarlar
NECDET ŞANSAL
Yazı Detayı
Bu yazı 52 kez okundu.
ABDULLAH ÖCALAN GERÇEĞİ - 4
2. Ağustos 2026 yılında İmralı'da Dem heyeti ile Abdullah Öcalan'ın uzun görüşmesi bence bir manifesto gibidir.
Siyasetle ilgilenenler ve Öcalan'ı anlamak isteyenler bu görüşme notlarını okumalılar.
Abdullah Öcalan siyasi yaşamı boyunca değişim ve dönüşüm yaşayan, bu yönüyle çok kimseyı şaşırtan pragmatik bir liderdir. 2025 yılında açıkladığı 27 Şubat kararları herkesi bir kez daha şaşırtmıştı. Hatta, kendisini iyi tanımayan kişiler de devletin dediğini yapıyor algısı oluştu.
Çünķü, 27. Şubat bildirgesinde: "Ne bağımsızlık, ne federasyon, ne özerklik, ne Kültüralist çözüm dahi istemiyorum." demişti. Çoğu kimse bu açıklamaya hayret etmişti. Hatta PKK kandil kadrosu bile şaşırmışlardı.
Nitekim bu durumu PKK merkez komitesi üyesi Duran Kalkan gazeteci Ruşen Çakırla yaptığı röportajda belirtmişti.
Türkmen olan Kalkan, Çakıra verdiği bilgide Öcalan'ın PKK'yı kurduğu 1978 de kendisinin ilk kadroda yer aldığını söylemiştir.
Daha o dönemde Türkiyenin bütünlüğünü Türk ve Kürt eşit birliğini savunan bir projesi olduğunu belirtmiştir.
Duran Kalkan söyleşide, böyle olmasaydı bir Türk olarak bu örgütün içinde yer almayacağını söylemiştir.
Araştırınca 27. Şubat açıklaması hiç bir şey istememe veya yalnız demokrasi isteme bildirisi değildir.
Önemli bir siyasi hamledir. Taktik ve stratejik içeriklidir. 1921 anayasasına bir göndermedir, bir vurgudur.
Cumhuriyet öncesi verilen sözlerin tutulmasına yönelik, her şeye yeniden, deyim yerindeyse sıfırdan başlamadır. İyice analiz yapılınca böyle bir okuma ortaya çıkıyor.
Amaç Türk Kürt birlikteliğini sağlam zemine alıp bunu yazılı hale getirmektir.
Öcalan bunun gereği olarak Kürt kimliğini kabul eden demokratik bir anayasa istiyor.
Zaten kendisi "Ben bir Kürt stratejisti, siyasal çözümleyicisi olarak varım" diyor. Türk'ün ne kadar hakkı varsa Kürdün'de o kadar hakkı olmalıdır"
En az 30 yıldır Özal döneminden beri ısrarla barış istediğini belirtiyor. Öcalan'ın kişiliğini ve psikolojisini inceleyen prof. Demek barış yönüne dair çok doğru bir kişilik çözümlemesi yapmış.
2. Ağustos bildirisinde, Savaşın çözüm olmadığını çözümsüzlük olduğunu bir devlet görevlisiyle yaptığı konuşmada: "Kim kazansada bu bir pirus zaferi olur" dediğini ifade etmiştir.
Bu deyimin anlamı bir taraf için zafer olarak görünse bile aslında iki taraf için de büyük kayıp anlamına geliyor.
Öcalan, Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasında "iki sütun,Türk ve Kürt sütünü" olduğunu, tarihi zaferlerin Anadolu ile Mezopotamyanın birlikteliği sayesinde gerçekleştiğini açıklıyor.
Kürtlerin Osmanli devletinde, Cumhuriyet kurulması öncesinde Türklerle beraber hareket ettiğini, Lawrence, Araplar gibi İngiliz işbirlikçiliği yapmadığını belirtiyor. Nitekim tarihi kanıtlar Öcalan'ın bu bilgisini kanıtlıyor.
Müslüman halkların ümmet kavramının Orta Doğu birliği anlamına geldiğini, bunun önemsenmesi gerektiğini söylüyor.
Bu coğrafyada sağ da olsa, sol da olsa bu toprağın kültürüne uygun olması gerektiğini söylüyor. 2. Ağustos bildirisinin hepsinin önemli, ama bazı daha öne çıkan vurgularına değindik. Silahlı mücadelenin bittiğini siyasal mücadelenin başladığını ısrarla belirtiyor.
Verilen mesaj analiz edildiğinde artık bundan sonra Kürt siyasetçileri ve demoktatik düşünen Türk siyasetçileri sorumluluk alarak her şeyi Öcalan'dan beklemeden, amansız bir biçimde, yorulmadan, meşru demokratik yasal bir mücadele yürütmelidir. Kürt ve Türk halkının yararına olacak atılımlar yapmalıdırlar.
Demokratik entegrasyonu bence böyle anlamalı.
Değerli okurlar: Sonuç olarak dört bölümlük Abdullah Öcalan gerçeği yazı dizisınin sonuna geldik. Bu yazı dizisi Abdullah Öcalan'ı anlamak diye de okunabilir.
Öcalan'ı severiz sevmeyiz o ayrı bir konu. Ama Abdullah Öcalan'da bilimsel bir tespit olan bulgu ve olguların bizlere gösterdiği şekliyle önemli bir düşünür ve filozof özellikleri bulunuyor.
Kürt halkında öyle zannederim seveni sevmeyenden çoktur.
Bu durum parayla pulla olan bir şey değil. Buna ancak bir anlamda soyut olarak denilirse Allah vergisidir.
Bir çok genç tutuklandığı süreçte kendini yakmıştır. Kısaca demek gerekirse Abdullah Öcalan halkı ikna etme kabiliyeti çok yüksek karizmatik bir liderdir.
Nitekim bunu iktidarın ortağı Devlet Bahçeli teyit ve kabul etmiş, belirtmiştir.
Şimdi gerçekten barış zamanı. Itiraf edeyim önce 12 maddelik çerçeve yasanın çözüm olmadığına dair eleştirmiştim.
Ama 2. Ağustos bildirgesini çok dikkatlice defalarca okuduktan sonra Kürt sorunun barış içerisinde çözülecek bir projenin yürürlüğe konulacağına kanaat getirdim. İnşallah yanılmış olmam. Zira buna inandım.
Öcalan Imralı açıklamasında çerçeve yasadan sonra demokratik yasalar ve yeni demokratik bir anayasa istiyor. Kimlik haklarının yazılı hale getirilmesini talep ediyor.
Kürt halkının Duyarlı, önemli bir kesiminde böyle bir beklenti ve umut var.
Türk ve Kürt halkı anadolu, Mezopotamya coğrafyasının kurucu iki halkıdır. Dileriz ve umarız tarihi birlikteliği olan iki halk barış içerisinde kardeşçe demokratik bir yaşam sürmeye devam ederler.
Ekleme
Tarihi: 17 Eylül 2026 -Perşembe
ABDULLAH ÖCALAN GERÇEĞİ - 4
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.