Tarafsız objektif olarak incelendiğinde Abdullah Öcalan Serbest olduğu Suriye'de ne söylemişse İmralı adasına uçakla götürüldüğünde de bazı taktiksel sözler dışında son tahlilde aynı amaca dayalı sözler söylemiştir.
Zaten Avrupa'da sürgünde olduğu dönemde bir gün yaptığı açıklamada herkesi şaşırtır. Avrupa, Rusya kendini kabul etmiyor. Uluslar arası komplo deyimini bundan dolayı söylüyor.
Uçağın yönünü Ankara'ya çevirmek ister. Ben ne yaptım dercesine, ayrılmaya mecbur bırakıldığını açıklar. Yabancılar karışmadan Türkiye ile birlikte Kürt meselesini çözmek istediğini belirttir.
Suriye'de bulunduğu zaman yanına ilk gelen bir Iran devrim muhafızları komutanın Türkiye'ye karşı birlikte politik bir mücadele yapmak istediğini söylediğini ona bunu kabul etmesinin mümkün olmadığını söyler.
Ayrıca İsrail ve başka ülkelerin istihbarat elemanları kendisiyle irtibata geçmek istediklerini, kendisinin bunu yine kesinlikle kabul etmediğini açıklar.
Abdullah Öcalan bu konuda samimi olduğunu, Kürtlerin hakları ile birlikte Türkiye'nin birliğini istediği belli oluyor.
Kısaca yine tekrarlamak gerekirse Beka'da ne demişse benzer fikirleri İmralı'da söylemiştir. Bir tutarsızlik ve taktik yoktur.
Abdullah Öcalan'ı iyice anlarsak, aslında savaş'tan ziyade barışı düşündüğü, barışı istediğini anlarız.
Türkiye'ye getirildiği günlerde elbette ülkede tüm konu Öcalandı.
TV ekranlarında çeşitli uzmanlar, sosyal, siyasal yorumlar yapıyordu. Sunucuların içerisinde en heyacanlı en sevinçli olanı ATV ana haber sunucusu Ali Kırca idi. Abdullah Öcalan'ın kişiliği konusunda insan kişiliğini ve psikolojisini anlayan bir Psikiyatri uzmanı Prof. Katılmıştı. Kırca ondan, Öcalan'ın ruh hali, kişiliği hakkında kendisine yöneltilen bir soruya verdiği yanıtı hiç unutmam.
Şöyle demişti. "Abdullah Öcalan'ın savaş yönü olduğu kadar barış yönüde güçlüdür " demişti. Bu tespit siyasal olarak çok önemli üzerinde durulması gereken bir tahlildir. Demek oluyor ki Amerikancı 12 Eylül cuntası barış seçeneğini bilinçli olarak kapatmıştir.halkımız çok iyi bilmelidir, Amerika ve Avrupa emperyalizmi çıkarlarına göre hareket ederler.
Uzun sözün kısası bence bu kişilik çözümlemesi, Abdulah Öcalan'ı doğru anlatmıştır.
Öcalan savaş kararından İmralı'dan çok daha önce vaz geçmiştir.
Suriye'de kaldığı dönemde yanına gelen Türk gazetecileriyle yaptığı röportaj da PKK Türkiye partisidir demiştir.
Orada gazetecilere kontrollü savaş deyimini kullanması, kendisinin realist samimi siyasetini ve düşüncesini açıklıyor.
Abdullah Öcalan'ın memleketi Urfa'da halk arasında bu konu ile ilgili, kendisini haklı çıkartan, yalnız siyasal değil, sosyal ilişkilerle ilgili gerçekçi bir deyim vardır. Orjinal şekliyle söyleyelim: " Çekiştin mı barış yerini bırak, barıştın mı çekiş yerini birak" denilir. Yani kavga ettiğinde barış yerini bırak. İlişkileri tamamen koparma. Tüm köprüleri atma. Kavga etmediğinde ise bir gün kavga edebilirsin diye düşün, fazla samimyet iyi değildir anlamı da vardır. Ayrıca "Çok muhabbet tez ayrılık getirir" denilir.
Elbette en kutsal ve değerli olan, dozunda samimi barıştır. Samimi sevgi saygıdır.
Abdullah Öcalan, 2. Ağustos İmralı görüşmelerinde önemli açıklamalar da bulundu. Çözüm sürecinin başarıya ulaşması için çerçeve yasanın yetmeyeceğini demokratik hukuki yasaların mutlaka çıkartılması gerektiğini net açık bir şekilde belirti.
Ayrıca yeni bir anayasanın yapılmasının şart olduğunu, bu anayasa da Türk hukuku yer alıyorsa, Kürt hukuku hakları, Kürt kimliği de yer almalıdır demiştir.
Türk ve Kürt ilişkisinin buna ittifakı da diyebiliriz en az bin yıldır devam ediyor.
Türk tarihinde Selçuklu devleti ne ise, Selçuklular hangi rolü oynamışsa Kürtlerde de Şeddadi sülalesi aynı rolü oynamış.
Selçuklu devleti 300 yıl devam etmiş, Şeddadi devleti de 300 yıl devam etmiştir. Aralarında kardeşçe ilişki olduğunu vurgulamıştır.
Ziya Gokalp'in Türk Kürtsüz, Kürt Türksüz olmaz sözünü hatirlatmıştır. Devam edecek
Anasayfa
Yazarlar
NECDET ŞANSAL
Yazı Detayı
Bu yazı 199 kez okundu.
ABDULLAH ÖCALAN GERÇEĞİ - 3
Tarafsız objektif olarak incelendiğinde Abdullah Öcalan Serbest olduğu Suriye'de ne söylemişse İmralı adasına uçakla götürüldüğünde de bazı taktiksel sözler dışında son tahlilde aynı amaca dayalı sözler söylemiştir.
Zaten Avrupa'da sürgünde olduğu dönemde bir gün yaptığı açıklamada herkesi şaşırtır. Avrupa, Rusya kendini kabul etmiyor. Uluslar arası komplo deyimini bundan dolayı söylüyor.
Uçağın yönünü Ankara'ya çevirmek ister. Ben ne yaptım dercesine, ayrılmaya mecbur bırakıldığını açıklar. Yabancılar karışmadan Türkiye ile birlikte Kürt meselesini çözmek istediğini belirttir.
Suriye'de bulunduğu zaman yanına ilk gelen bir Iran devrim muhafızları komutanın Türkiye'ye karşı birlikte politik bir mücadele yapmak istediğini söylediğini ona bunu kabul etmesinin mümkün olmadığını söyler.
Ayrıca İsrail ve başka ülkelerin istihbarat elemanları kendisiyle irtibata geçmek istediklerini, kendisinin bunu yine kesinlikle kabul etmediğini açıklar.
Abdullah Öcalan bu konuda samimi olduğunu, Kürtlerin hakları ile birlikte Türkiye'nin birliğini istediği belli oluyor.
Kısaca yine tekrarlamak gerekirse Beka'da ne demişse benzer fikirleri İmralı'da söylemiştir. Bir tutarsızlik ve taktik yoktur.
Abdullah Öcalan'ı iyice anlarsak, aslında savaş'tan ziyade barışı düşündüğü, barışı istediğini anlarız.
Türkiye'ye getirildiği günlerde elbette ülkede tüm konu Öcalandı.
TV ekranlarında çeşitli uzmanlar, sosyal, siyasal yorumlar yapıyordu. Sunucuların içerisinde en heyacanlı en sevinçli olanı ATV ana haber sunucusu Ali Kırca idi. Abdullah Öcalan'ın kişiliği konusunda insan kişiliğini ve psikolojisini anlayan bir Psikiyatri uzmanı Prof. Katılmıştı. Kırca ondan, Öcalan'ın ruh hali, kişiliği hakkında kendisine yöneltilen bir soruya verdiği yanıtı hiç unutmam.
Şöyle demişti. "Abdullah Öcalan'ın savaş yönü olduğu kadar barış yönüde güçlüdür " demişti. Bu tespit siyasal olarak çok önemli üzerinde durulması gereken bir tahlildir. Demek oluyor ki Amerikancı 12 Eylül cuntası barış seçeneğini bilinçli olarak kapatmıştir.halkımız çok iyi bilmelidir, Amerika ve Avrupa emperyalizmi çıkarlarına göre hareket ederler.
Uzun sözün kısası bence bu kişilik çözümlemesi, Abdulah Öcalan'ı doğru anlatmıştır.
Öcalan savaş kararından İmralı'dan çok daha önce vaz geçmiştir.
Suriye'de kaldığı dönemde yanına gelen Türk gazetecileriyle yaptığı röportaj da PKK Türkiye partisidir demiştir.
Orada gazetecilere kontrollü savaş deyimini kullanması, kendisinin realist samimi siyasetini ve düşüncesini açıklıyor.
Abdullah Öcalan'ın memleketi Urfa'da halk arasında bu konu ile ilgili, kendisini haklı çıkartan, yalnız siyasal değil, sosyal ilişkilerle ilgili gerçekçi bir deyim vardır. Orjinal şekliyle söyleyelim: " Çekiştin mı barış yerini bırak, barıştın mı çekiş yerini birak" denilir. Yani kavga ettiğinde barış yerini bırak. İlişkileri tamamen koparma. Tüm köprüleri atma. Kavga etmediğinde ise bir gün kavga edebilirsin diye düşün, fazla samimyet iyi değildir anlamı da vardır. Ayrıca "Çok muhabbet tez ayrılık getirir" denilir.
Elbette en kutsal ve değerli olan, dozunda samimi barıştır. Samimi sevgi saygıdır.
Abdullah Öcalan, 2. Ağustos İmralı görüşmelerinde önemli açıklamalar da bulundu. Çözüm sürecinin başarıya ulaşması için çerçeve yasanın yetmeyeceğini demokratik hukuki yasaların mutlaka çıkartılması gerektiğini net açık bir şekilde belirti.
Ayrıca yeni bir anayasanın yapılmasının şart olduğunu, bu anayasa da Türk hukuku yer alıyorsa, Kürt hukuku hakları, Kürt kimliği de yer almalıdır demiştir.
Türk ve Kürt ilişkisinin buna ittifakı da diyebiliriz en az bin yıldır devam ediyor.
Türk tarihinde Selçuklu devleti ne ise, Selçuklular hangi rolü oynamışsa Kürtlerde de Şeddadi sülalesi aynı rolü oynamış.
Selçuklu devleti 300 yıl devam etmiş, Şeddadi devleti de 300 yıl devam etmiştir. Aralarında kardeşçe ilişki olduğunu vurgulamıştır.
Ziya Gokalp'in Türk Kürtsüz, Kürt Türksüz olmaz sözünü hatirlatmıştır. Devam edecek
Ekleme
Tarihi: 16 Eylül 2026 -Çarşamba
ABDULLAH ÖCALAN GERÇEĞİ - 3
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.