Kürdistan işçi partisi PKK ilegal olarak Abdullah Öcalan ve arkadaşları tarafından 27 Kasım 1978 de bağımsız Kürdistan hedefiyle kuruldu. PKK ilk ciddi eylemini Eruh ve Şemdinli ilçelerine baskın yaparak başlattı. Bır kısım Kürt partileri silahlı hareketi doğru bulmuyorlardı, sivil demokratik mücadeleyi esas alıyorlardı. PKK çevreleri bunlara devlet yanlısı ajan diyorlardı.
Yıllar geçtikçe binlerce can kaybı oldu. Tarifsiz acılar yaşandı. Devlet gittikçe artan sorunu çözmek için şimdiye kadar sanırım üç defa barış girişimlerinde bulundu. İlki, 1993 yılında Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın öncülüğünde yapıldı. Ancak bu olumlu girişim Bingöl civarında örgüt içerisinde tahmini derin devlet bağlantılı çeteci Şemdin Sakık tarafından 33 sivil askerin, insafsız bir biçimde öldürülmeleriyle bozuldu. Çatışmalar tüm hızıyla kuralsız bir biçimde devam etti.
İkinci barış görüşmeleri 2013 yılında başladı. Çözüm için akil adamlar seçildi.
bir çok ilde toplantılar yapıldı, öneriler alındı, ciddi çabalar gösterildi. Herkes silahlar susacak, barış gelecek diye sevindi umut bağladı.
Hükümet ile HDP Dolmabahçe mütebakatı diye 10 maddelik bir anlaşma yaptı. Bu anlaşma'da Kürt tarafı için haklar elde edildi. Ancak çok sürmeden 2015 yılında Erdoğan ve AKP hükümeti bu anlaşmadan vaz geçti
Bu defa üçüncü kez oluyor, devlet, olasıdır Kürt sorununu kendi lehine çözmek için, taktiksel olarak Devlet Bahçeli ile 2024 yılında kendi deyimleriyle milli birlik kardeşlik, sonra, terörsüz Türkiye dedikleri süreci başlattı.
Amaç bir de Rojava'yi kontrolleri altına almaktı. Suriye'de devletin bunu, Öcalan'ın yardımıyla başardığı söyleniyor. Abdullah Öcalan 27 Şubat 2025 yılında hiç beklenmeyen bir biçimde, hiç bir şey talep etmeden silahların bırakıldığını PKK'nin fesh edildiğini açıkladı.
İşte bu açıklamadan sonra Kürt partileri ve bazı aydınlar, Öcalan'a yönelik sosyal medyada daha önce görülmemiş bir biçimde ihanetçi diyen yazılar yazıyorlar. Dem Parti çevreleri ise küçük Kürt partilerin ve aydınların barışa karşı oldukları şeklinde açıklama yapıyorlar. Oysa bu partiler ve aydınlar öteden beri silahlı hareketi tasvip etmediklerini, barış istediklerini belirtmişlerdi.Silahların susmasının geç te olsa, doğru olduğunu söylüyorlar.
Söz konusu bu partiler, PKK silahlı harekete başladığın da Kürt meselesinin Türkiye gibi Kürt ve Türk'ün çok içe içe geçtiği bir ülkede bunun çok zararlı olacağını söyledikleri zaman PKK çevreleri bu partileri ve aydınları ihanetle suçluyorlardı. Şimdi ise sivil mücadeleyi öteden beri isteyenler devlet ile görüşmelerde bir statü kazanmadıklarını söylediklerinde, Öcalan taraftarları barış istemiyorlar diyorlar.
Açıkça demek gerekirse, Öcalan karşıtı Kürt grupları Öcalan'ın devletle iş birliği yaptığını yazıyorlar. Bu konuda Öcalan'ın yakalandığında söylediklerini, Imralı notlarını, çeşitli zamanlar da medya'ya yaptığı açıklamaları referans gösteriyorlar. Aslında Abdullah Öcalan bu iddiaları yazdığı bazı kitaplar da inkar etmiyor, kabul ediyor. Ancak devlet beni kullanmadı, ben devleti kullandım demişti. Yapıcı eleştirilerden kimse rahatsız olmamalıdır. Böyle yapılırsa yararı olur. Kaçınılması gereken küfür ve hakaret etmemektir. Buna çok dikkat etmek gerekir. Aksi halde birlik sağlanamaz. Bir de gerektiğinde özeleştiri de yapmaktır. Yani hata yaptığında hatasını kabul etmektir. Gelişme ilerleme ancak böyle olur. Bir insan lider de olsa hatasız olmaz.
Biz demokrat gazeteciler olarak olayları tarafsız olarak belirtmek gibi vicdani bir sorumluluğumuz vardır.
Kürt partilerin birbirlerini ihanetle suçlamaları, Kürt sorununu çözmek açısından zararlı oluyor. Kürtler arasında demokratik bir birliğin kurulması önemlidir. Devlet için de birlik zararlı değil yararlı olur.
Sonuç olarak olan olmuştur. Kürt cenahında istenilen netice alınmadiysa bile, silahların susması geç te olsa iyi bir gelişmedir.
Diğer önemli konu: Kürt partilerin sürekli birbirlerini ihanetle suçlamaları zararlı olur.
Kürt meselesi: Öcalan'ın dediği gibi, yalnız bir demokrasi meselesi değildir. Bir statü istemidir.
Çözüm için:
Demokratik bir anayasa yapılmalıdır. Mecliste bilinmeyen dil deyimine son verilmelidir.
Tıpkı Türkçe gibi, Kürtçe anadilde eğitim yapılmalıdır.
Kürt dili ve edebiyatı fakültesi açılmalıdır.
Kürtçe önündeki tüm engeller kaldırılmalı, ingilizce fransızca Arapça gibi işlem görmelidir.
Kardeşlik sözle değil icraatla olur.
Anasayfa
Yazarlar
NECDET ŞANSAL
Yazı Detayı
Bu yazı 658 kez okundu.
KÜRT PARTİLERİ ARASINDA İHANETÇİ SUÇLAMASI ZARARLI OLUYOR
Kürdistan işçi partisi PKK ilegal olarak Abdullah Öcalan ve arkadaşları tarafından 27 Kasım 1978 de bağımsız Kürdistan hedefiyle kuruldu. PKK ilk ciddi eylemini Eruh ve Şemdinli ilçelerine baskın yaparak başlattı. Bır kısım Kürt partileri silahlı hareketi doğru bulmuyorlardı, sivil demokratik mücadeleyi esas alıyorlardı. PKK çevreleri bunlara devlet yanlısı ajan diyorlardı.
Yıllar geçtikçe binlerce can kaybı oldu. Tarifsiz acılar yaşandı. Devlet gittikçe artan sorunu çözmek için şimdiye kadar sanırım üç defa barış girişimlerinde bulundu. İlki, 1993 yılında Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın öncülüğünde yapıldı. Ancak bu olumlu girişim Bingöl civarında örgüt içerisinde tahmini derin devlet bağlantılı çeteci Şemdin Sakık tarafından 33 sivil askerin, insafsız bir biçimde öldürülmeleriyle bozuldu. Çatışmalar tüm hızıyla kuralsız bir biçimde devam etti.
İkinci barış görüşmeleri 2013 yılında başladı. Çözüm için akil adamlar seçildi.
bir çok ilde toplantılar yapıldı, öneriler alındı, ciddi çabalar gösterildi. Herkes silahlar susacak, barış gelecek diye sevindi umut bağladı.
Hükümet ile HDP Dolmabahçe mütebakatı diye 10 maddelik bir anlaşma yaptı. Bu anlaşma'da Kürt tarafı için haklar elde edildi. Ancak çok sürmeden 2015 yılında Erdoğan ve AKP hükümeti bu anlaşmadan vaz geçti
Bu defa üçüncü kez oluyor, devlet, olasıdır Kürt sorununu kendi lehine çözmek için, taktiksel olarak Devlet Bahçeli ile 2024 yılında kendi deyimleriyle milli birlik kardeşlik, sonra, terörsüz Türkiye dedikleri süreci başlattı.
Amaç bir de Rojava'yi kontrolleri altına almaktı. Suriye'de devletin bunu, Öcalan'ın yardımıyla başardığı söyleniyor. Abdullah Öcalan 27 Şubat 2025 yılında hiç beklenmeyen bir biçimde, hiç bir şey talep etmeden silahların bırakıldığını PKK'nin fesh edildiğini açıkladı.
İşte bu açıklamadan sonra Kürt partileri ve bazı aydınlar, Öcalan'a yönelik sosyal medyada daha önce görülmemiş bir biçimde ihanetçi diyen yazılar yazıyorlar. Dem Parti çevreleri ise küçük Kürt partilerin ve aydınların barışa karşı oldukları şeklinde açıklama yapıyorlar. Oysa bu partiler ve aydınlar öteden beri silahlı hareketi tasvip etmediklerini, barış istediklerini belirtmişlerdi.Silahların susmasının geç te olsa, doğru olduğunu söylüyorlar.
Söz konusu bu partiler, PKK silahlı harekete başladığın da Kürt meselesinin Türkiye gibi Kürt ve Türk'ün çok içe içe geçtiği bir ülkede bunun çok zararlı olacağını söyledikleri zaman PKK çevreleri bu partileri ve aydınları ihanetle suçluyorlardı. Şimdi ise sivil mücadeleyi öteden beri isteyenler devlet ile görüşmelerde bir statü kazanmadıklarını söylediklerinde, Öcalan taraftarları barış istemiyorlar diyorlar.
Açıkça demek gerekirse, Öcalan karşıtı Kürt grupları Öcalan'ın devletle iş birliği yaptığını yazıyorlar. Bu konuda Öcalan'ın yakalandığında söylediklerini, Imralı notlarını, çeşitli zamanlar da medya'ya yaptığı açıklamaları referans gösteriyorlar. Aslında Abdullah Öcalan bu iddiaları yazdığı bazı kitaplar da inkar etmiyor, kabul ediyor. Ancak devlet beni kullanmadı, ben devleti kullandım demişti. Yapıcı eleştirilerden kimse rahatsız olmamalıdır. Böyle yapılırsa yararı olur. Kaçınılması gereken küfür ve hakaret etmemektir. Buna çok dikkat etmek gerekir. Aksi halde birlik sağlanamaz. Bir de gerektiğinde özeleştiri de yapmaktır. Yani hata yaptığında hatasını kabul etmektir. Gelişme ilerleme ancak böyle olur. Bir insan lider de olsa hatasız olmaz.
Biz demokrat gazeteciler olarak olayları tarafsız olarak belirtmek gibi vicdani bir sorumluluğumuz vardır.
Kürt partilerin birbirlerini ihanetle suçlamaları, Kürt sorununu çözmek açısından zararlı oluyor. Kürtler arasında demokratik bir birliğin kurulması önemlidir. Devlet için de birlik zararlı değil yararlı olur.
Sonuç olarak olan olmuştur. Kürt cenahında istenilen netice alınmadiysa bile, silahların susması geç te olsa iyi bir gelişmedir.
Diğer önemli konu: Kürt partilerin sürekli birbirlerini ihanetle suçlamaları zararlı olur.
Kürt meselesi: Öcalan'ın dediği gibi, yalnız bir demokrasi meselesi değildir. Bir statü istemidir.
Çözüm için:
Demokratik bir anayasa yapılmalıdır. Mecliste bilinmeyen dil deyimine son verilmelidir.
Tıpkı Türkçe gibi, Kürtçe anadilde eğitim yapılmalıdır.
Kürt dili ve edebiyatı fakültesi açılmalıdır.
Kürtçe önündeki tüm engeller kaldırılmalı, ingilizce fransızca Arapça gibi işlem görmelidir.
Kardeşlik sözle değil icraatla olur.
Ekleme
Tarihi: 03 Ağustos 2026 -Pazartesi
KÜRT PARTİLERİ ARASINDA İHANETÇİ SUÇLAMASI ZARARLI OLUYOR
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.