NECDET ŞANSAL
Köşe Yazarı
NECDET ŞANSAL
 

EKOLOJİK TOPLUM BİLİNCİ ÇEVREYI KORUR

Geçen hafta Urfa yakınlarında bir kıra gittik. Çevremizde bizim gibi bir çok aileler gelmişti. Çoğu mangal yapıyordu. Dikkatimi çeken, bardaklar, tabaklar, çataller, kaşıklar hepsi plastik maddelerdi. Akşam vakti gelince çoğu bunları kır yerine bırakıp gittiler. Tahminim ülkemizin her yerinde aynı durum oluyor. Düşündüm, doğamızın, havanın, suyun, bozulması çevre kirlliğinin en büyük nedeni doğaya atılan bu maddelerdi. Bir tespit yaparsak bu önemli konuyu son yıllarda gündeme getiren, İmralı özel cezaevi sakini Abdullah Öcalan oldu. Ekolojik toplum üzerine çığır açıcı önemli bir paradiğma geliştirdi. Öcalan'ın ekolojik toplum paradigması insanın doğayla uyumlu, hiyararşiden uzak, kolektif ve demokratik ilişki kurmasını öngörüyor. Kapitalist ve endüstriyel sistem hem insan hem de doğa üzerinde sömürü ve tahribat yaratıyor diyor, Öcalan'ın bu önemli projesinde toplumun yeniden yapılandırılması, ekolojik dengenin korunması ve toplumsal dayanışma esas alınıyor. Yani bireylerin doğayla eşit ve adil birlikte yaşadığı ve tüketim odaklı yaklaşımların aşıldığı bir düzen tasarlanıyor. Bunun gerçeklesmesi, adil bir toplum için demokratik hümanist insancıl bir eğitim ve kültür gerekiyor. Ciddi bir çevre doğa sorunu olan ekolojiye duyarsızlık, toplumun ve gelecek kuşakların önemli bir proplemidir. Kapitalist sistem kar uğruna doğayı kirletiyor, belki de böyle devam ederse doğa yaşanmaz hale gelecek. Bunun olumsuz sonuçları büyük ölçüde görülüyor. Önceleri ozon tabakası delindi. Atmosferde canlıları koruyan hayati öneme sahip gazlar, sanayi üretim maddelerinin zararları sonucunda oluştu. Neyseki bu felaket sanayi ülkelerinin Montreal anlaşması ile şimdilik önlenmiş oldu. Ama bunun dışında doğaya, canlı varlıklara, insanlara zarar veren sanayi üretimleri sonucunda oluşan kimyasal maddeler salınımı önlemler alınmadan hala devam ediyor. Özelikle karbon dioksit (Yani C02). Metan gazı, plastikler havaya, suya karışarak zarar veriyor. Aslında doğada herşey birbirine bağlı, ormandan denizlere, kuşlardan balıklara kadar bir bozulma her yere olumsuz etki ediyor. Ekosistemlerin bozulmasına neden oluyor. Doğamızın kirlenmesınin en önemli nedenleri fosil yakıt, kömür kullanımı, sera gazlar, tarımda kullanılan kimyasal maddelerdir. Hele plastikler yüzlerce yıl çözünmeden, kalıyor, doğaya büyük zarar veriyor. Zararlı maddelerin önlenmesini daha çok kazanç için engelleyen, karşı koyan, önce Amerika birleşik devleti oluyor. Kar hırsı uğruna kapitalist sistem insanlığı tehlikeye atıyor. Ülkemizde aynı sistem devam ediyor, cennet gibi doğamız tahrip ediliyor. Halk, köylüler buna tepki gösteriyor. Özelikle muğla'da önemli direniş gösterildi. Çevre bilinci duyarlığı artık mutlaka gerekiyor. Göller kuruyor. Ormanlardan denizlere kadar canlı ve bitki çeşitleri azalıyor, doğa somut bir şekilde tahrip ediliyor. Kızılderililerin beyaz adam dedikleri emperyalistlerin doğaya verdikleri zararları anlatan sözü: "Son balık ölünceye, Son nehir kuruyunca ve son ağaç kesilinceye kadar, paranın yenilenebilir olmayacağını unutma" der. Ekolojik sistem ve toplum büyük önem arz ediyor. Bunun sağlanması için halklara, sivil toplum kuruluşlarına önemli görev düşüyor. Bulundukları devletlere zararlı maddeleri kullanmamaları icin baskı yapmaları demokratik tepki göstermeleri gerekiyor.
Ekleme Tarihi: 29 Mayıs 2026 -Cuma

EKOLOJİK TOPLUM BİLİNCİ ÇEVREYI KORUR

Geçen hafta Urfa yakınlarında bir kıra gittik. Çevremizde bizim gibi bir çok aileler gelmişti. Çoğu mangal yapıyordu. Dikkatimi çeken, bardaklar, tabaklar, çataller, kaşıklar hepsi plastik maddelerdi. Akşam vakti gelince çoğu bunları kır yerine bırakıp gittiler. Tahminim ülkemizin her yerinde aynı durum oluyor. Düşündüm, doğamızın, havanın, suyun, bozulması çevre kirlliğinin en büyük nedeni doğaya atılan bu maddelerdi. Bir tespit yaparsak bu önemli konuyu son yıllarda gündeme getiren, İmralı özel cezaevi sakini Abdullah Öcalan oldu. Ekolojik toplum üzerine çığır açıcı önemli bir paradiğma geliştirdi. Öcalan'ın ekolojik toplum paradigması insanın doğayla uyumlu, hiyararşiden uzak, kolektif ve demokratik ilişki kurmasını öngörüyor. Kapitalist ve endüstriyel sistem hem insan hem de doğa üzerinde sömürü ve tahribat yaratıyor diyor, Öcalan'ın bu önemli projesinde toplumun yeniden yapılandırılması, ekolojik dengenin korunması ve toplumsal dayanışma esas alınıyor. Yani bireylerin doğayla eşit ve adil birlikte yaşadığı ve tüketim odaklı yaklaşımların aşıldığı bir düzen tasarlanıyor. Bunun gerçeklesmesi, adil bir toplum için demokratik hümanist insancıl bir eğitim ve kültür gerekiyor. Ciddi bir çevre doğa sorunu olan ekolojiye duyarsızlık, toplumun ve gelecek kuşakların önemli bir proplemidir. Kapitalist sistem kar uğruna doğayı kirletiyor, belki de böyle devam ederse doğa yaşanmaz hale gelecek. Bunun olumsuz sonuçları büyük ölçüde görülüyor. Önceleri ozon tabakası delindi. Atmosferde canlıları koruyan hayati öneme sahip gazlar, sanayi üretim maddelerinin zararları sonucunda oluştu. Neyseki bu felaket sanayi ülkelerinin Montreal anlaşması ile şimdilik önlenmiş oldu. Ama bunun dışında doğaya, canlı varlıklara, insanlara zarar veren sanayi üretimleri sonucunda oluşan kimyasal maddeler salınımı önlemler alınmadan hala devam ediyor. Özelikle karbon dioksit (Yani C02). Metan gazı, plastikler havaya, suya karışarak zarar veriyor. Aslında doğada herşey birbirine bağlı, ormandan denizlere, kuşlardan balıklara kadar bir bozulma her yere olumsuz etki ediyor. Ekosistemlerin bozulmasına neden oluyor. Doğamızın kirlenmesınin en önemli nedenleri fosil yakıt, kömür kullanımı, sera gazlar, tarımda kullanılan kimyasal maddelerdir. Hele plastikler yüzlerce yıl çözünmeden, kalıyor, doğaya büyük zarar veriyor. Zararlı maddelerin önlenmesini daha çok kazanç için engelleyen, karşı koyan, önce Amerika birleşik devleti oluyor. Kar hırsı uğruna kapitalist sistem insanlığı tehlikeye atıyor. Ülkemizde aynı sistem devam ediyor, cennet gibi doğamız tahrip ediliyor. Halk, köylüler buna tepki gösteriyor. Özelikle muğla'da önemli direniş gösterildi. Çevre bilinci duyarlığı artık mutlaka gerekiyor. Göller kuruyor. Ormanlardan denizlere kadar canlı ve bitki çeşitleri azalıyor, doğa somut bir şekilde tahrip ediliyor. Kızılderililerin beyaz adam dedikleri emperyalistlerin doğaya verdikleri zararları anlatan sözü: "Son balık ölünceye, Son nehir kuruyunca ve son ağaç kesilinceye kadar, paranın yenilenebilir olmayacağını unutma" der. Ekolojik sistem ve toplum büyük önem arz ediyor. Bunun sağlanması için halklara, sivil toplum kuruluşlarına önemli görev düşüyor. Bulundukları devletlere zararlı maddeleri kullanmamaları icin baskı yapmaları demokratik tepki göstermeleri gerekiyor.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.