Insanlar diğer canlı varlıklar gibi sosyal varlıklardır. Bir arada yaşamak zorundadırlar.
Filozof Marks'ın veciz bir şekilde ifade ettiği gibi "İnsanın ihtiyacı insandır."
Toplum içerisinde yaşamayi sevsek te sevmesek te biz insanların böyle bir ihtiyacı ve gerçekliği vardır.
İnsanları hayvanlar dan ayıran çok önemli özellikleri bulunur.
Bunlar çok çeşitlidir. Düşünme, konuşma, merhamet, vicdan, acıma duygusu. Bu vasıflar sanıldığının aksine hayvanlar aleminde bile kendilerine özgü bir biçimde bulunur.
İnsanları hayvanlardan ayıran teorik düzeyden daha çok pratik olarak maddi somut icraatlar da bulunma yeteneği ve kabiliyetinin olmasıdır.
Yalnız dünyayı yorumlama değil, yaşadığı dünyayı bir şekilde değiştirme vasfının olmasıdır.
Modern çok yüksek binalar yapabilmeleri, ulaşım araçları, taksiler, otobüsler, trenler, deniz araçları, uçaklar, tvler, bilgisayarlar, cep telefonları, uzay araçları yapmaları, uzaya, aya gitmeleri, bir canlı varlık olan insan için olağanüstü bir başarı icat, buna bence mucize denilir.
Zaten biz bir mucizeler aleminde yaşıyoruz. Dünya, evren oluşumuna harikulede demek fazĺasıyla mümkün.
Asıl konumuza gelirsek, tüm bu teknolojileri yapan , kabul edelim ki batı alemidir. Avrupa, Amerika, çin, ve bazı başka ülkelerdir. Şimdi bazı doğu ülkeleri bunlar kadar olmasa da teknoloji konusunda adımlar atmış, gelişme sağlamışlardır.
Ama deyim yerindeyse bir kopya çekilmiştir.
Teknolojik gelişmeye kendilerine özgü olsa da sosyal bir gelişme eşlik etmese son çözümde değerli ve anlamlı olmaz.
Batı alemi dediğimiz gelişmiş ülkeler teknolojik gelişmeyle birlikte, siyasal, ekonomik, sosyal bir gelişme ve istikrar sağlamışlardır.
Bizim gibi doğu toplumları malesef böylesi değerli gelişmelerden, genelleme yapmadan dersek mahrum kalmış sayılır.
Biz, Türkiye için dersek genel.olarak ne batılı ne doğulu olmuşuz. Bir türlü sosyal düzenimizi adaletli istikrarlı bir hale getirmiş değiliz. Kendimize özgü başarılı bir tarz da doğu, batı sentezi yapamadık.
Böyle olunca doğal olarak, kaçınılmaz bir şekilde siyasal, ekonomik, kültürel ve soyal olarak yozlaşma ileri bir boyutta yaşanıyor. Buna ahlaki yozlaşma denilir.
Bu durum bölgeler olarak farklılık gösterse de bence ülke düzeyinde genel saptamayı yani sosyal bozulma gerçeğini değiştirmiyor.
Toplum içerisinde bu olumsuz durum farkediliyor. Sevgi saygı azalmış bir durumda.
Mevcut iktidar yeni Türkiye dediler, her alanda ilerlemeden, adaletten söz ettiler, bunun sosyal yaşam da karşılığı fazla görülmüyor. Eski Türkiye aranır hale geliyor.
Zira görünen gerçek pozitif olumlu değil. paraya fazla meyletme egoist bireyci bir anlayış çoğalmış bir duruma gelmiştir.
Yapılan sosyal analizler, anketler bunu teyit ediyor.
Bu olumsuz sosyal tablonun elbette çeşitli nedenleri vardır. En önemli nedeni üst yapı kurumlarıdır ve gerekli demokratik bir eğitimin olmamasıdır. Alman filozof Kant "İnsanı insan yapan egitimdir" derken somut bir gerçeği vurgulamıştır. Bu önemli konuda devlete önemli görevler düşüyor.
Devletin olumlu icraatları belirleyici olur.
Bunun için köhnemiş eski zihniyet olan "Gemisini kurtaran kaptandır" anlayışı halk nezdinde terk edilmesine yönelik projeler, eğitim çalışmaları yapılması gerekir.
Herşeyden önce, yolsuzluk, rüşvet, israfın önlenmesi halka olumlu örnek olur.
Sonuç olarak bir toplumda sevgi saygının, güvenin olması, sosyal yozlaşmanın önlenmesi, barışın gerçek anlamda tesisi bireyci olmayan, toplumcu düşünceyle beraber, yargı bağımsızlığı ile, sosyal adaletle gerçekleşir.
Anasayfa
Yazarlar
NECDET ŞANSAL
Yazı Detayı
Bu yazı 45 kez okundu.
SOSYAL YOZLAŞMA
Insanlar diğer canlı varlıklar gibi sosyal varlıklardır. Bir arada yaşamak zorundadırlar.
Filozof Marks'ın veciz bir şekilde ifade ettiği gibi "İnsanın ihtiyacı insandır."
Toplum içerisinde yaşamayi sevsek te sevmesek te biz insanların böyle bir ihtiyacı ve gerçekliği vardır.
İnsanları hayvanlar dan ayıran çok önemli özellikleri bulunur.
Bunlar çok çeşitlidir. Düşünme, konuşma, merhamet, vicdan, acıma duygusu. Bu vasıflar sanıldığının aksine hayvanlar aleminde bile kendilerine özgü bir biçimde bulunur.
İnsanları hayvanlardan ayıran teorik düzeyden daha çok pratik olarak maddi somut icraatlar da bulunma yeteneği ve kabiliyetinin olmasıdır.
Yalnız dünyayı yorumlama değil, yaşadığı dünyayı bir şekilde değiştirme vasfının olmasıdır.
Modern çok yüksek binalar yapabilmeleri, ulaşım araçları, taksiler, otobüsler, trenler, deniz araçları, uçaklar, tvler, bilgisayarlar, cep telefonları, uzay araçları yapmaları, uzaya, aya gitmeleri, bir canlı varlık olan insan için olağanüstü bir başarı icat, buna bence mucize denilir.
Zaten biz bir mucizeler aleminde yaşıyoruz. Dünya, evren oluşumuna harikulede demek fazĺasıyla mümkün.
Asıl konumuza gelirsek, tüm bu teknolojileri yapan , kabul edelim ki batı alemidir. Avrupa, Amerika, çin, ve bazı başka ülkelerdir. Şimdi bazı doğu ülkeleri bunlar kadar olmasa da teknoloji konusunda adımlar atmış, gelişme sağlamışlardır.
Ama deyim yerindeyse bir kopya çekilmiştir.
Teknolojik gelişmeye kendilerine özgü olsa da sosyal bir gelişme eşlik etmese son çözümde değerli ve anlamlı olmaz.
Batı alemi dediğimiz gelişmiş ülkeler teknolojik gelişmeyle birlikte, siyasal, ekonomik, sosyal bir gelişme ve istikrar sağlamışlardır.
Bizim gibi doğu toplumları malesef böylesi değerli gelişmelerden, genelleme yapmadan dersek mahrum kalmış sayılır.
Biz, Türkiye için dersek genel.olarak ne batılı ne doğulu olmuşuz. Bir türlü sosyal düzenimizi adaletli istikrarlı bir hale getirmiş değiliz. Kendimize özgü başarılı bir tarz da doğu, batı sentezi yapamadık.
Böyle olunca doğal olarak, kaçınılmaz bir şekilde siyasal, ekonomik, kültürel ve soyal olarak yozlaşma ileri bir boyutta yaşanıyor. Buna ahlaki yozlaşma denilir.
Bu durum bölgeler olarak farklılık gösterse de bence ülke düzeyinde genel saptamayı yani sosyal bozulma gerçeğini değiştirmiyor.
Toplum içerisinde bu olumsuz durum farkediliyor. Sevgi saygı azalmış bir durumda.
Mevcut iktidar yeni Türkiye dediler, her alanda ilerlemeden, adaletten söz ettiler, bunun sosyal yaşam da karşılığı fazla görülmüyor. Eski Türkiye aranır hale geliyor.
Zira görünen gerçek pozitif olumlu değil. paraya fazla meyletme egoist bireyci bir anlayış çoğalmış bir duruma gelmiştir.
Yapılan sosyal analizler, anketler bunu teyit ediyor.
Bu olumsuz sosyal tablonun elbette çeşitli nedenleri vardır. En önemli nedeni üst yapı kurumlarıdır ve gerekli demokratik bir eğitimin olmamasıdır. Alman filozof Kant "İnsanı insan yapan egitimdir" derken somut bir gerçeği vurgulamıştır. Bu önemli konuda devlete önemli görevler düşüyor.
Devletin olumlu icraatları belirleyici olur.
Bunun için köhnemiş eski zihniyet olan "Gemisini kurtaran kaptandır" anlayışı halk nezdinde terk edilmesine yönelik projeler, eğitim çalışmaları yapılması gerekir.
Herşeyden önce, yolsuzluk, rüşvet, israfın önlenmesi halka olumlu örnek olur.
Sonuç olarak bir toplumda sevgi saygının, güvenin olması, sosyal yozlaşmanın önlenmesi, barışın gerçek anlamda tesisi bireyci olmayan, toplumcu düşünceyle beraber, yargı bağımsızlığı ile, sosyal adaletle gerçekleşir.
Ekleme
Tarihi: 22 Haziran 2026 -Pazartesi
SOSYAL YOZLAŞMA
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.