Insanlar bir anlamda şehirlere benzer, şehirler insanlara benzer. Her ülkenin, her şehrin, her bir milletin kendilerine özgü tarafları vardır.
Eskiler bu duruma, nevi şahsına münhasır derlerdi. Bir insanın nereli olduğunu hangi bölgeden, hangi milletten olduğunu bilen insanlar az çok tahmin ederler.
Bunun çeşitli nedenleri vardır. Bir yerin havası suyu, iklimi insanların huyu suyu, fiziki durumları üzerinde önemli etkileri olduğunu bilim insanları söylüyor.
Örneğin ova insanlarıyla, dağlık bölge insanları arasında fiziksel farklar olduğu gibi sosyal ve kültür farkları da
bulunur. Genelleme yapmadan dersek ova insanları biraz daha yumuşak, dağlık bölgede yaşayan insanlar biraz daha sert olabilir
Bu gibi durumlardan olsa gerek büyük İslam alimi, sosyoloğ İbni Haldun " Coğrafya kaderdir" demiştir. Sonuçta hangi ülke, şehir, millet olursa olsun, Insanların benzer yönleri olduğu kadar, benzemeyen yönleri de vardır.
Konumuz olan bir Urfa sosyal analizini yaptığımız zaman ilginç durumlar ortaya çıkıyor.
Bir şehrin ortak kültürü zamanla değişse bile binlerce yıl devam eden bir süreçtir.
Kadim şehir Urfa eski adı Edessa veya Ruha'ya çeşitli halklar gelmiş geçmiş. Ortak bir kültür oluşturmuşlar.
Urfa tarihi konusunda en nesnel objektif araştırmayı kutsal şehir Edessa adlı. Kitapla İngiliz arkeolog Aramı dilleri uzmanı Judah Benziyon Segal, yapmıştır.
Diğer araştırmacı Urfa akademisi adlı kitapla Fransız Hayes olmuştur.
Her iki araştırmacı da Urfa
Tarihini ve kültürünü yazılı belgelere göre yazmışlardır. Örneğin, şimdi Urfa'da yaygın olan müzik sevgisi ve sıra geceleri benzerleri eğlenceler yüzlerce yıl evvel varmış.
Segal'in araştırmasına göre müzik sözleri, besteleri yazan, söyleyen, Bardaysan adlı bir filozofun olduğunu söylüyor. Bardaysan adı derenin oğlu anlamına geliyor. Karakoyun deresinin eski adı Süryanice daysan kelimesinden geliyor.
Bardaysan 150 ilahi de yazmıştır. Müzikle felsefeyi ve özgür düşünceyi birleştirmiş. Eddesalı bu filozof, ülkelerin kanunları ve Hindistan tarihi adlı kitaplar yazmıştır. Demek oluyor ki Urfa merkezi halkı asırlar öncesinden müzik örneğini ölçü alırsak şimdiki gibi rahatlarına düşkün olduğu anlaşılıyor. Bu da ortak bir kültür oluşturuyor.
Fakat, zamanla kültür, gelenekler görenekler değişiyor. Eski Urfa halkı ile şımdiki Urfa halkı arasında sosyal kültürel kişilikleri arasında bariz önemli farklar vardır.
Eski Urfa halkı ıstisnalar hariç genel olarak hoşgörülü, aralarında sevgi saygı daha çoktu. Şakalar yapılır, eğlenilir, küçük bir şey büyütülmez. Hatta ortalama üç beş aile bizim hayat adı dediğimiz evler de yaşarlardı. Şimdiki durumu siz düşünün. Urfa halķının yeni durumunu genelleme yapmadan dersek, sevgi saygı kalmamış desek kötümser oluyor, çok azalmış diyelim.
İnsanlar durduk yerde bir gerilim içerisinde bulunuyor. Bir de hatalı bir davranış yapılsa özür dileme çok az. Ayrıca iyi bir davranış yapıldığı zaman teşekkür etme yok demeyelim, yine çok az. Genel olarak herkes kendini haklı görür. Eleştiri yapıldığı kadar özeleştiri çok az yapılır. Şanlıurfa büyükşehir belediye başkanı sayın Kasım Gülpınar yönetiminde kent lokantası 3 çeşit yemeği 50 liraya verilir. Diyebirim Türkiye'de belki en ucuz ve temiz yapılan bir yerdir. Yine takdir ve memnuyet azdır.
Ama kişisel ve kurumsal bir yanlışlık olursa bu görülür, gereğinden fazla büyütülür.
Bunun nedeni kültürel ve kişilik yozlaşması olmasıdır. Eski geleneksel üretim tarzı kültürün yerine çağın gerektirdiği kişisel, toplumsal yararlı eğitimin verilmeyişidir. Bundan dolayı kişilik gelişmiyor. Ayrıca daha önemli olan, kapitalizmin getirdiği normalın üzerinde oluşan, insanlar arasında bulunan ekonomik maddi farklardır. Buna sınıfsal gerçekler diyebiliriz.
Geçmişte Urfa halkı arasında bariz ekonomik maddi farklar yoktu. Bundan dolayı Urfa halkı arasında "Urfaliyih bi halliyih" denilirdi. Toplumsal gerilimi azaltmak, gerçek anlamda toplumsal adaleti, sevgi saygıyı, barışı sağlamak için halka örnek olacak, demokrasiye inanmış, demokratik bir yönetimin ve eğitimin olması halinde birlikte yaşama kuralı ve kültürü gelişir, böylece olumsuz kişilik, sorunları çözülür vicdani düşünce gelişir.
Anasayfa
Yazarlar
NECDET ŞANSAL
Yazı Detayı
Bu yazı 178 kez okundu.
BİR URFA SOSYAL ANALİZİ
Insanlar bir anlamda şehirlere benzer, şehirler insanlara benzer. Her ülkenin, her şehrin, her bir milletin kendilerine özgü tarafları vardır.
Eskiler bu duruma, nevi şahsına münhasır derlerdi. Bir insanın nereli olduğunu hangi bölgeden, hangi milletten olduğunu bilen insanlar az çok tahmin ederler.
Bunun çeşitli nedenleri vardır. Bir yerin havası suyu, iklimi insanların huyu suyu, fiziki durumları üzerinde önemli etkileri olduğunu bilim insanları söylüyor.
Örneğin ova insanlarıyla, dağlık bölge insanları arasında fiziksel farklar olduğu gibi sosyal ve kültür farkları da
bulunur. Genelleme yapmadan dersek ova insanları biraz daha yumuşak, dağlık bölgede yaşayan insanlar biraz daha sert olabilir
Bu gibi durumlardan olsa gerek büyük İslam alimi, sosyoloğ İbni Haldun " Coğrafya kaderdir" demiştir. Sonuçta hangi ülke, şehir, millet olursa olsun, Insanların benzer yönleri olduğu kadar, benzemeyen yönleri de vardır.
Konumuz olan bir Urfa sosyal analizini yaptığımız zaman ilginç durumlar ortaya çıkıyor.
Bir şehrin ortak kültürü zamanla değişse bile binlerce yıl devam eden bir süreçtir.
Kadim şehir Urfa eski adı Edessa veya Ruha'ya çeşitli halklar gelmiş geçmiş. Ortak bir kültür oluşturmuşlar.
Urfa tarihi konusunda en nesnel objektif araştırmayı kutsal şehir Edessa adlı. Kitapla İngiliz arkeolog Aramı dilleri uzmanı Judah Benziyon Segal, yapmıştır.
Diğer araştırmacı Urfa akademisi adlı kitapla Fransız Hayes olmuştur.
Her iki araştırmacı da Urfa
Tarihini ve kültürünü yazılı belgelere göre yazmışlardır. Örneğin, şimdi Urfa'da yaygın olan müzik sevgisi ve sıra geceleri benzerleri eğlenceler yüzlerce yıl evvel varmış.
Segal'in araştırmasına göre müzik sözleri, besteleri yazan, söyleyen, Bardaysan adlı bir filozofun olduğunu söylüyor. Bardaysan adı derenin oğlu anlamına geliyor. Karakoyun deresinin eski adı Süryanice daysan kelimesinden geliyor.
Bardaysan 150 ilahi de yazmıştır. Müzikle felsefeyi ve özgür düşünceyi birleştirmiş. Eddesalı bu filozof, ülkelerin kanunları ve Hindistan tarihi adlı kitaplar yazmıştır. Demek oluyor ki Urfa merkezi halkı asırlar öncesinden müzik örneğini ölçü alırsak şimdiki gibi rahatlarına düşkün olduğu anlaşılıyor. Bu da ortak bir kültür oluşturuyor.
Fakat, zamanla kültür, gelenekler görenekler değişiyor. Eski Urfa halkı ile şımdiki Urfa halkı arasında sosyal kültürel kişilikleri arasında bariz önemli farklar vardır.
Eski Urfa halkı ıstisnalar hariç genel olarak hoşgörülü, aralarında sevgi saygı daha çoktu. Şakalar yapılır, eğlenilir, küçük bir şey büyütülmez. Hatta ortalama üç beş aile bizim hayat adı dediğimiz evler de yaşarlardı. Şimdiki durumu siz düşünün. Urfa halķının yeni durumunu genelleme yapmadan dersek, sevgi saygı kalmamış desek kötümser oluyor, çok azalmış diyelim.
İnsanlar durduk yerde bir gerilim içerisinde bulunuyor. Bir de hatalı bir davranış yapılsa özür dileme çok az. Ayrıca iyi bir davranış yapıldığı zaman teşekkür etme yok demeyelim, yine çok az. Genel olarak herkes kendini haklı görür. Eleştiri yapıldığı kadar özeleştiri çok az yapılır. Şanlıurfa büyükşehir belediye başkanı sayın Kasım Gülpınar yönetiminde kent lokantası 3 çeşit yemeği 50 liraya verilir. Diyebirim Türkiye'de belki en ucuz ve temiz yapılan bir yerdir. Yine takdir ve memnuyet azdır.
Ama kişisel ve kurumsal bir yanlışlık olursa bu görülür, gereğinden fazla büyütülür.
Bunun nedeni kültürel ve kişilik yozlaşması olmasıdır. Eski geleneksel üretim tarzı kültürün yerine çağın gerektirdiği kişisel, toplumsal yararlı eğitimin verilmeyişidir. Bundan dolayı kişilik gelişmiyor. Ayrıca daha önemli olan, kapitalizmin getirdiği normalın üzerinde oluşan, insanlar arasında bulunan ekonomik maddi farklardır. Buna sınıfsal gerçekler diyebiliriz.
Geçmişte Urfa halkı arasında bariz ekonomik maddi farklar yoktu. Bundan dolayı Urfa halkı arasında "Urfaliyih bi halliyih" denilirdi. Toplumsal gerilimi azaltmak, gerçek anlamda toplumsal adaleti, sevgi saygıyı, barışı sağlamak için halka örnek olacak, demokrasiye inanmış, demokratik bir yönetimin ve eğitimin olması halinde birlikte yaşama kuralı ve kültürü gelişir, böylece olumsuz kişilik, sorunları çözülür vicdani düşünce gelişir.
Ekleme
Tarihi: 25 Mayıs 2026 -Pazartesi
BİR URFA SOSYAL ANALİZİ
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.