MUHAMMED ALİ URFALI
Köşe Yazarı
MUHAMMED ALİ URFALI
 

FELAKETTEN SİYASET DEVŞİRME TELAŞI: KİRLİ MANTIK HANİ NEREDE?

Asrın felaketiyle yüzleştiğimiz o karanlık günlerde, bir yanda enkaz altından bir can daha çıkarabilmek için canını dişine takan bir devlet ve millet dayanışması vardı; diğer yanda ise bu büyük acıyı bir "fırsat penceresi" olarak gören kirli bir odak... Aşırı panik, dezenformasyon ve kurgulanmış bir kaos iklimi... Depremin ilk anından itibaren koordinasyonu sağlamakla görevli kurumlarımız olan AFAD’ı ve asırlık yardım çınarımız Kızılay’ı işlevsiz kılmak, kamuoyundaki güvenini zedelemek ve sahayı felç etmek için adeta sistemli bir operasyon yürütüldü. Ahbap Derneği ve Haluk Levent üzerinden köpürtülen algı operasyonları, kurumlarımızın yıpratılması stratejisinin sadece görünen yüzüydü. Hemen ardından sahneye çıkan Oğuzhan Uğur ve Babala ekibi, dijital mecralardan servis ettikleri teyitsiz, asılsız ve provokatif haberlerle sahayı adeta bir kaos alanına çevirdi. Hatırlayın o günleri... Ne kadar acımasızca, ne kadar vicdansızca saldırıyorlardı: "Devlet yok", "Kimse yok", "AFAD nerede?", "Kızılay nerede?", "Yemek yok, battaniye yok, araç gereç yok, insanlar donarak ölüyor..." Oysa sahada canla başla çalışan binlerce isimsiz kahraman, dondurucu soğuğa rağmen hayatını ortaya koyuyordu. Ama amaç yardım etmek ya da bir yaraya merhem olmak değildi. Bilerek, isteyerek, taammüden toplumsal sinir uçlarıyla oynadılar. Bölgedeki acılı insanları kışkırtmak, infial yaratmak ve devlete olan güveni sarsmak için ellerindeki tüm imkânları seferber ettiler. Tabii bu koro yalnız değildi. CHP’nin "resmi" yayın organı gibi çalışan yayın kuruluşları; Halk TV, SÖZCÜ, Cumhuriyet ve bunların dijitaldeki uzantıları, yandaşları tek bir merkezden düğmeye basılmışçasına aynı söylemi üretti. Gerçeklerin üzeri örtüldü, kurumsal çabalar yok sayıldı, sadece öfke ve nefret körüklendi. O halde lafı dolandırmadan, eğip bükmeden yekten ifade edelim: Kötüydüler! Vicdansızdılar! Yaklaşan seçimler öncesinde yaşanan bu büyük felaketi, iktidar devirme hesabının bir aparatı olarak gördüler. Onların derdi ne enkaz altındaki canlardı ne de çadır bekleyen depremzedeler. Tek bir dertleri vardı: Bu felaketten nasıl siyasi ikbal çıkarırız? Tarih, dondurucu soğukta hayat kurtarmak için çalışanları yazacağı gibi; o acının ortasında siyaset devşirmek için yalan ve dezenformasyon üreten bu organizasyonu da unutmayacak. "Acı üzerinden ikbal devşirmeye çalışan bu zihniyet; bugün kumbarasındaki harçlığını depremzedelere ulaştırma umuduyla Ahbap Derneği’ne bağışlayan o masum çocukların parasını alıp kumar masalarında ve kendi eğlencelerinde harcadığı iddia edilen Haluk Levent karşısında derin bir sessizliğe bürünüyor."
Ekleme Tarihi: 21 Temmuz 2026 -Salı

FELAKETTEN SİYASET DEVŞİRME TELAŞI: KİRLİ MANTIK HANİ NEREDE?

Asrın felaketiyle yüzleştiğimiz o karanlık günlerde, bir yanda enkaz altından bir can daha çıkarabilmek için canını dişine takan bir devlet ve millet dayanışması vardı; diğer yanda ise bu büyük acıyı bir "fırsat penceresi" olarak gören kirli bir odak...

Aşırı panik, dezenformasyon ve kurgulanmış bir kaos iklimi... Depremin ilk anından itibaren koordinasyonu sağlamakla görevli kurumlarımız olan AFAD’ı ve asırlık yardım çınarımız Kızılay’ı işlevsiz kılmak, kamuoyundaki güvenini zedelemek ve sahayı felç etmek için adeta sistemli bir operasyon yürütüldü.

Ahbap Derneği ve Haluk Levent üzerinden köpürtülen algı operasyonları, kurumlarımızın yıpratılması stratejisinin sadece görünen yüzüydü.
Hemen ardından sahneye çıkan Oğuzhan Uğur ve Babala ekibi, dijital mecralardan servis ettikleri teyitsiz, asılsız ve provokatif haberlerle sahayı adeta bir kaos alanına çevirdi.

Hatırlayın o günleri...
Ne kadar acımasızca, ne kadar vicdansızca saldırıyorlardı: "Devlet yok", "Kimse yok", "AFAD nerede?", "Kızılay nerede?", "Yemek yok, battaniye yok, araç gereç yok, insanlar donarak ölüyor..."
Oysa sahada canla başla çalışan binlerce isimsiz kahraman, dondurucu soğuğa rağmen hayatını ortaya koyuyordu.
Ama amaç yardım etmek ya da bir yaraya merhem olmak değildi.
Bilerek, isteyerek, taammüden toplumsal sinir uçlarıyla oynadılar.
Bölgedeki acılı insanları kışkırtmak, infial yaratmak ve devlete olan güveni sarsmak için ellerindeki tüm imkânları seferber ettiler.

Tabii bu koro yalnız değildi.
CHP’nin "resmi" yayın organı gibi çalışan yayın kuruluşları; Halk TV, SÖZCÜ, Cumhuriyet ve bunların dijitaldeki uzantıları, yandaşları tek bir merkezden düğmeye basılmışçasına aynı söylemi üretti.

Gerçeklerin üzeri örtüldü, kurumsal çabalar yok sayıldı, sadece öfke ve nefret körüklendi.
O halde lafı dolandırmadan, eğip bükmeden yekten ifade edelim:

Kötüydüler! Vicdansızdılar!
Yaklaşan seçimler öncesinde yaşanan bu büyük felaketi, iktidar devirme hesabının bir aparatı olarak gördüler.
Onların derdi ne enkaz altındaki canlardı ne de çadır bekleyen depremzedeler. Tek bir dertleri vardı: Bu felaketten nasıl siyasi ikbal çıkarırız?
Tarih, dondurucu soğukta hayat kurtarmak için çalışanları yazacağı gibi; o acının ortasında siyaset devşirmek için yalan ve dezenformasyon üreten bu organizasyonu da unutmayacak.
"Acı üzerinden ikbal devşirmeye çalışan bu zihniyet; bugün kumbarasındaki harçlığını depremzedelere ulaştırma umuduyla Ahbap Derneği’ne bağışlayan o masum çocukların parasını alıp kumar masalarında ve kendi eğlencelerinde harcadığı iddia edilen Haluk Levent karşısında derin bir sessizliğe bürünüyor."

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.