Bir sabah uyandığında güne vereceğin tepki, karşılaştığın bir engel karşısındaki duruşun ya da bir insana uzatacağın el, domino taşları gibi etrafındaki tüm evreni şekillendirir.
Sen değiştiğinde çevrendeki insanların, olayların ve bakış açılarının da nasıl dönüşmeye başladığına şaşırırsın.
Çözümü dışarıda, suçluyu başkalarında aramak kolay olandır; oysa dünyanı aydınlatacak ilk kıvılcım her zaman senin kendi zihninde ve kalbinde çakar.
Kendi dünyamızın mimarı da, senaristi de yine biziz.
Hayatın akışı içinde sıkça gözden kaçırdığımız en temel gerçek bu: Her şey seninle başlar.
İç dünyanda neyi büyütürsen, dışarıda da onun yansımasını bulursun.
Sen kendi zihnini, kalbini ve niyetini iyileştirdikçe, çevrendeki o gri tabakanın yavaş yavaş dağıldığını ve hayatın güzelleştiğini fark edersin.
Değişim, hiçbir zaman dışarıdan içeriye doğru gerçekleşmez; hep içeride başlar, dışarıya yayılır.
Ancak bu yolculukta en büyük sınavımız, dış etkenlerle karşılaştığımız anlarda başlar. Dünyanın karmaşası, insanların nezaketsizliği ya da hayatın getirdiği zorluklar karşısında iyiliği korumak kolay değildir.
Yine de hiçbir neden seni iyilik yapmaktan alıkoymasın.
İyilik yapmak, sadece karşı tarafa sunulmuş bir ikram değil; insanın kendi ruhuna ödediği bir öz saygı borcudur.
Şartlar ne olursa olsun doğru kalabilmek, bir karakter tercihidir.
Işığın değerini en çok karanlık anlar ortaya çıkarır.
Biri sana haksızlık ettiğinde, kırıcı davrandığında ya da kötülükle yaklaştığında vereceğin tepki senin kim olduğunu belirler.
O kötülük yaptıysa sen iyilik yap; işte böyle farkın ortaya çıkıyor.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kendisine kaba ve kötü davranan bir kişiye karşı sabredip iyilikle karşılık verdikten sonra şöyle buyurmuştur: "Kötülüğü kötülükle değil, iyilik ve bağışlama ile karşılayınız." (Buhârî, Büyû', 50)
Kötülüğe kötülükle karşılık vermek, sadece o karanlığı çoğaltır ve seni de o seviyeye çeker. Oysa kötülüğün karşısında dimdik durup iyilikte ısrar etmek, dünyayı dönüştüren asıl güçtür.
Sıradan olanı herkes yapar; fark yaratan ise bencil bir dünyada cömert, öfkeli bir dünyada merhametli kalabilendir.