Bir yuva kurmak, iki insanın hayatlarını birleştirerek aynı yolda yürümeye karar vermesi demektir.
İki ailenin akraba olması, dostluk köprüleri kurması ve yeni bir neslin temellerini atması hedeflenir.
Lakin bazı coğrafyalarda bu masalsı tablo, yerini kaba bir pazarlığa, hatta açık bir müzayedeye bırakır.
Kızına başlık parası, amcasına ğılat parası, abisine "Tokarov" tabanca... Yetmez; annesine, ablasına hediyeler, en az 6-7 parça lüks kıyafet, en pahalı çantalardan ve ayakkabılardan oluşan bir gardırop... Ve tabii ki işin olmazsa olmaz "garantisi": Filanca ilçede, filanca mahallede ya da en azından lüks bir kiralık ev. "Bak, orada olmasa kızımızı vermeyiz ha!" tehdidiyle taçlandırılan bu liste, evlilik hazırlığından ziyade bir …
[13:30, 27.10.2026] Muhammed Ali Urfalı: EVLİLİK DEĞİL SANKİ İHALE
Bir yuva kurmak, iki insanın hayatlarını birleştirerek aynı yolda yürümeye karar vermesi demektir.
İki ailenin akraba olması, dostluk köprüleri kurması ve yeni bir neslin temellerini atması hedeflenir.
Lakin bazı coğrafyalarda bu masalsı tablo, yerini kaba bir pazarlığa, hatta açık bir müzayedeye bırakır.
Kızına başlık parası, amcasına ğılat parası, abisine "Tokarov" tabanca... Yetmez; annesine, ablasına hediyeler, en az 6-7 parça lüks kıyafet, en pahalı çantalardan ve ayakkabılardan oluşan bir gardırop... Ve tabii ki işin olmazsa olmaz "garantisi": Filanca ilçede, filanca mahallede ya da en azından lüks bir kiralık ev. "Bak, orada olmasa kızımızı vermeyiz ha!" tehdidiyle taçlandırılan bu liste, evlilik hazırlığından ziyade bir ithal malı ithal etme prosedürünü andırır.
İşin en trajikomik yanlarından biri de bu paraya kılıf uydurma çabasıdır.
Kimi yörelerde adına "başlık" denir, kimi yerlerde ise daha masum ve masalsı gösterilmek istenerek "süt parası" denir.
Oysa şairin ya da yazanın da dediği gibi: Kan nasıl parayla satılmıyorsa, süt de parayla satılmaz.
Bir annenin evladına verdiği emeği, sevgiyi ve şefkati maddi bir değere indirgemek, o kutsal anneliğe ve evlat sevgisine yapılacak en büyük haksızlıktır.
Hangi vicdan, hangi mantık bir evladın yetişme bedelini peşin peşin talep edebilir?
Daha da düşündürücü olanı, bu talepleri dillendirenlerin aynı zamanda dini hassasiyetlerinden, Müslümanlıklarından ve sünnete olan bağlılıklarından söz etmesidir.
Peki, soralım o halde: Madem Müslümansınız, Hz. Muhammed’i (s.a.v.) kendinize rehber ediniyorsunuz; Resulullah hangi kızına başlık parası istemiştir? Hz. Fatıma evlenirken Hz. Ali’den hangi "ğılat" parasını, kaç adet lüks elbiseyi veya tapuyu talep etmiştir? Sevgili Peygamberimiz, evliliği kolaylaştırmayı, mehirleri dahi makul tutmayı emretmemiş midir? İslam’ın özünde var olan sadelik ve maneviyat nerede, bu gösteriş ve tüccar zihniyeti nerede?
Evlilik bir ticaret kapısı, kız çocuğu da satılık bir emtia değildir.
Bu ağır masraflar ve gayri meşru talepler altında ezilen gençlerin kurduğu yuvalar, daha ilk günden borç batağıyla ve kırgınlıklarla sarsılmaktadır.
Gençlerin mutluluğunu maddi şartlara bağlayan bu gelenekler, sevgiye değil, gösterişe dayalı köhne birer prangadır.
Artık bu yanlış hesaplara dur demenin vakti gelmedi mi? Sevginin ve sadakatin etiket fiyatı olmaz. Evliliği zorlaştıran değil, kolaylaştıran; insanı eşya gibi gören değil, baş tacı eden bir anlayışı yeniden hâkim kılmak zorundayız.