İsrail’de 27 Ekim seçimlerine sayılı günler kala Netanyahu’nun paçaları tutuştu.
Anketlerin tek bir adresi işaret etmesi —yani mağlubiyeti göstermesi— uykularını kaçırmaya yetti.
Kaybedeceğini anlayan Netanyahu, her zaman yaptığı gibi yine çareyi ABD’de aradı.
Beyaz Saray kapılarına dayanan Netanyahu, hamisi Trump’ın karşısına geçip "Siyasette hayat öpücüğüne ihtiyacım var, ne olur yardım et!" dercesine destek istedi
Trump ise bu imdat çağrısına kayıtsız kalmayarak gerekli desteği vereceğini açıkladı.
Zira mevcut konjonktürde aksi bir yanıt vermesi zaten beklenemezdi; çünkü İsrail, ABD için Orta Doğu’daki en kritik askerî üs ve stratejik mevzi konumundadır.
Gerçi Siyonist zihniyet için isimlerin bir önemi yoktur; sandıktan kim çıkarsa çıksın uygulanan zulüm ve işgal politikaları değişmeyecektir.
Ancak Trump ile Netanyahu arasındaki yakın mesai ve uyum su götürmez bir gerçektir.
Hatırlanacağı üzere, Netanyahu’nun bölgeyi işgal etme hırsı ve İran’a yönelik savaş planları ile kurduğu tuzaklar henüz tazeliğini korumaktadır.
Tüm bu hedeflerini görünürde "medeniyet" söylemlerinin arkasına sığınarak gerçekleştirmeye çalışan Siyonist akıl karşısında Trump; Netanyahu’nun yeniden seçilmesi ve koltuğunu koruyabilmesi adına maddi ve manevi tüm imkânlarını seferber etmekten çekinmeyecektir.