Toplum olarak ilginç bir akıl tutulmasının tam ortasındayız.
Her gün bir yerlerde "Geçinemiyorum, yetmiyor!" diye bağıran, faturayı anında devlete ve millete kesen ama arkasını döndüğünde lüksün ve israfın dibine vuran bir profille karşılaşıyoruz.
Adam 20 yıldır devlet memuru. Ayda 150.000 TL maaş alıyor. İki çocuğu var, hâlâ kirada oturuyor.
Ama sorun ne hikmetse kendi bütçe yönetiminde değil! Mutfakta tabak kirlenmesin, tezgah yağ olmasın diye eve sürekli dışarıdan yemek sipariş edilir.
Ailece her akşam lüks restoranlarda kebaplar, mezeler, tatlılar gırla gider.
Mutfakta tencere kaynamaz ama masada hesap hiç eksik olmaz.
Hafta sonu oldu mu gece kulüpleri, eğlence mekânları gezilir.
Yaz geldi mi en lüks otellerde, en gözde tatil beldelerinde arz-ı endam edilir.
Gardırop deseniz, en markalı mağazaların son sezon elbiseleriyle dolu.
Tüketim çılgınlığı hat safhada, israfın ve gösterişin sınırı yok.
Sonra ne mi olur? Ay sonu gelip çattığında hesaptaki para sıfırlanınca feryat figan başlar: "Evim kira, iki çocuğum var, bu maaş bana yetmiyor! Nerede bu devlet, nerede bu millet?"
Hadi oradan!
Sorun maaşın azlığı değil; sizin gözünüzün doymamasıdır, limitsiz yaşama arzunuzdur.
Bu ülkede asgari ücretle ya da günlük 1.000 TL yevmiye ile alnının teriyle çalışan, 5-6 çocuğuna bakıp üstüne başını sokacak bir ev sahibi olan kanaatkar insanlar var.
Onlar parayı harcamayı değil, yönetmeyi; israf etmeyi değil, tasarruf etmeyi bildikleri için ailelerinin geleceğini inşa edebiliyorlar.
Sen ayda 150.000 TL alacaksın, 20 yıldır bir arpa boyu yol gidemeyip bir dikili ağaç sahibi olamayacaksın, lüksünden ve şatafatından milim taviz vermeyeceksin; sonra da çıkıp mağdur edebiyatı yapacaksın...
Eğer o hayatı israf üzerine değil de ayağını yorganına göre uzatarak yaşasaydın, bugün sadece bir evin değil, belki üç evin vardı.
Gerçekten geçim sıkıntısı çeken, evine ekmek götürmekte zorlanan insanların ahını ve hakkını, kendi lüks tüketiminizin üstünü örtmek için zırh yapmayın.
Yetmeyen devletin imkânları ya da maaşınız değil; yetmeyen, sizin doymak bilmeyen hırslarınız ve bitmek bilmeyen israfınızdır.