Anasayfa
Yazarlar
MUHAMMED ALİ URFALI
Yazı Detayı
Bu yazı 264 kez okundu.
TRUMP BU SEFER DE ÖDÜLE GÖZ DİKTİ
Trump’ın hayali bir kez daha suya düştü.
Nobel Barış Ödülü’nü talep etti, ama olmadı. "Hadi oradan!" dercesine Trump’a ödül vermediler.
Donald Trump’ın her zamanki kendinden emin ve iddialı üslubuyla sarf ettiği "Dünyanın yok olmasını engellediğim için Nobel Barış Ödülü’nü bana verin" sözleri henüz hafızalarda tazeliğini korurken, Norveç Nobel Komitesi tercihini bambaşka bir doğrultuda kullandı.
Ödül, manşetleri ve ekranları süsleyen gösterişli siyasi şovlara değil; ömrünü insan haklarına, adalete ve hukukun üstünlüğüne adamış 85 yaşındaki Güney Afrikalı hukukçu Navanethem "Navi" Pillay’a gitti.
Mahkeme Salonundan Çıkan Nobel Haberi
Bu ödülün teslim anı ve adresi belki de olayın en sembolik tarafıydı.
Eski BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay, Nobel Barış Ödülü’nü kazandığı haberini kırmızı halılarda veya şaşaalı lansmanlarda değil, tam da ait olduğu yerde, bir mahkeme salonundayken aldı.
Hayatını ırkçılıkla (Apartheid rejimiyle) mücadeleye, soykırım suçlularının yargılanmasına ve ezilenlerin sesi olmaya adayan bir hukukçu için bundan daha anlamlı bir zamanlama olamazdı.
Siyasi İddialar ve Hakiki Mücadele
Trump'ın "dünyayı kurtarma" iddiasıyla talep ettiği paye ile Pillay'ın temsil ettiği mütevazı ama sarsılmaz hukuk mücadelesi arasındaki bu tezat, günümüz dünyasının özetidir:
Bir tarafta: Manşetleri belirleyen, barışı kişisel bir pazarlık ya da lütuf gibi sunan popülist siyaset anlayışı.
Diğer tarafta: Yıllarını duruşma salonlarında, insan hakları ihlallerini belgeleyerek ve mazlumların hakkını savunarak geçiren kurumsal ve kararlı bir emek.
Sizce Nobel Barış Ödülü, küresel dengeleri değiştirdiğini iddia eden liderlere mi verilmeli, yoksa insan hakları ve adalet için ömrünü adayan hukukçulara mı?
Ekleme
Tarihi: 12 Ekim 2026 -Pazartesi
TRUMP BU SEFER DE ÖDÜLE GÖZ DİKTİ
Trump’ın hayali bir kez daha suya düştü.
Nobel Barış Ödülü’nü talep etti, ama olmadı. "Hadi oradan!" dercesine Trump’a ödül vermediler.
Donald Trump’ın her zamanki kendinden emin ve iddialı üslubuyla sarf ettiği "Dünyanın yok olmasını engellediğim için Nobel Barış Ödülü’nü bana verin" sözleri henüz hafızalarda tazeliğini korurken, Norveç Nobel Komitesi tercihini bambaşka bir doğrultuda kullandı.
Ödül, manşetleri ve ekranları süsleyen gösterişli siyasi şovlara değil; ömrünü insan haklarına, adalete ve hukukun üstünlüğüne adamış 85 yaşındaki Güney Afrikalı hukukçu Navanethem "Navi" Pillay’a gitti.
Mahkeme Salonundan Çıkan Nobel Haberi
Bu ödülün teslim anı ve adresi belki de olayın en sembolik tarafıydı.
Eski BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay, Nobel Barış Ödülü’nü kazandığı haberini kırmızı halılarda veya şaşaalı lansmanlarda değil, tam da ait olduğu yerde, bir mahkeme salonundayken aldı.
Hayatını ırkçılıkla (Apartheid rejimiyle) mücadeleye, soykırım suçlularının yargılanmasına ve ezilenlerin sesi olmaya adayan bir hukukçu için bundan daha anlamlı bir zamanlama olamazdı.
Siyasi İddialar ve Hakiki Mücadele
Trump'ın "dünyayı kurtarma" iddiasıyla talep ettiği paye ile Pillay'ın temsil ettiği mütevazı ama sarsılmaz hukuk mücadelesi arasındaki bu tezat, günümüz dünyasının özetidir:
Bir tarafta: Manşetleri belirleyen, barışı kişisel bir pazarlık ya da lütuf gibi sunan popülist siyaset anlayışı.
Diğer tarafta: Yıllarını duruşma salonlarında, insan hakları ihlallerini belgeleyerek ve mazlumların hakkını savunarak geçiren kurumsal ve kararlı bir emek.
Sizce Nobel Barış Ödülü, küresel dengeleri değiştirdiğini iddia eden liderlere mi verilmeli, yoksa insan hakları ve adalet için ömrünü adayan hukukçulara mı?
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.