MUHAMMED ALİ URFALI
Köşe Yazarı
MUHAMMED ALİ URFALI
 

ALO ENGİN, SANA SON MODEL ARABA ALACAĞIM

Ancak bazı anlar var ki, sadece bir olayı değil, o olayın arkasındaki zihniyeti, kibri ve toplumsal çürümeyi tek bir karede önümüze seriyor. Tıpkı geçtiğimiz günlerde Aziz Yıldırım’ın imza attığı o akılalmaz görüntüler gibi... Direksiyondaki Aziz Yıldırım, gazeteclere elinin tersiyle "Hadi gidin buradan" dercesine kaba bir jest yapıyor. Buraya kadar belki alışıldık bir gerginlik diyebilirsiniz. Fakat hikaye burada bitmiyor; Sayın Yıldırım, aracını yanındaki otomobile çarparak yoluna devam ediyor. Arkasına bile bakmadan, durma gereği duymadan, adeta "Ben geçerim, gerisi beni ilgilendirmez" edasıyla çekip gidiyor. Sonrasında sosyal medyaya düşen detaylar ise olayın vahammetini bir kat daha artırıyor: İddiaya göre Yıldırım, arabasına çarptığı kişiye "Sana son model bir araba alacağım" demiş. Neresinden tutsanız elinizde kalan, neresinden baksanız kabadayılık ve ego kokan bir yaklaşım. "Benim param var, çarparım da öderim de, ezerim de telafi ederim" mantığı... Paranın ve gücün, nezaket ile kuralların üstünde görüldüğü bu üslup, kabadayılığın ve bencilliğin adeta zirve yaptığı andır. Bu manzara, ister istemez ekranların sevilen mizah programı Güldür Güldür Show’daki efsanevi Bilal karakterini (Onur Buldu) getirdi akıllara. Ne diyordu Bilal o meşhur skecinde? "Alo Engin, sana telefon alacağım!" Sonra diğerine dönüp ekliyordu: "Üzülme, sana da araba alacağım, hem de son model!" Ekranda izlerken kahkahalarla güldüğümüz o absürt kabadayı tiplemesi, ne yazık ki gerçek hayatta, koskoca bir spor kulübüne yıllarca başkanlık yapmış bir figürün eliyle birebir canlandırıldı. Aradaki tek fark; ekrandakinin bir komedi, gerçek hayattakinin ise üzücü bir hezeyan olması. Burada mesele Aziz Yıldırım’ın şahsi kişiliği veya tercihleri değildir. Asıl acı olan, bu davranışın zamanında işgal edilen ve tarihte her zaman ağırlığıyla, beyefendiliğiyle anılan Fenerbahçe Başkanlık Makamı’nın temsil ettiği değerlerle taban tabana zıt olmasıdır. Spor kulüpleri; toplumda nezaketin, adaletin ve kurallara saygının teminatı olması gereken kurumlandır. Trafikte çarptığı insana paranı göstererek üstünlük kurmaya çalışmak, ne spora ne de o makamın tarihsel ağırlığına yakışır. Güç ve para, insanı kuralların üstüne çıkarmaz; aksine ona daha fazla sorumluluk yükler. Umuyoruz ki toplumun önünde olan isimler, "Sana son model araba alacağım" derken sergiledikleri bu trajikomik özgüvenin, gerçekte ne kadar büyük bir itibar kaybı olduğunu bir gün idrak ederler.
Ekleme Tarihi: 08 Kasım 2026 -Pazar

ALO ENGİN, SANA SON MODEL ARABA ALACAĞIM

Ancak bazı anlar var ki, sadece bir olayı değil, o olayın arkasındaki zihniyeti, kibri ve toplumsal çürümeyi tek bir karede önümüze seriyor. Tıpkı geçtiğimiz günlerde Aziz Yıldırım’ın imza attığı o akılalmaz görüntüler gibi... Direksiyondaki Aziz Yıldırım, gazeteclere elinin tersiyle "Hadi gidin buradan" dercesine kaba bir jest yapıyor. Buraya kadar belki alışıldık bir gerginlik diyebilirsiniz. Fakat hikaye burada bitmiyor; Sayın Yıldırım, aracını yanındaki otomobile çarparak yoluna devam ediyor. Arkasına bile bakmadan, durma gereği duymadan, adeta "Ben geçerim, gerisi beni ilgilendirmez" edasıyla çekip gidiyor. Sonrasında sosyal medyaya düşen detaylar ise olayın vahammetini bir kat daha artırıyor: İddiaya göre Yıldırım, arabasına çarptığı kişiye "Sana son model bir araba alacağım" demiş. Neresinden tutsanız elinizde kalan, neresinden baksanız kabadayılık ve ego kokan bir yaklaşım. "Benim param var, çarparım da öderim de, ezerim de telafi ederim" mantığı... Paranın ve gücün, nezaket ile kuralların üstünde görüldüğü bu üslup, kabadayılığın ve bencilliğin adeta zirve yaptığı andır. Bu manzara, ister istemez ekranların sevilen mizah programı Güldür Güldür Show’daki efsanevi Bilal karakterini (Onur Buldu) getirdi akıllara. Ne diyordu Bilal o meşhur skecinde? "Alo Engin, sana telefon alacağım!" Sonra diğerine dönüp ekliyordu: "Üzülme, sana da araba alacağım, hem de son model!" Ekranda izlerken kahkahalarla güldüğümüz o absürt kabadayı tiplemesi, ne yazık ki gerçek hayatta, koskoca bir spor kulübüne yıllarca başkanlık yapmış bir figürün eliyle birebir canlandırıldı. Aradaki tek fark; ekrandakinin bir komedi, gerçek hayattakinin ise üzücü bir hezeyan olması. Burada mesele Aziz Yıldırım’ın şahsi kişiliği veya tercihleri değildir. Asıl acı olan, bu davranışın zamanında işgal edilen ve tarihte her zaman ağırlığıyla, beyefendiliğiyle anılan Fenerbahçe Başkanlık Makamı’nın temsil ettiği değerlerle taban tabana zıt olmasıdır. Spor kulüpleri; toplumda nezaketin, adaletin ve kurallara saygının teminatı olması gereken kurumlandır. Trafikte çarptığı insana paranı göstererek üstünlük kurmaya çalışmak, ne spora ne de o makamın tarihsel ağırlığına yakışır. Güç ve para, insanı kuralların üstüne çıkarmaz; aksine ona daha fazla sorumluluk yükler. Umuyoruz ki toplumun önünde olan isimler, "Sana son model araba alacağım" derken sergiledikleri bu trajikomik özgüvenin, gerçekte ne kadar büyük bir itibar kaybı olduğunu bir gün idrak ederler.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.