Büyük İslam bilgesi ve alimi Mevlana hazretlerinin kitapları, özelikle mesnevi adlı altı ciltlik eserinde derin anlamlı, maddi, manevi, hayatta yol gösterici anlamlı meseller vardır.
Bu dijital hızlı çağda duyarlı insanlar, biraz yavaşlama, geçmişe eski güzel değerlere özlem duyar. Bunlar bir anlamda yaşam iksiri moral değerlerdir. Belki de bir ihtiyaçtır.
Gazeteler de her çeşit haber, her çeşit köşe yazıları yazılır. Sürekli aynı benzer konuları yazmak tekrar olur. Biz de arada sırada manevi yönlü yazılara ilgi duyuyoruz.
Bu defa Mevlana'dan iki hikaye yazalım dedik.
Üç öğüt meseli: Bir köylü ava çıkar. Bir fak kurar. Bir ağacın dibinde avını beklerken uyur. Uyandıktan sonra bir serçenin faka düştüğünü görür. Serçeyi eline alır, serçe dile gelir. Ya beni adem sen bir koyunu yersen doymazsın. Bir lokma canım var seni doyurmaz. En iyisi sana üç nasihat söyleyim bu senin için her şeyden daha kiymetlidir. Ilk nasihatimi avucunda iken söylerim ikincisini beni bıraktıktan sonra karşı ağacın üstüne konduktan sonra söylerim. Adam bunu kabul eder. Serçe söylemeye başlar: kimden diyorsan duy her söze inanma. Bu söz doğru mu yanlış mı diye araştır ve incele. Serçeyi bırakır. Serçe ağacın tepesine çıkar. Adam diğerini söyle der. Serçe ikincisini söyler: ne yaparsan yap pişman olma. Olan olmuştur söyle, peşine düşme, bu sana zarar verir. Sadece yanlıştan ders al. Bir daha yapma der.
Adam bunlar çok iyi. Öbürünü anlat deyince, serçe büyük bir fırsat kaçırdın. Buraya gelirken çayırlardan çımenlerden geçerken paha biçilmez bir zümrüt yuttum. Beni bırakmasaydın senin çoluk çocuğunun hayatı kurtulur zengin olurdun.
Adam bunu duyunca dizine vurur ben ne yaptım diye dövünür. Serçe bunu görünce vay zavvalı der. Adam niye böyle diyorsun sorur ? Serçe sana altın değerinde belki altından daha kıymetli iki öğüt söyledim. Bundan ders almadın. İlki kimden duyarsan duy, her söze inme dedim. Sen çabucak hemen inandın. Araştırmadın, demedim, bu küçük serçe nasıl paha biçilmez bir zümrüt yutacak.
Diğeri, sana ne yaparsan yap pişman olma dedim. Sen pişman oldun. Adam serçeye haklısın der. Üçüncü nasihati söyle deyince serçe ilk iki nasihatı anlamadın. Üçüncüsünü de sen düşün der. Uçup gider.
Kıssadan hisseler hayat bilgisidir. Anlayanlara ders verir. Mevlana gibi dahilerin sözlerini modern çagdaş felsefe önem veriyor. Örneğin varoluşçu felsefenin ünlü düşünürü Jean Paul Sartre ile bunda ve bazı alanlarda örtüşüyor.
Şimdi diğer meseli, yüreğim bağlı değil, meseline geçelim: bir din bilginin yolu tımarhaneye düşmüştü. Gidip bir gezeyim delilerin halini göreyim! diyerek kapıyı çaldı.
İçeri girince, elleri ayakları bağlı bir delinin sevinç içinde bağırıp çağırdığını, keyiften sarhoş olduğunu gördü. Yanına giderek: yahu dedi elin ayağın bağlıyken bu neşe nedir.? Tutsaksın, görmüyor musun halini? Deli: elim ayağım bağlı benim! dedi. Yüreğim bağlı değil. Gönlüm özgür olduktan sonra tutsak olmuşum ne çıkar? İki alem dediğin nedir? Bir deniz, adı da gönül. İşte o denizde hürüm ben?
Mevlana hazretlerinin o kadar çok ibretli hikayeleri var ki bir kısa köşe yazısında bunların çok küçük bölümlerini dahi yazmak mümkün değil. Bu defa iki hikaye ile yetindik.
Kısmet olursa başka bazı meselerini yazarım.
Anasayfa
Yazarlar
NECDET ŞANSAL
Yazı Detayı
Bu yazı 139 kez okundu.
MEVLANA'DAN İKİ SEÇME HİKAYE
Büyük İslam bilgesi ve alimi Mevlana hazretlerinin kitapları, özelikle mesnevi adlı altı ciltlik eserinde derin anlamlı, maddi, manevi, hayatta yol gösterici anlamlı meseller vardır.
Bu dijital hızlı çağda duyarlı insanlar, biraz yavaşlama, geçmişe eski güzel değerlere özlem duyar. Bunlar bir anlamda yaşam iksiri moral değerlerdir. Belki de bir ihtiyaçtır.
Gazeteler de her çeşit haber, her çeşit köşe yazıları yazılır. Sürekli aynı benzer konuları yazmak tekrar olur. Biz de arada sırada manevi yönlü yazılara ilgi duyuyoruz.
Bu defa Mevlana'dan iki hikaye yazalım dedik.
Üç öğüt meseli: Bir köylü ava çıkar. Bir fak kurar. Bir ağacın dibinde avını beklerken uyur. Uyandıktan sonra bir serçenin faka düştüğünü görür. Serçeyi eline alır, serçe dile gelir. Ya beni adem sen bir koyunu yersen doymazsın. Bir lokma canım var seni doyurmaz. En iyisi sana üç nasihat söyleyim bu senin için her şeyden daha kiymetlidir. Ilk nasihatimi avucunda iken söylerim ikincisini beni bıraktıktan sonra karşı ağacın üstüne konduktan sonra söylerim. Adam bunu kabul eder. Serçe söylemeye başlar: kimden diyorsan duy her söze inanma. Bu söz doğru mu yanlış mı diye araştır ve incele. Serçeyi bırakır. Serçe ağacın tepesine çıkar. Adam diğerini söyle der. Serçe ikincisini söyler: ne yaparsan yap pişman olma. Olan olmuştur söyle, peşine düşme, bu sana zarar verir. Sadece yanlıştan ders al. Bir daha yapma der.
Adam bunlar çok iyi. Öbürünü anlat deyince, serçe büyük bir fırsat kaçırdın. Buraya gelirken çayırlardan çımenlerden geçerken paha biçilmez bir zümrüt yuttum. Beni bırakmasaydın senin çoluk çocuğunun hayatı kurtulur zengin olurdun.
Adam bunu duyunca dizine vurur ben ne yaptım diye dövünür. Serçe bunu görünce vay zavvalı der. Adam niye böyle diyorsun sorur ? Serçe sana altın değerinde belki altından daha kıymetli iki öğüt söyledim. Bundan ders almadın. İlki kimden duyarsan duy, her söze inme dedim. Sen çabucak hemen inandın. Araştırmadın, demedim, bu küçük serçe nasıl paha biçilmez bir zümrüt yutacak.
Diğeri, sana ne yaparsan yap pişman olma dedim. Sen pişman oldun. Adam serçeye haklısın der. Üçüncü nasihati söyle deyince serçe ilk iki nasihatı anlamadın. Üçüncüsünü de sen düşün der. Uçup gider.
Kıssadan hisseler hayat bilgisidir. Anlayanlara ders verir. Mevlana gibi dahilerin sözlerini modern çagdaş felsefe önem veriyor. Örneğin varoluşçu felsefenin ünlü düşünürü Jean Paul Sartre ile bunda ve bazı alanlarda örtüşüyor.
Şimdi diğer meseli, yüreğim bağlı değil, meseline geçelim: bir din bilginin yolu tımarhaneye düşmüştü. Gidip bir gezeyim delilerin halini göreyim! diyerek kapıyı çaldı.
İçeri girince, elleri ayakları bağlı bir delinin sevinç içinde bağırıp çağırdığını, keyiften sarhoş olduğunu gördü. Yanına giderek: yahu dedi elin ayağın bağlıyken bu neşe nedir.? Tutsaksın, görmüyor musun halini? Deli: elim ayağım bağlı benim! dedi. Yüreğim bağlı değil. Gönlüm özgür olduktan sonra tutsak olmuşum ne çıkar? İki alem dediğin nedir? Bir deniz, adı da gönül. İşte o denizde hürüm ben?
Mevlana hazretlerinin o kadar çok ibretli hikayeleri var ki bir kısa köşe yazısında bunların çok küçük bölümlerini dahi yazmak mümkün değil. Bu defa iki hikaye ile yetindik.
Kısmet olursa başka bazı meselerini yazarım.
Ekleme
Tarihi: 20 Nisan 2026 -Pazartesi
MEVLANA'DAN İKİ SEÇME HİKAYE
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.