Türkiye istastik kurumu Tüik verilerine göre Türkiye'de yalnız yaşayan, başka bir anlatımla tek başına yaşayanların sayısı yıldan yıla artarak, 2025 yılında beş milyon 523 bin 321 olarak tespit edilmiştir.
Bu durumun ülkemizin Nüfusuna oranı yüzde 11,5 oluyor. Avrupa'da yüzde 16. Amerika'da ise yalnız yaşayanlar nüfusun yüzde 29'ını buluyor.
Doğrusunu demek gerekirse ülkemiz açısından bu büyük sayıyı öğrenince şaşırdım ve hayret ettim. Çevremizde yalnız yaşayanların bu kadar çok olduğunu sanırım sizde tahmin etmiyordunuz. İnsan bu durumu sorguluyor. Neden böyle oluyor diye düşünüyor. Kapitalizm'in merkezleri Amerika ile Avrupa için bu durum çok şaşırtıcı degildir. Sanayi ve teknoloji çağının sonucu olduğu anlaşılıyor. Zira kültürel ortam ve eğitim buna müsait oluyor. Nitekim ülkemizde yalnız yaşayanların oranı büyük sanayı şehirlerinde çok fazladır. Örneğin Istanbul'da bir milyon civarında yanlız yaşayan vatandaşlar vardır. Bunun adına ne hikmetse bireysel tercih ve özgürlük deniliyor. Evlenmeyen kişilerin, evlenip boşanmaların sayıları gittikçe artıyor. Nedeni yanlış özgürlük bireyci anlayış. Birliktelik, uzlaşma, sevgi ve hoşgörü ile ancak gerçekleşir. Doğru, makul olan da budur. Ayrıca evlenip te çocuk istemeyenler ayrı önemli bir sorun. Oysa çocuklar uysal olsun, olmasın, kültürümüzde ve inancımızda evin neşesi, deyim yerindeyse evin meyvesidir denilir.
Seküler, modern denilen yaşam tarzı boyle olumsuz bir sonuç ortaya çıkartiyor. Zaten yaşama tarzı düşünce tarzını belirliyor. Ama son tahlilde sonuç olarak bencil bir yaşam oluyor. Bunun doğal sonucu insan kendine ve topluma yabancı oluyor. Oysa sanayi öncesi toplumlarda böyle durum olmazdı. Çünkü böyle yanlış algı, eğitim ve kültür yoktu. Zira çokluk değil, azlık içerisinde insanlar mutlu oluyordu.
Doğal sade mütevazi bir yaşam vardı. Halk arasında klasik bir söz vardır, şimdi herşey var ama huzur yok.
Aşırı rahatlığın konforun getirdiği durum tam da budur. Zenginde de, fakirde de huzur yok. Zenginde göreceli olarak her şey var, ama tam bir mutluluk olamaz. Bu da insanın yapısından gelen bir hal olsa gerek.Yanlız yaşamak büyük bir sorun.
İnsanların böyle tercihte bulunması elbette düşündürücü bir durum. Kendimizce analiz yaparsak, her şeyin fazlası, rahatlık, teknik araçlar, fazla bilgi, belki de insanı bozuyor. Yine halk arasında söylenen, eski toplumda her şey yoktu ama huzur vardı sözü gerçeği belirtiyor.
Zira toplumun temeli olan aile bağları güçlüydü. Neslin devamı için çocuk istenir ve gerekliydi. Modern toplumlar da artık
Yalnız yaşama isteği böylesi yanlış özgürlük algısı, yoz bir kültür ve anlayıştan geliyor.
Uzmanlar yanlız yaşamanın sosyal izolasyonun, insanların fiziki ve ruhi sağlığını bozduğunu belirtiyor. Sosyal bilimci filozof Karl Marks konumuzla ilgili önemli, doğru bir tesbiti vardır: "İnsanın ihtiyacı insandır" der. Burada yanlış bir algı oluşmasın. Doğru sözler ve önerilerde bulunanlar, söyleyenler, hangi görüşte olursa olsun bence insanlığın ortak değerlerini isteğini yansıtırlar. Bu Sait Nursi, Alpaslan Türkeş, olabilir.
İnsan bilimciler, tam özgürlüğün yanılsama olduğunu, bilgi, bilim kadar inancın, geleneksel moral değerlerin önemli olduğunu belirtiyorlar. Sonuç olarak zorunluk dışında yanlız yaşamanın doğru tercih olmadığını söylemek mümkün.
Anasayfa
Yazarlar
NECDET ŞANSAL
Yazı Detayı
Bu yazı 150 kez okundu.
YALNIZ YAŞAYANLAR
Türkiye istastik kurumu Tüik verilerine göre Türkiye'de yalnız yaşayan, başka bir anlatımla tek başına yaşayanların sayısı yıldan yıla artarak, 2025 yılında beş milyon 523 bin 321 olarak tespit edilmiştir.
Bu durumun ülkemizin Nüfusuna oranı yüzde 11,5 oluyor. Avrupa'da yüzde 16. Amerika'da ise yalnız yaşayanlar nüfusun yüzde 29'ını buluyor.
Doğrusunu demek gerekirse ülkemiz açısından bu büyük sayıyı öğrenince şaşırdım ve hayret ettim. Çevremizde yalnız yaşayanların bu kadar çok olduğunu sanırım sizde tahmin etmiyordunuz. İnsan bu durumu sorguluyor. Neden böyle oluyor diye düşünüyor. Kapitalizm'in merkezleri Amerika ile Avrupa için bu durum çok şaşırtıcı degildir. Sanayi ve teknoloji çağının sonucu olduğu anlaşılıyor. Zira kültürel ortam ve eğitim buna müsait oluyor. Nitekim ülkemizde yalnız yaşayanların oranı büyük sanayı şehirlerinde çok fazladır. Örneğin Istanbul'da bir milyon civarında yanlız yaşayan vatandaşlar vardır. Bunun adına ne hikmetse bireysel tercih ve özgürlük deniliyor. Evlenmeyen kişilerin, evlenip boşanmaların sayıları gittikçe artıyor. Nedeni yanlış özgürlük bireyci anlayış. Birliktelik, uzlaşma, sevgi ve hoşgörü ile ancak gerçekleşir. Doğru, makul olan da budur. Ayrıca evlenip te çocuk istemeyenler ayrı önemli bir sorun. Oysa çocuklar uysal olsun, olmasın, kültürümüzde ve inancımızda evin neşesi, deyim yerindeyse evin meyvesidir denilir.
Seküler, modern denilen yaşam tarzı boyle olumsuz bir sonuç ortaya çıkartiyor. Zaten yaşama tarzı düşünce tarzını belirliyor. Ama son tahlilde sonuç olarak bencil bir yaşam oluyor. Bunun doğal sonucu insan kendine ve topluma yabancı oluyor. Oysa sanayi öncesi toplumlarda böyle durum olmazdı. Çünkü böyle yanlış algı, eğitim ve kültür yoktu. Zira çokluk değil, azlık içerisinde insanlar mutlu oluyordu.
Doğal sade mütevazi bir yaşam vardı. Halk arasında klasik bir söz vardır, şimdi herşey var ama huzur yok.
Aşırı rahatlığın konforun getirdiği durum tam da budur. Zenginde de, fakirde de huzur yok. Zenginde göreceli olarak her şey var, ama tam bir mutluluk olamaz. Bu da insanın yapısından gelen bir hal olsa gerek.Yanlız yaşamak büyük bir sorun.
İnsanların böyle tercihte bulunması elbette düşündürücü bir durum. Kendimizce analiz yaparsak, her şeyin fazlası, rahatlık, teknik araçlar, fazla bilgi, belki de insanı bozuyor. Yine halk arasında söylenen, eski toplumda her şey yoktu ama huzur vardı sözü gerçeği belirtiyor.
Zira toplumun temeli olan aile bağları güçlüydü. Neslin devamı için çocuk istenir ve gerekliydi. Modern toplumlar da artık
Yalnız yaşama isteği böylesi yanlış özgürlük algısı, yoz bir kültür ve anlayıştan geliyor.
Uzmanlar yanlız yaşamanın sosyal izolasyonun, insanların fiziki ve ruhi sağlığını bozduğunu belirtiyor. Sosyal bilimci filozof Karl Marks konumuzla ilgili önemli, doğru bir tesbiti vardır: "İnsanın ihtiyacı insandır" der. Burada yanlış bir algı oluşmasın. Doğru sözler ve önerilerde bulunanlar, söyleyenler, hangi görüşte olursa olsun bence insanlığın ortak değerlerini isteğini yansıtırlar. Bu Sait Nursi, Alpaslan Türkeş, olabilir.
İnsan bilimciler, tam özgürlüğün yanılsama olduğunu, bilgi, bilim kadar inancın, geleneksel moral değerlerin önemli olduğunu belirtiyorlar. Sonuç olarak zorunluk dışında yanlız yaşamanın doğru tercih olmadığını söylemek mümkün.
Ekleme
Tarihi: 03 Nisan 2026 -Cuma
YALNIZ YAŞAYANLAR
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.