Ünlü Türkmen Şairi, veli insan, sevgi şaiiri Yunus Emre'nin biri birinden güzel, anlamlı şiirleri insana huzur verir, ders verir.
Bir şiiri: "Ete kemiğe büründüm, yunus diye göründüm" der.
Bu şiir salt sıradan bir şiir veya deyiş degildir. Bir anlamda, daha doğrusu buna geniş bir anlamda diyebiliriz, insanın varoluşunun gizemini anlatır, anlatmak ister.
Düşünen, sorgulayan, araştıran insanlar, tarih boyunca bu sorunun cevabını bilmeye, bulmaya çalışmışlardır. Heyhat bu sorunun yani dünyanın, evrenin, insanın gizemini, yani nasıl nereden geldik, nereye gidecegiz, öleceğiz, sonra ne olacağız, sorusunun cevabını yeteri kadar bulamamışlardir. Belki de tam olarak bilmeyeceklerdir.
Dinler bunun cevabını, ancak sadece inanç olarak veriyorlar. Ama bunun, düşünen sorgulayan insanları tatmin ettiği söylenemez.
.Şunu demek mumkün: bir harikalar, mücizeler aleminde yaşıyoruz.
Kozmos'ta kaos çok az vardır. Daha çok bir denge, düzen, adeta olağanüstü bir ustanın tasarlayarak yaptığı bir düzen bir sistem bulunuyor. Bunu takdir etmemek, hayran kalmamak zordur.
Ancak burada insanın dramı dediğimiz olgu, felsefi, maddi, ekonomik olarak ortaya çıkıyor. Konumuz tanrının yokluğu varlığı değil.
Adına ne dersek diyelim, ister, Allah, ister tanrı, ister rab, ilah, aritmetik, en ince hesaplar yapan, deyim yerindeyse büyük bir varlığın, büyük bir ustanın sanatı diyelim, olumlu, adalet, eşitlik anlamında olumsuz bir yapı ortaya çıkiyor. Fiziki, biyolojik olarak, hangi üstün sanatı anlatsak, evren, dünya, güneş, ay yörüngenlerinde bir çekim gücü içerisinde birbirleriyle şaşmaz bir ilişki içerisinde bulunuyor.
Canlı varlıkların farklı anatomik yapıları, beyin beden olmak üzere akla durgunluk veren çok üstün bir varlığın ürünüdür demek mümkün.
Koca Yunus, ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm derken, aslında bu çok büyük bir sanatçıdan çıkan sanat eserini anlatmak istemiştir.
Ancak, tüm bu gerçeklik ve harika düzene rağmen, şaşırtıcı olan, insanlar ve diğer canlı varlıklar arasındaki kaos, adaletsizlik, gücü yeten yetene, alta kalanın canı çıksın, düzensizliği büyük bir çelişki oluşturuyor. Böylesi bir anlayışı, ve böyle bir düzensizliği de anlamak ta zor oluyor. Çünkü, İnsanlar ve hayvanlar alemine baktığımız zaman çeşitli şekillerde adaletsizlik ve haksızlık görülüyor, aslanlar, kaplanlar güçsüz hayvanları parçalayarak yerler.
İnsanlar arasındaki büyük adaletsizlikler, köleci toplumlardan beri devam ediyor. Acımasız Savaşlar hep bir sömürü aracı olmuştur. Burada, insan hakkında
Toplum bilimcilerin insanın yıkıcı yönü olduğu kadar, yapıcı yönün de olduğunu söylemeleri az da olsa bize biraz bir umut veriyor.
Zaten iyi insanlar sayesinde insanlık tarihinde yıkımlar kadar, yapıcı durumlar olmuştur. Örnek, filozoflar, peygamberler, bilim insanlarıdır.
İnsanların çoğu kötüdür demeyelim, ama ders alınmıyor. Öleceğini biliyor. Her şeyini bırakıp gideceğini biliyor. Ama ne yazık ki anlaşılmaz bir şekilde ölmeyecek gibi yaşıyor. Kötülük yapmaya, hak yemeye, sömürmeye devam ediliyor.
İşte insanın anlaşılmaz çelişkisi ve dramı budur. Her türlü konfor ve rahatlıktan sonra gelen, bir anlamda yok oluş olan ölüm.
Bir de çile ızdırap içerisinde doğru dürüst yaşamadan ölen insanlar.
Dinler ve felsefelerin ayrıştığı yönler dışında, örtüştüğü taraf dünya hayatının geçiciliğidir. Gerçek İslam dini ilkelerinde dünyanın faniliği, önemsizligi anlatılır. Bundan dolayı iyilik yapmak, ölümü düşünmek salık verilir. Dost istersen Allah yeter. Nasihat istersen ölüm yeter. Dini söylemi bir gerçeği vurgular.
Varoluşçu felsefenin ünlü filozofu Jean Paul Sartre, ilginçtir, dini söyleme yakın ifadeler kullanır: faniliği hiçlik olarak tanımlar. Sartre bir deyişinde: "Hiçlik kurdu bir soytarı gibi hayatımızda sırtitmaktadır." der. Varoluş felsefesinde, tıpkı din felsefesinde olduğu gibi ölüm kaygısı ve düşüncesi vardır.
Mevlana: " Hamdım piştim yandım" derken Yunus ile benzer düşünür.
Yaşam nasıl bir gerçek ise ölüm de bir gerçektir. Ölüm var olmanın, yaşamın bir acısı ve dramıdır. İyilik yapmak, yararlı olmak, hayata bir anlam katar. Fanilik duygusunu azaltır.
Anasayfa
Yazarlar
NECDET ŞANSAL
Yazı Detayı
Bu yazı 90 kez okundu.
İNSANIN DRAMI
Ünlü Türkmen Şairi, veli insan, sevgi şaiiri Yunus Emre'nin biri birinden güzel, anlamlı şiirleri insana huzur verir, ders verir.
Bir şiiri: "Ete kemiğe büründüm, yunus diye göründüm" der.
Bu şiir salt sıradan bir şiir veya deyiş degildir. Bir anlamda, daha doğrusu buna geniş bir anlamda diyebiliriz, insanın varoluşunun gizemini anlatır, anlatmak ister.
Düşünen, sorgulayan, araştıran insanlar, tarih boyunca bu sorunun cevabını bilmeye, bulmaya çalışmışlardır. Heyhat bu sorunun yani dünyanın, evrenin, insanın gizemini, yani nasıl nereden geldik, nereye gidecegiz, öleceğiz, sonra ne olacağız, sorusunun cevabını yeteri kadar bulamamışlardir. Belki de tam olarak bilmeyeceklerdir.
Dinler bunun cevabını, ancak sadece inanç olarak veriyorlar. Ama bunun, düşünen sorgulayan insanları tatmin ettiği söylenemez.
.Şunu demek mumkün: bir harikalar, mücizeler aleminde yaşıyoruz.
Kozmos'ta kaos çok az vardır. Daha çok bir denge, düzen, adeta olağanüstü bir ustanın tasarlayarak yaptığı bir düzen bir sistem bulunuyor. Bunu takdir etmemek, hayran kalmamak zordur.
Ancak burada insanın dramı dediğimiz olgu, felsefi, maddi, ekonomik olarak ortaya çıkıyor. Konumuz tanrının yokluğu varlığı değil.
Adına ne dersek diyelim, ister, Allah, ister tanrı, ister rab, ilah, aritmetik, en ince hesaplar yapan, deyim yerindeyse büyük bir varlığın, büyük bir ustanın sanatı diyelim, olumlu, adalet, eşitlik anlamında olumsuz bir yapı ortaya çıkiyor. Fiziki, biyolojik olarak, hangi üstün sanatı anlatsak, evren, dünya, güneş, ay yörüngenlerinde bir çekim gücü içerisinde birbirleriyle şaşmaz bir ilişki içerisinde bulunuyor.
Canlı varlıkların farklı anatomik yapıları, beyin beden olmak üzere akla durgunluk veren çok üstün bir varlığın ürünüdür demek mümkün.
Koca Yunus, ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm derken, aslında bu çok büyük bir sanatçıdan çıkan sanat eserini anlatmak istemiştir.
Ancak, tüm bu gerçeklik ve harika düzene rağmen, şaşırtıcı olan, insanlar ve diğer canlı varlıklar arasındaki kaos, adaletsizlik, gücü yeten yetene, alta kalanın canı çıksın, düzensizliği büyük bir çelişki oluşturuyor. Böylesi bir anlayışı, ve böyle bir düzensizliği de anlamak ta zor oluyor. Çünkü, İnsanlar ve hayvanlar alemine baktığımız zaman çeşitli şekillerde adaletsizlik ve haksızlık görülüyor, aslanlar, kaplanlar güçsüz hayvanları parçalayarak yerler.
İnsanlar arasındaki büyük adaletsizlikler, köleci toplumlardan beri devam ediyor. Acımasız Savaşlar hep bir sömürü aracı olmuştur. Burada, insan hakkında
Toplum bilimcilerin insanın yıkıcı yönü olduğu kadar, yapıcı yönün de olduğunu söylemeleri az da olsa bize biraz bir umut veriyor.
Zaten iyi insanlar sayesinde insanlık tarihinde yıkımlar kadar, yapıcı durumlar olmuştur. Örnek, filozoflar, peygamberler, bilim insanlarıdır.
İnsanların çoğu kötüdür demeyelim, ama ders alınmıyor. Öleceğini biliyor. Her şeyini bırakıp gideceğini biliyor. Ama ne yazık ki anlaşılmaz bir şekilde ölmeyecek gibi yaşıyor. Kötülük yapmaya, hak yemeye, sömürmeye devam ediliyor.
İşte insanın anlaşılmaz çelişkisi ve dramı budur. Her türlü konfor ve rahatlıktan sonra gelen, bir anlamda yok oluş olan ölüm.
Bir de çile ızdırap içerisinde doğru dürüst yaşamadan ölen insanlar.
Dinler ve felsefelerin ayrıştığı yönler dışında, örtüştüğü taraf dünya hayatının geçiciliğidir. Gerçek İslam dini ilkelerinde dünyanın faniliği, önemsizligi anlatılır. Bundan dolayı iyilik yapmak, ölümü düşünmek salık verilir. Dost istersen Allah yeter. Nasihat istersen ölüm yeter. Dini söylemi bir gerçeği vurgular.
Varoluşçu felsefenin ünlü filozofu Jean Paul Sartre, ilginçtir, dini söyleme yakın ifadeler kullanır: faniliği hiçlik olarak tanımlar. Sartre bir deyişinde: "Hiçlik kurdu bir soytarı gibi hayatımızda sırtitmaktadır." der. Varoluş felsefesinde, tıpkı din felsefesinde olduğu gibi ölüm kaygısı ve düşüncesi vardır.
Mevlana: " Hamdım piştim yandım" derken Yunus ile benzer düşünür.
Yaşam nasıl bir gerçek ise ölüm de bir gerçektir. Ölüm var olmanın, yaşamın bir acısı ve dramıdır. İyilik yapmak, yararlı olmak, hayata bir anlam katar. Fanilik duygusunu azaltır.
Ekleme
Tarihi: 16 Şubat 2026 -Pazartesi
İNSANIN DRAMI
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.