NECDET ŞANSAL
Köşe Yazarı
NECDET ŞANSAL
 

DEMOKRATİK ULUS TEORİSİ ORTA DOĞUDA GEÇERLİ DEĞİLDİR

Son silahlı Kürt hareketini PKK örgütünu kurarak başlatan Abdullah Öcalan, bağımsız Kürdistan söyleminden sonra 27 Şubat 2025 yılında İmralı adasında yaptığı açıklamada federasyon ve özerklik değil, kendi deyimiyle Kültüralist, yani kültürel çözümler bile istemediğini belirti.  Öcalan siyasal olarak çok şanslı bir lider. Çünkü tüm bu eksen değişimlerine rağmen hayrettir hala peşinden giden büyük bir Kürt kitlesi bulunuyor.  Bunun nedenini tartışacak değiliz. Abdullah Öcalan kabul etmek gerekir ki önemli bir siyasetçi,  yazar ve düşünür yönüyle de ortaya çıkmıştır. Yazdığı bir yığın siyasal, felsefi kitaplarla bunu kanıtlamıştır. İmralı cezaevinde son yıllarda yeni teoriler, paradigma ortaya koymuştur. Demokratik cumhuriyet, demokratik siyaset, demokratik kurtuluş ve konfederalizm'den sonra Bunların en önemlisi demokratik ulus projesidir.  Teorik olarak doğru, insani bir program olan bu teorinin, ortadoğu gibi eğitimin yeteri kadar gelişmediği bir bölgede, pratik somut koşulları ne yazık ki uygulama şansı yoktur.  Nitekim Rojava denilen Kuzeydoğu Suriye'de bu proje başarılı olmamıştır. Kürtler ile Arapların oluşturduğu Suriye demokratik güçleri SDG'de bulunan Arap unsurlar, Rakka Derazor şehirlerinin HTŞ kuşatmasında Suriye ordusuna katılmışlardır. Zaten, çeşitli nedenlerden dolayı doğal olarak, bu yapının uzun vadede başarılı olması beklenemezdi. Zira Öcalan'ın demokratik ulus veya demokratik entegrasyonun işlerlik kazanması için, demokratik bir toplumun gereği olan demokratik bir kültürün olması gerekir. Ortadoğu ülkelerinde böyle bir potansiyel bulunmuyor. Sosyal siyasal bilimci filozof Karl Marks'ın dediği "Somut şartların somut tahlili olur" tespiti doğrudur. Rasyonel olmayan çözüm söylemi sonuç itibarıyla yarar getirmez, önemli sorunlar sürüncemde kalır. Demokratik ulus ve entegrasyonun Suriye gibi bir ülkede mümkün olma olasılığı  bulunmuyor.  Böylesi ileri bir projenin Türkiye gibi 200 yıllık demokrasi kültürü ve geleneği olan bir ülkede nicelik ve nitelik olarak uygulama olasılığı bulunuyor. Türkiye ile Suriye demokrasi konusunda kıyas dahi edilmez. Çünkü Suriye tarihi boyunca demokrasi, demokratik kültür ve kurumları, bağımsız siyasi partiler olmamıştır.  Türkiye'de ise son çözümde, ayrılıkçı olan, federasyon bile isteyen yasal olarak faaliyet gösteren, Haklar ve özgürlükler partisi Hak Par, Kürdistan sosyalist Partisi PSK ve Kürdistan Demokrat partisi dahil 6 tane resmi Kürt partisi bulunuyor. Halkların eşitlik ve demokrasi partisi kısa adı DEM olan parti ise kendini Kürt partisi olarak nitelemiyor. Bu parti 1991 yılında kurulan Halkın emek partisi HEP'ten sonra aynı siyasal sosyal çizgide, 2023 yılında kurulmuştur. Ama Türkiye Kamuoyun da Kürt partisi olarak bilinir. Oysa bu algı doğru değildir. Çünkü bu parti ve geçmişte aynı  parelelde kurulmuş partilerin tüzüğünde ve programında çalışmalarında yalnız Kürt meselesiyle ilgili öncelikleri yoktur. Daha çok, Türkiye'de demokrasi ve kurallarının işlerlik kazanması için yazılı madeleri vardır. Ancak, güncel olarak bu parti yani DEM partisi ve geçmişte ki partiler tüzüğünde olan sosyal, ekonomik hedeflerine bir tezat  olarak yalnız nedense Kürt meselesini gündeme getirir. Bundan dolayı Türkiye halkı haklı olarak bu ve benzeri partilere Kürt partisi demişlerdir.  Halbuki doğru olan  bu ve benzeri  partilerin proğramlarını tam olarak uygulamaları  gerekir. Örneğin öne sürdükleri Kürt meselesinin demokratik çözümleri dışında, ülkenin ekonomik, sosyal sorunlarına da yeteri ve gerektiği kadar yer vermeleri çalışma yapmaları gerekirdi. Ancak doğrusunu demek gerekirse bu yapılmıyor. Böyle yapılırsa yanlış algı oluşmaz ve inandırıcı olurlar. Burada yaman bir çelişki olarak bundan dolayı bu parti ve benzerleri, deyim yerindeyse ne Musa'ya ne İsa'ya yaranamiyor.  Ne tam bir Kürt partisi ne de tam bir Türkiye partisi oluyorlar. Bu durum düşünen, sorgulayan insanların sorgulamalarına  neden oluyor. Şimdi sormamız gereken soru bu parti anlayışında ki partiler, olması gereken şekilde,  neden gerçek anlamda bir Kürt veya Türkiye partisi değiller.  Bu konuda bir tahlil ve tespit yaptığımız da devlet içerisinde bulunan bazı grupların Türkiyenin hayati derecede en önemli meselesi olan Kürt meselesinin çözümünü engellemek için parti ve devlet kademelerinde görev yapiyorlar dememiz mümkün oluyor. Sonuç olarak barış ve kardeşliğin gerçek anlamda işlevsel olması, ikircikli olmadan net ve saydam projelerin öne getirilmesi  gerekir.
Ekleme Tarihi: 17 Şubat 2026 -Salı

DEMOKRATİK ULUS TEORİSİ ORTA DOĞUDA GEÇERLİ DEĞİLDİR

Son silahlı Kürt hareketini PKK örgütünu kurarak başlatan Abdullah Öcalan, bağımsız Kürdistan söyleminden sonra 27 Şubat 2025 yılında İmralı adasında yaptığı açıklamada federasyon ve özerklik değil, kendi deyimiyle Kültüralist, yani kültürel çözümler bile istemediğini belirti. 
Öcalan siyasal olarak çok şanslı bir lider. Çünkü tüm bu eksen değişimlerine rağmen hayrettir hala peşinden giden büyük bir Kürt kitlesi bulunuyor.
 Bunun nedenini tartışacak değiliz. Abdullah Öcalan kabul etmek gerekir ki önemli bir siyasetçi,  yazar ve düşünür yönüyle de ortaya çıkmıştır. Yazdığı bir yığın siyasal, felsefi kitaplarla bunu kanıtlamıştır. İmralı cezaevinde son yıllarda yeni teoriler, paradigma ortaya koymuştur. Demokratik cumhuriyet, demokratik siyaset, demokratik kurtuluş ve konfederalizm'den sonra Bunların en önemlisi demokratik ulus projesidir.
 Teorik olarak doğru, insani bir program olan bu teorinin, ortadoğu gibi eğitimin yeteri kadar gelişmediği bir bölgede, pratik somut koşulları ne yazık ki uygulama şansı yoktur.
 Nitekim Rojava denilen Kuzeydoğu Suriye'de bu proje başarılı olmamıştır. Kürtler ile Arapların oluşturduğu Suriye demokratik güçleri SDG'de bulunan Arap unsurlar, Rakka Derazor şehirlerinin HTŞ kuşatmasında Suriye ordusuna katılmışlardır. Zaten, çeşitli nedenlerden dolayı doğal olarak, bu yapının uzun vadede başarılı olması beklenemezdi.
Zira Öcalan'ın demokratik ulus veya demokratik entegrasyonun işlerlik kazanması için, demokratik bir toplumun gereği olan demokratik bir kültürün olması gerekir. Ortadoğu ülkelerinde böyle bir potansiyel bulunmuyor. Sosyal siyasal bilimci filozof Karl Marks'ın dediği "Somut şartların somut tahlili olur" tespiti doğrudur. Rasyonel olmayan çözüm söylemi sonuç itibarıyla yarar getirmez, önemli sorunlar sürüncemde kalır.
Demokratik ulus ve entegrasyonun Suriye gibi bir ülkede mümkün olma olasılığı  bulunmuyor. 
Böylesi ileri bir projenin Türkiye gibi 200 yıllık demokrasi kültürü ve geleneği olan bir ülkede nicelik ve nitelik olarak uygulama olasılığı bulunuyor.
Türkiye ile Suriye demokrasi konusunda kıyas dahi edilmez. Çünkü Suriye tarihi boyunca demokrasi, demokratik kültür ve kurumları, bağımsız siyasi partiler olmamıştır. 
Türkiye'de ise son çözümde, ayrılıkçı olan, federasyon bile isteyen yasal olarak faaliyet gösteren, Haklar ve özgürlükler partisi Hak Par, Kürdistan sosyalist Partisi PSK ve Kürdistan Demokrat partisi dahil 6 tane resmi Kürt partisi bulunuyor.
Halkların eşitlik ve demokrasi partisi kısa adı DEM olan parti ise kendini Kürt partisi olarak nitelemiyor. Bu parti 1991 yılında kurulan Halkın emek partisi HEP'ten sonra aynı siyasal sosyal çizgide, 2023 yılında kurulmuştur. Ama Türkiye Kamuoyun da
Kürt partisi olarak bilinir. Oysa bu algı doğru değildir. Çünkü bu parti ve geçmişte aynı  parelelde kurulmuş partilerin tüzüğünde ve programında çalışmalarında yalnız Kürt meselesiyle ilgili öncelikleri yoktur. Daha çok, Türkiye'de demokrasi ve kurallarının işlerlik kazanması için yazılı madeleri vardır.
Ancak, güncel olarak bu parti yani DEM partisi ve geçmişte ki partiler tüzüğünde olan sosyal, ekonomik hedeflerine bir tezat  olarak yalnız nedense Kürt meselesini gündeme getirir.
Bundan dolayı Türkiye halkı haklı olarak bu ve benzeri partilere Kürt partisi demişlerdir.
 Halbuki doğru olan  bu ve benzeri  partilerin proğramlarını tam olarak uygulamaları  gerekir. Örneğin öne sürdükleri Kürt meselesinin demokratik çözümleri dışında, ülkenin ekonomik, sosyal sorunlarına da yeteri ve gerektiği kadar yer vermeleri çalışma yapmaları gerekirdi. Ancak doğrusunu demek gerekirse bu yapılmıyor. Böyle yapılırsa yanlış algı oluşmaz ve inandırıcı olurlar.
Burada yaman bir çelişki olarak bundan dolayı bu parti ve benzerleri, deyim yerindeyse ne Musa'ya ne İsa'ya yaranamiyor. 
Ne tam bir Kürt partisi ne de tam bir Türkiye partisi oluyorlar.
Bu durum düşünen, sorgulayan insanların sorgulamalarına  neden oluyor.
Şimdi sormamız gereken soru bu parti anlayışında ki partiler, olması gereken şekilde,  neden gerçek anlamda bir Kürt veya Türkiye partisi değiller. 
Bu konuda bir tahlil ve tespit yaptığımız da devlet içerisinde bulunan bazı grupların Türkiyenin hayati derecede en önemli meselesi olan Kürt meselesinin çözümünü engellemek için parti ve devlet kademelerinde görev yapiyorlar dememiz mümkün oluyor.
Sonuç olarak barış ve kardeşliğin gerçek anlamda işlevsel olması, ikircikli olmadan net ve saydam projelerin öne getirilmesi  gerekir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.