NECDET ŞANSAL
Köşe Yazarı
NECDET ŞANSAL
 

DEMOKRATİK ENTEGRASYON AYRILMAYI ÖNLER

PKK lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı cezaevinde ilk yıllarda geliştirdiği siyasi açılımın, Türkiye'de gerçek demokrasinin, Kürt meselesinin çözümüne yönelik ilk projesi demokratik cumhuriyet olmuştu. Akıllıca hazırlanmış doğru gerçekçi bir görüştü. Birinci Ilk cumhuriyet Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından 1923 te kurulduğunda farklı etnik grupları özelikle Kürt halķını ve haklarını inkar etmiş, eşitlik ve özgürlük taleplerini şiddetle kanlı bir şekilde bastırmıştı. Dünya örnekleri ve devrimler tarihinde görülen gerçek, yeni kurulan devletler şartlar gereği belki istemeseler bile jakoben, baskıcı bir yönetim uygular. Türkiye Cumhuriyeti de ilk yıllarında, halka karşı, ilk kurulan diğer ülke yönetimlerinden çok daha sert bir politika izledi. Uzun yıllar böyle devam etti.  Ancak, Sovyetler birliğinin yıkılmasından sonra glasnost yumuşama politikası totaliter dünya ülkelerini demokratik bir değişime zorladı.  Baskıcı faşist cumhuriyetçi yönetimler yerini demokratik cumhuriyetler almış oldu. Bunun iki örneği Romanya ve Yugoslavya'dır. Elbette Türkiye'de bu değişimden halk ve aydınlar düzeyinde yavaş ta olsa etkilendi.  Önde gelen, bazı liberal sol ve sosyal demokrat kimlikli Türk ve Kürt aydınları otoriter ilk cumhuriyet yerine ikinci cumhuriyet söylemi ve talebinde bulundular. Bunun siyasal mücadelesini verdiler. İmralı sakini Abdullah Öcalan yeni dönemi başarılı, anlamlı olarak kısa ve öz bir ifadeyle demokratik cumhuriyet olarak adlandırmış oldu. Bir gerçeği yansız objektif olarak belirtmek gerekirse, Öcalan demokratik cumhuriyet ve siyasetni 1993 yılından itibaren benimsemişti. Bekaya giden ünlü Türk gazetecilerine verdiği demeçlerde  bunu ifade etmişti. Ama derin devlet Kürt güçlerine savaşı dayattığını söylüyor. Zaten kendisi geçen günlerde bunu net olarak  açıkladı. Özal,  silahlı hareketle mesajınızı verdiniz, bundan sonra silahlı mücadeleye devam ederseniz, zararlı olursunuz, dediğini belirtti.  Mehmet Ali Birand'a verdiği demeçte Ilginç ve anlamlı bir şekilde "PKK bir Türkiye partisidir."  Söylemini  Özgür Halk dergisi manşetten vermişti. PKK lideri, ayrıca ben Galatasaray taraftariyim diyerek, Türkiye halkının sempatisini kazanmak istedi. Öcalan, gazeteciilere verdigi roportajlar da bir anlamda, dolaylı olarak gerilla savaşına mecbur edildiği mesajını vermişti. Bu nedenle İmralı cezaevinde yaptığı açıklamalar bilenler için sürpriz ve şaşırtıcı değildir. Demokratik cumhuriyet söyleminden sonra önemli siyasi projeleri: demokratik siyaset, en önemlileri demokratik ulus ve yazımızın konusu demokratik entegrasyon önem teşkil ediyor. Doğruyu demek gerekirse entegrasyon kavramını önce asimilasyon zannediyordum. Ama sonra araştırdım bunun asimilasyon olmadığını bir devlet içerisinde farklı kimliklerin özgün olarak birlikte yaşam süreceğinin mümkun olduğunu anlamış olduk.  Bu konuda bazı dünya ülkelerinin örnekleri vardır. Kanada, Almanya, İsveç gibi ülkelerde farklı kimlikler òzgünlüklerini koruyarak yaşıyorlar. Ama bir farkla bir ülke halkında az çok biraz demokratik kültürel alt yapısının olması gerekir. Türkiye'de bunun potansiyelinin olduğunu bilim insanları söylüyor. Ama bunu Cihatçı Suriye Ahmet El Şara HTŞ hükümeti çin söylemek biraz zordur.  Demokratik entegrasyon bir ulus devletin demokratik bir devlete dönüşmesini, ayrıca ayrılmayı düşünen farklı milletleri bir arada tutmanın, yaşamanın eşit koşullarını oluşturan bir teoridir. Elbette her ülkenin kendilerine özgü koşulları vardır. Önemli olan bir paradigmanın yalnız teorik değil pratik olarak uygulanabilir olmasıdır. Abdullah Öcalan ulus devletlere karşı olduğunu, bu arada Kürt ulus devletini istemediğini belirtiyor. Bu aşamaya İmralı sürecinden önce geldiğini biliyorum. Son çözümde  Kürt meselesinin ayrılma değil, Türkiye'de özgürlükçü bir demokrasinin işlerlik kazanmasıyla mümkün olduğunu, dolaysıyla demokratik bir düzeni savunduğunu bildirmiş oluyor.
Ekleme Tarihi: 02 Mart 2026 -Pazartesi

DEMOKRATİK ENTEGRASYON AYRILMAYI ÖNLER

PKK lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı cezaevinde ilk yıllarda geliştirdiği siyasi açılımın, Türkiye'de gerçek demokrasinin, Kürt meselesinin çözümüne yönelik ilk projesi demokratik cumhuriyet olmuştu.
Akıllıca hazırlanmış doğru gerçekçi bir görüştü. Birinci Ilk cumhuriyet Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından 1923 te kurulduğunda farklı etnik grupları özelikle Kürt halķını ve haklarını inkar etmiş, eşitlik ve özgürlük taleplerini şiddetle kanlı bir şekilde bastırmıştı.
Dünya örnekleri ve devrimler tarihinde görülen gerçek, yeni kurulan devletler şartlar gereği belki istemeseler bile jakoben, baskıcı bir yönetim uygular.
Türkiye Cumhuriyeti de ilk yıllarında, halka karşı, ilk kurulan diğer ülke yönetimlerinden çok daha sert bir politika izledi. Uzun yıllar böyle devam etti. 
Ancak, Sovyetler birliğinin yıkılmasından sonra glasnost yumuşama politikası totaliter dünya ülkelerini demokratik bir değişime zorladı.
 Baskıcı faşist cumhuriyetçi yönetimler yerini demokratik cumhuriyetler almış oldu. Bunun iki örneği Romanya ve Yugoslavya'dır. Elbette Türkiye'de bu değişimden halk ve aydınlar düzeyinde yavaş ta olsa etkilendi. 
Önde gelen, bazı liberal sol ve sosyal demokrat kimlikli Türk ve Kürt aydınları otoriter ilk cumhuriyet yerine ikinci cumhuriyet söylemi ve talebinde bulundular. Bunun siyasal mücadelesini verdiler.
İmralı sakini Abdullah Öcalan yeni dönemi başarılı, anlamlı olarak kısa ve öz bir ifadeyle demokratik cumhuriyet olarak adlandırmış oldu.
Bir gerçeği yansız objektif olarak belirtmek gerekirse, Öcalan demokratik cumhuriyet ve siyasetni 1993 yılından itibaren benimsemişti. Bekaya giden ünlü Türk gazetecilerine verdiği demeçlerde  bunu ifade etmişti. Ama derin devlet Kürt güçlerine savaşı dayattığını söylüyor.
Zaten kendisi geçen günlerde bunu net olarak  açıkladı. Özal,  silahlı hareketle mesajınızı verdiniz, bundan sonra silahlı mücadeleye devam ederseniz, zararlı olursunuz, dediğini belirtti. 
Mehmet Ali Birand'a verdiği demeçte Ilginç ve anlamlı bir şekilde "PKK bir Türkiye partisidir."  Söylemini  Özgür Halk dergisi manşetten vermişti. PKK lideri, ayrıca ben Galatasaray taraftariyim diyerek, Türkiye halkının sempatisini kazanmak istedi. Öcalan, gazeteciilere verdigi roportajlar da bir anlamda, dolaylı olarak gerilla savaşına mecbur edildiği mesajını vermişti.
Bu nedenle İmralı cezaevinde yaptığı açıklamalar bilenler için sürpriz ve şaşırtıcı değildir.
Demokratik cumhuriyet söyleminden sonra önemli siyasi projeleri: demokratik siyaset, en önemlileri demokratik ulus ve yazımızın konusu demokratik entegrasyon önem teşkil ediyor.
Doğruyu demek gerekirse entegrasyon kavramını önce asimilasyon zannediyordum. Ama sonra araştırdım bunun asimilasyon olmadığını bir devlet içerisinde farklı kimliklerin özgün olarak birlikte yaşam süreceğinin mümkun olduğunu anlamış olduk. 
Bu konuda bazı dünya ülkelerinin örnekleri vardır. Kanada, Almanya, İsveç gibi ülkelerde farklı kimlikler òzgünlüklerini koruyarak yaşıyorlar.
Ama bir farkla bir ülke halkında az çok biraz demokratik kültürel alt yapısının olması gerekir.
Türkiye'de bunun potansiyelinin olduğunu bilim insanları söylüyor.
Ama bunu Cihatçı Suriye Ahmet El Şara HTŞ hükümeti çin söylemek biraz zordur. 
Demokratik entegrasyon bir ulus devletin demokratik bir devlete dönüşmesini, ayrıca ayrılmayı düşünen farklı milletleri bir arada tutmanın, yaşamanın eşit koşullarını oluşturan bir teoridir.
Elbette her ülkenin kendilerine özgü koşulları vardır. Önemli olan bir paradigmanın yalnız teorik değil pratik olarak uygulanabilir olmasıdır.
Abdullah Öcalan ulus devletlere karşı olduğunu, bu arada Kürt ulus devletini istemediğini belirtiyor. Bu aşamaya İmralı sürecinden önce geldiğini biliyorum. Son çözümde 
Kürt meselesinin ayrılma değil, Türkiye'de özgürlükçü bir demokrasinin işlerlik kazanmasıyla mümkün olduğunu, dolaysıyla demokratik bir düzeni savunduğunu bildirmiş oluyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.