NECDET ŞANSAL
Köşe Yazarı
NECDET ŞANSAL
 

EFSANE OLMUŞ URFA RAMAZANLARI

 Her Ramazan ayı geldiğinde, nedense çocukluk çağımdaki efsane olmuş Urfa'nın eski Ramazan oruç aylarını hatırlarım. Içimde bir özlem olur. Ünlü şair, Osmanl devlet adamı Ziya Paşanın dediği gibi" geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer." Insanlar genel olarak geçmış güzel günlere özlem duyar.  Eski ile yeni arasında nicelik ve nitelik olarak çok fark vardır.Yapay olanla yapay olmayan gibi. Elbette doğal ile doğal olmayan aynı olamaz. Insanlığın gelişimi yalnız teknikle, zenginlikle, eğitimle açıklanamaz, yorumlanamaz. Her şey bunlardan ibaret değildir.  Var olmadan varlıklı olmak önem teşkil etmez. Var olmak, yani insani meziyet sahibi olmak maddi değerle orantılı değildir. Asıl gönlü zengin olmak önem teşkil eder. Bir filozof bunu azlıkta çokluk vardır sözü ile teyit etmiş olur.  Eski Urfa'da teknik yoktu, zenginlik yoktu. Ama huzur vardı. Hoşgörü vardı. Akrabalık, komşuluk ilişkisi yapay değil, gerçekti.  Elbette, zamanımızda ve geçmişte her şey güllük gülistanlık değildi, olamaz. Şimdi dünya teknik araçlarla yeni buluşlarla küçülmüş. Göreceli bir refahlık, kolaylık konfor vardır. Ama her nimetin bir külfeti oluyor. Uzayı fetheden insanlık, son tahilde ne yazık ki kendilerine yabancı bir duruma gelerek, asıl eski doğal durumlarını arar hale gelmişlerdir.  Kutsal Ramazan ayında nostalji denilen eski hatıralar anımsaniyor. Dervişin fikri neyse zikri de oydu. İbadetlerde, şüphesiz bir ihlas vardı. Buna kendini adanmışlık denilir.  Henüz elektriğin, buzdolabın, televizyon, bilgisayar ve cep telefonun olmadığı bir zamandan söz ediyoruz. Günlerce önceden  Oruç ayı özlemle beklenir. Oruç bilindiği gibi dönüşümlü olarak her mevsim idrak edilir, tutulur.  Eski devirde en zor yaz oruçlarıdır. Yaz sıcağında 16- 17 saat aç ve susuz kalmak öyle kolay değildir. Çünkü şimdi olduğu gibi serinleme araçları klima vantilatör, en önemlisi de buzdolabı yoktur. Buzdolabı yerine her evde felhan dediğimiz kırmızı topraktan yapılmış su küpleri vardı. Küp suyu serin, hem daha sağlıklı olur. Ne çok soğuk ne de sıcak olur. Her küp suyu nedense aynı oranda serin olmaz. Filan evin küp suyu iyi serindir derlerdi. Oralardan iftar açarken su getirilirdi. Su küpünden söz açılmışken, belirtmek gerek, bir de yağ ve pekmez küpleri vardı. Buz yoktu, ama kar vardı. Eski dönemlerde Urfa'ya çok kar yağardı. Kışın kar toplanır karlık denilen erimesin diye çevresi samanla kaplı karlıkarda saklanır.  Yaz aylarında, özelikle yaz orucunda karlı soğuk su neşe ile içilir, kar bizim bostanı dediğimiz, salata, ayrıca koruk suyu ile acur veya salata doğranarak yapılan, kar katılan koruk cacığınin tadına doyum olmazdı. Ramazan ayı gelince eski çağda her yerde olduğu gibi şehrimiz Urfa'da hayat durma noktasına gelirdi. Daha doğrusu hayat, yaşam bu aya göre şekilenirdi. Sosyal faaliyet, ibadet, teravih namazı, cüz ve vaaz dinlemekten ibaretti desek doğrudur.  Şimdi olduğu gibi Urfa'da yüksek binalar yoktu. Insanların hepsı hayat dediğimiz, genelde ağaçlı alanlarda yaşar. Akşamları serin olurdu. Şehrin dört tarafı bağ bahçe ile kaplıydı. Şimdiki gibi Urfa çok sıcak değildi. Hayatli evlerde, ağaçlar arasında iftar açmanın zevk neşesi olduğu kadar eşsiz bir tasavvufi havası olurdu. Eski Urfa kısaca bir masal mesel şehriydi desek sanırım doğru demiş oluruz. Eski dönemin hafızaları, vaizleri içten, doğal olduklarından çok insanı ağlatırlardı. Akşamları camilerin hayatlarında, ağaçlar altında kılınan teravih namazları, vaizler  insanları sanki 1400 yıl evvelki  Hazreti Muhammet zamani saadet devri dönemine gitmiş gibi olur, hissine kapılmış oluşurdu. En önemlisi Ramazan ayında akrabalar, dostlar iftar davetlerini sevinçle, isteyerek yaparlardı.  Bazı hayat kesitleri geçmişte gerçekten  yaşanmıştır. Bundan dolayı buna efsane deniliyor. Dünü bilmek, yani tarih bilinci kendini ve toplumu bilenler için gereklidir. Önemli ve değerli olan dün ve bugün arasında çok bağ koparmadan biraz  kendisi olmak, bunun olumlu bir sentezini yapmaktır. Dünyaya ve cografyamıza barış huzur gelmesi dileğiyle hayırlı ramazanlar dilerim.
Ekleme Tarihi: 04 Mart 2026 -Çarşamba

EFSANE OLMUŞ URFA RAMAZANLARI

 Her Ramazan ayı geldiğinde, nedense çocukluk çağımdaki efsane olmuş Urfa'nın eski Ramazan oruç aylarını hatırlarım. Içimde bir özlem olur. Ünlü şair, Osmanl devlet adamı Ziya Paşanın dediği gibi" geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer." Insanlar genel olarak geçmış güzel günlere özlem duyar. 
Eski ile yeni arasında nicelik ve nitelik olarak çok fark vardır.Yapay olanla yapay olmayan gibi. Elbette doğal ile doğal olmayan aynı olamaz.
Insanlığın gelişimi yalnız teknikle, zenginlikle, eğitimle açıklanamaz, yorumlanamaz. Her şey bunlardan ibaret değildir. 
Var olmadan varlıklı olmak önem teşkil etmez. Var olmak, yani insani meziyet sahibi olmak maddi değerle orantılı değildir. Asıl gönlü zengin olmak önem teşkil eder. Bir filozof bunu azlıkta çokluk vardır sözü ile teyit etmiş olur. 
Eski Urfa'da teknik yoktu, zenginlik yoktu. Ama huzur vardı. Hoşgörü vardı. Akrabalık, komşuluk ilişkisi yapay değil, gerçekti. 
Elbette, zamanımızda ve geçmişte her şey güllük gülistanlık değildi, olamaz. Şimdi dünya teknik araçlarla yeni buluşlarla küçülmüş. Göreceli bir refahlık, kolaylık konfor vardır. Ama her nimetin bir külfeti oluyor.
Uzayı fetheden insanlık, son tahilde ne yazık ki kendilerine yabancı bir duruma gelerek, asıl eski doğal durumlarını arar hale gelmişlerdir. 
Kutsal Ramazan ayında nostalji denilen eski hatıralar anımsaniyor. Dervişin fikri neyse zikri de oydu. İbadetlerde, şüphesiz bir ihlas vardı. Buna kendini adanmışlık denilir. 
Henüz elektriğin, buzdolabın, televizyon, bilgisayar ve cep telefonun olmadığı bir zamandan söz ediyoruz. Günlerce önceden 
Oruç ayı özlemle beklenir. Oruç bilindiği gibi dönüşümlü olarak her mevsim idrak edilir, tutulur. 
Eski devirde en zor yaz oruçlarıdır. Yaz sıcağında 16- 17 saat aç ve susuz kalmak öyle kolay değildir. Çünkü şimdi olduğu gibi serinleme araçları klima vantilatör, en önemlisi de buzdolabı yoktur. Buzdolabı yerine her evde felhan dediğimiz kırmızı topraktan yapılmış su küpleri vardı. Küp suyu serin, hem daha sağlıklı olur. Ne çok soğuk ne de sıcak olur.
Her küp suyu nedense aynı oranda serin olmaz. Filan evin küp suyu iyi serindir derlerdi. Oralardan iftar açarken su getirilirdi. Su küpünden söz açılmışken, belirtmek gerek, bir de yağ ve pekmez küpleri vardı. Buz yoktu, ama kar vardı. Eski dönemlerde Urfa'ya çok kar yağardı. Kışın kar toplanır karlık denilen erimesin diye çevresi samanla kaplı karlıkarda saklanır. 
Yaz aylarında, özelikle yaz orucunda karlı soğuk su neşe ile içilir, kar bizim bostanı dediğimiz, salata, ayrıca koruk suyu ile acur veya salata doğranarak yapılan, kar katılan koruk cacığınin tadına doyum olmazdı.
Ramazan ayı gelince eski çağda her yerde olduğu gibi şehrimiz Urfa'da hayat durma noktasına gelirdi.
Daha doğrusu hayat, yaşam bu aya göre şekilenirdi. Sosyal faaliyet, ibadet, teravih namazı, cüz ve vaaz dinlemekten ibaretti desek doğrudur. 
Şimdi olduğu gibi Urfa'da yüksek binalar yoktu. Insanların hepsı hayat dediğimiz, genelde ağaçlı alanlarda yaşar. Akşamları serin olurdu. Şehrin dört tarafı bağ bahçe ile kaplıydı. Şimdiki gibi Urfa çok sıcak değildi.
Hayatli evlerde, ağaçlar arasında iftar açmanın zevk neşesi olduğu kadar eşsiz bir tasavvufi havası olurdu.
Eski Urfa kısaca bir masal mesel şehriydi desek sanırım doğru demiş oluruz.
Eski dönemin hafızaları, vaizleri içten, doğal olduklarından çok insanı ağlatırlardı. Akşamları camilerin hayatlarında, ağaçlar altında kılınan teravih namazları, vaizler  insanları sanki 1400 yıl evvelki  Hazreti Muhammet zamani saadet devri dönemine gitmiş gibi olur, hissine kapılmış oluşurdu. En önemlisi Ramazan ayında akrabalar, dostlar iftar davetlerini sevinçle, isteyerek yaparlardı. 
Bazı hayat kesitleri geçmişte gerçekten  yaşanmıştır. Bundan dolayı buna efsane deniliyor. Dünü bilmek, yani tarih bilinci kendini ve toplumu bilenler için gereklidir. Önemli ve değerli olan dün ve bugün arasında çok bağ koparmadan biraz  kendisi olmak, bunun olumlu bir sentezini yapmaktır. Dünyaya ve cografyamıza barış huzur gelmesi dileğiyle hayırlı ramazanlar dilerim.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.