Ankara’nın eski büyükşehir belediye başkanı Melih Gökçek, yine kameraların ve kamuoyunun gündeminde.
Ancak bu kez inşa ettiği bir projeyle ya da attığı bir tweet’le değil; adliyeye giderken ağzında "cark cark" çiğnediği o cikletle.
İfade vermeye giden bir siyasetçinin, ağzında cikletle gitmesi nereden bakarsanız bakın tutulacak tarafı olmayan bir tablo.
Şimdi arkasından binbir türlü gerekçe sıralanıyor:
Şeker hastalığı mı? Sağlık sorunları ve kan şekerini dengeleme ihtiyacı elbette insani bir durumdur.
Protesto veya tavır mı? "Beni ifadeye kim çağırdıysa takmam" mesajı veren örtülü bir kabadayılık mı?
Anlık bir unutkanlık mı? Arabadan inip adliyeye girerken ağzındaki sakızı atmayı unutmuş olabilir mi?
Bu şıkların hepsi doğru olabilir, hiçbiri de olmayabilir.
Ancak gerekçe her ne olursa olsun, ekranlara yansıyan o görüntü en hafif tabirle çirkin, yakışıksız ve kabul edilemezdir.
Devlet adamlığı terbiyesi, kamu terbiyesi ve hukukun üstünlüğüne saygı; ifadeye çağrıldığınız an takındığınız o ciddiyette başlar.
Aslında bu durum Melih Gökçek için bir ilk değil.
Yakın tarihi hatırlayanlar derhal o sahneyi gözünün önüne getirecektir: Dönemin Fransa Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy Ankara’ya geldiğinde, onu protesto etmek için Melih Gökçek yine çark çark sakız çiğnemişti.
Fransa Devlet Başkanı'nın saygısızlığına sakızla cevap vermek, o gün kendi içinde popülist bir protesto olarak alkışlanmış olabilir.
Fakat bugün kendi ülkenizin adliyesine, sizi ifadeye çağıran yargı makamına karşı benzer bir tavrın ortaya çıkması veya böyle bir görüntünün verilmesi Fransa'ya değil, devletin kendi kurumlarına yapılmış bir saygısızlıktır.
İster buna mahalle kabadayılığı deyin, ister sıradan bir cahillik, ister güç zehirlemesi... Adı ne olursa olsun, kamuoyu karşısına mal olmuş figürlerin sergilediği bu hafiflik kabul edilemez.
Şahsınıza, makamınıza ya da sizi ifadeye çağıranlara ne kadar kızgın olursanız olun; kurumların ciddiyeti kişisel şovların veya laubaliliklerin ötesindedir.
O sakız ağızda kaldığı sürece, ne söylediğinizin ya da hangi savunmayı yaptığınızın bir önemi kalmıyor.
Geride sadece devlete ve hukuka karşı yakışmayan o itici görüntü kalıyor.