MUHAMMED ALİ URFALI
Köşe Yazarı
MUHAMMED ALİ URFALI
 

BM SALONUNDA HAKİKAT TOKADI

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu salonları, dünya diplomasisinin kalbinin attığı yer olmanın ötesinde, küresel adaletsizliklerin ve sessiz çığlıkların da biriktiği bir sahnedir. Ancak bu sahnede ne zaman Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kürsüye çıksa, alışılagelmiş diplomatik kalıplar ve suya sabuna dokunmayan beyanatlar yerini sarsıcı bir hakikate bırakır.  Erdoğan’ın BM 81. Genel Kurulu’ndaki konuşması da bir kez daha tarihe kay düşen, sömürü düzeninin faillerini rahatsız eden ve mazlum halkların yüreğine su serpen bir milat oldu. Konuşmanın odağında yer alan Gazze çığlığı, sadece bir coğrafyanın değil, insanlığın ortak vicdanının sesiydi. Çocukların, kadınların ve masum sivillerin üzerine yağan bombalara gözlerini kapatan küresel sisteme karşı Erdoğan, her zamanki kararlılığıyla haykırdı. Gazze’den Arakan’a, Suriye’den Kudüs’e kadar coğrafya gözetmeksizin nerede bir ezilen ve mağdur varsa, onların haklarını uluslararası toplumun gözünün içine bakarak savundu.  Erdoğan’ın BM kürsüsünü bir kez daha adalet platformuna dönüştürmesi, küresel vicdanın adeta tercümanı oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllara damga vuran ve artık küresel bir doktrine dönüşen “Dünya beşten büyüktür” haykırışı, BM Genel Kurulu’nda bir kez daha yankılandı. Erdoğan’ın İsrail ve diğer zalim yönetimlerin politikalarına karşı sergilediği net duruş ve tutarlı eleştiriler karşısında salonda yaşananlar ise durumu özetler nitelikteydi. Hukuku, insan haklarını ve uluslararası vicdanı ayaklar altına alan yönetimlerin temsilcileri, gerçekler yüzlerine sarsıcı bir şekilde vurulunca ne yapacaklarını şaşırdılar. Salonu terk etmek zorunda kalan bu anlayış, Aslında Erdoğan’ın sözlerinin ne kadar adrese teslim ve etkili olduğunun en somut kanıtıydı.  Gerçeklerden kaçarak sorumluluktan kurtulacaklarını sananlar, BM kürsüsünde yankılanan bu adalet sesini dünya kamuoyunun hafızasından silemeyeceklerini bir kez daha gördüler. Recep Tayyip Erdoğan’ın BM konuşmaları, anlık bir diplomatik söylem değil; insanlığı, adaleti ve hakkaniyeti merkeze alan tarihi bir duruşun ifadesidir.  Küresel sistemin tıkandığı, uluslararası kurumların işlevsizleştiği bir dönemde gür bir sesle “Adil bir dünya mümkündür” diyebilmek, bugün her zamankinden daha kıymetlidir. Erdoğan, BM kürsüsünden sadece Türkiye’nin değil, sesi kısılan milyonların gür sesi olmaya devam etmektedir.
Ekleme Tarihi: 24 Eylül 2026 -Perşembe

BM SALONUNDA HAKİKAT TOKADI

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu salonları, dünya diplomasisinin kalbinin attığı yer olmanın ötesinde, küresel adaletsizliklerin ve sessiz çığlıkların da biriktiği bir sahnedir.

Ancak bu sahnede ne zaman Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kürsüye çıksa, alışılagelmiş diplomatik kalıplar ve suya sabuna dokunmayan beyanatlar yerini sarsıcı bir hakikate bırakır. 

Erdoğan’ın BM 81. Genel Kurulu’ndaki konuşması da bir kez daha tarihe kay düşen, sömürü düzeninin faillerini rahatsız eden ve mazlum halkların yüreğine su serpen bir milat oldu.

Konuşmanın odağında yer alan Gazze çığlığı, sadece bir coğrafyanın değil, insanlığın ortak vicdanının sesiydi.
Çocukların, kadınların ve masum sivillerin üzerine yağan bombalara gözlerini kapatan küresel sisteme karşı Erdoğan, her zamanki kararlılığıyla haykırdı.

Gazze’den Arakan’a, Suriye’den Kudüs’e kadar coğrafya gözetmeksizin nerede bir ezilen ve mağdur varsa, onların haklarını uluslararası toplumun gözünün içine bakarak savundu. 

Erdoğan’ın BM kürsüsünü bir kez daha adalet platformuna dönüştürmesi, küresel vicdanın adeta tercümanı oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllara damga vuran ve artık küresel bir doktrine dönüşen “Dünya beşten büyüktür” haykırışı, BM Genel Kurulu’nda bir kez daha yankılandı.

Erdoğan’ın İsrail ve diğer zalim yönetimlerin politikalarına karşı sergilediği net duruş ve tutarlı eleştiriler karşısında salonda yaşananlar ise durumu özetler nitelikteydi.

Hukuku, insan haklarını ve uluslararası vicdanı ayaklar altına alan yönetimlerin temsilcileri, gerçekler yüzlerine sarsıcı bir şekilde vurulunca ne yapacaklarını şaşırdılar.

Salonu terk etmek zorunda kalan bu anlayış, Aslında Erdoğan’ın sözlerinin ne kadar adrese teslim ve etkili olduğunun en somut kanıtıydı. 

Gerçeklerden kaçarak sorumluluktan kurtulacaklarını sananlar, BM kürsüsünde yankılanan bu adalet sesini dünya kamuoyunun hafızasından silemeyeceklerini bir kez daha gördüler.

Recep Tayyip Erdoğan’ın BM konuşmaları, anlık bir diplomatik söylem değil; insanlığı, adaleti ve hakkaniyeti merkeze alan tarihi bir duruşun ifadesidir. 

Küresel sistemin tıkandığı, uluslararası kurumların işlevsizleştiği bir dönemde gür bir sesle “Adil bir dünya mümkündür” diyebilmek, bugün her zamankinden daha kıymetlidir. Erdoğan, BM kürsüsünden sadece Türkiye’nin değil, sesi kısılan milyonların gür sesi olmaya devam etmektedir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.