Dünya, tarihin en hızlı kabuk değiştirdiği dönemlerinden birinden geçiyor.
Küresel güç merkezlerinin kaydığı, ittifakların yeniden tanımlandığı ve güvenliğin her şeyin önüne geçtiği bir çağdayız.
İşte böyle bir atmosferde gerçekleşen son NATO zirvesi, sadece askeri bir buluşma olmanın çok ötesinde, yeni dünya düzeninin de bir nevi ilanı niteliğindeydi.
Tüm dünyanın gözü, NATO Liderler Zirvesi'nin yapıldığı Ankara'daydı...
Türkiye, böyle kritik ve tarihi bir zirveye mükemmel bir organizasyonla ev sahipliği yaptı; tüm dünyaya her yönüyle Türkiye'nin gücünü ve kararlılığını gösterdi.
Özellikle devlet ve hükümet başkanlarının yürüdüğü mavi halının bir yanında tarihteki 16 Türk devletinin bayraklarının yer alması, Türkiye'nin köklü bir devlet geleneğine sahip olduğunu tüm dünyaya hatırlattı.
Diğer yanda Mehteran Birliği'nin marşlar çalması ise tarihteki Osmanlı Devleti'nin gücünü gözler önüne serdi.
Mehter marşı, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'e korku verirken "Türkler hazırdır, geliyor!" mesajını iletti.
Gerçi oraya gelen liderlerin büyük büyük dedeleri onlara, Mehter marşının sesini zamanında çok işittiklerini zaten anlatmışlardır.
Trump yine tekrarladı ve "Erdoğan olmasaydı katılmazdım," dedi. NATO zirvesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump'ın samimi karşılaşması tüm dünya basınında geniş yankı uyandırdı.
Trump; CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını, F-35'lerin de Türkiye'ye verileceğini söyledi. Savunma sanayisi iş birliği kapsamında, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısı aralandı.
Bu zirvede yeni yerli ürünlerimiz de görücüye çıktı.
Bugün savunma sanayii ürünlerimizin yüzde 55'ini NATO ve Avrupa Birliği ülkelerine satıyoruz.
Dolayısıyla Ankara'da gerçekleşen NATO zirvesinde Türkiye; Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, savunma sanayiinde dünyanın parlayan yıldızı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Tabii bundan rahatsız olanlar da oldu.
Terör devleti İsrail'in soykırımcı başbakanı Netanyahu; Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarının verilmesinin Orta Doğu'daki dengeleri değiştireceğini söyleyerek Türkiye'nin Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden canlandırmak istediğini iddia etti.
Boşuna dememişler: Hain korkaktır.