Son günlerde direksiyon başına geçen herkesin dilinde tek bir konu var: Yeni trafik cezaları. Peki, bütçeleri zorlayan bu ağır yaptırımlar vatandaşı trafik kurallarına uymaya sevk etti mi? Bence hayır, beklenen o düzen tamamen sağlanamadı.
Eğer cezalar gerçekten caydırıcı olsaydı; bugün hâlâ kırmızı ışıkta geçenleri, hız limitini pervasızca aşanları, yeşil ışık yanar yanmaz sabırsızlıkla korna çalanları görmezdik. Hepsinden de acısı; trafikte en ufak bir hata yüzünden çıkan, sonu ölümle biten o kör kavgalara şahit olmazdık.
Cezanın büyüklüğü, ceza korkusuyla anlık olarak ayağı gazdan çektirebilir; fakat bir insanı "sürücü" yapmaya yetmez. Trafik, cezaların yazdığı makbuzlarla değil; insanın insana duyduğu saygıyla, empatiyle ve gelişmiş bir kültürle düzene girer.
Trafik kültürü, sadece yazılı kuralları bilmek ve ceza almaktan korkmak değil; direksiyon başına geçtiğimizde ya da yaya olarak sokağa çıktığımızda sergilediğimiz saygı, empati ve sorumluluk bilincinin bütünüdür.
Bir toplumun gelişmişlik düzeyini ve birbirine olan hürmetini en net görebileceğiniz yer trafiktir.
Peki, gerçek bir trafik kültürü nasıl oluşur ve neleri kapsar?
1. Empati ve "Kul Hakkı" Bilinci
Trafik kültürü, aynaya baktığında sadece kendi acelesini değil, diğer sürücülerin ve yayaların da haklarını görebilmektir.
Emniyet Şeridi İhlali: Ambulansın, itfaiyenin ya da gerçekten acil durumu olan birinin hakkını gasbetmemektir.
2. Kuralları "Ceza Korkusuyla" Değil, "Can Güvenliği" İçin Uygulamak
Kültürleşmiş bir trafikte sürücüler, radarı görünce fren pedalına basmaz; hız sınırına tabelada o yazdığı için ve o yolun kapasitesi onu gerektirdiği için uyar. Emniyet kemeri, polis ceza yazmasın diye koltuğun arkasından bağlanmaz; hayat kurtardığı bilindiği için tık sesi duyulana kadar takılır.
3. Yayaya Mutlak Öncelik ve Saygı
Gelişmiş bir trafik kültürünün en temel göstergesi yayaya verilen değerdir.
Yaya geçidine yaklaşırken hızı azaltmak ve adımını atan bir yayaya korna çalmak yerine durup yol vermek bu kültürün omurgasıdır.
Aynı şekilde yayaların da yeşil ışığı beklemesi, üst ve alt geçitleri kullanması, yani trafiğin diğer unsurlarına saygı göstermesi gerekir.
4. İletişim Dilinin Nezaketi (Korna ve Işıklar)
Trafikte korna bir öfke kusma aracı, küfür alternatifi veya "yürüsene" deme şekli değildir. Korna ve selektör, sadece ve sadece bir tehlike anında karşı tarafı uyarmak için kullanılır. Kültürlü bir sürücü, hata yapan birine korna ile saldırmak yerine, durumu sakinlikle tolere edebilir.
Trafik kurallarına uymanın sadece ceza ile sağlanmasının mümkün olmadığını görüyoruz. Trafik kuralları, trafik kültürü ile tamamlanır.
Türkiye’nin %99’u Müslümandır; Müslüman, ahlakını ve günlük yaşam tarzı kültürünü Kur'an’dan alır. Ama Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında trafik kurallarına uymama ve ölümlü trafik kazalarında maalesef ilk sıralarda yer almaktadır.
Peki ya Norveç?
Müslüman nüfusu yok denecek kadar azdır ve %80’e yakını Hristiyan’dır. Buna rağmen Norveç; dünyada trafik kurallarına uyma bilincinin en yüksek olduğu, sürücülerin birbirine ve yayalara en çok saygı gösterdiği ve buna bağlı olarak trafik kazalarındaki ölüm oranlarının en düşük olduğu ülke konumundadır. Uluslararası ulaşım ve yol güvenliği raporlarında (ITF ve OECD verileri) Norveç, her yıl düzenli olarak "dünyanın en güvenli yollarına sahip ülkesi" seçilmektedir. Norveç'i bu alanda zirveye taşıyan şey, gerçek bir "trafik kültürü"dür.
Demek ki çözüm; korkuya dayalı bir trafik düzeni değil, saygıya dayalı bir trafik kültürü inşa etmektir.
Ve bu kültür, cezaların yazıldığı makbuzlarda değil, henüz çocukken okul sıralarında başlar.
Yollarda cezaların değil, saygının konuşulduğu günlere...