Türkiye’nin demokrasi ve milli irade mücadelesinin en önemli dönüm noktalarından biri olan 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü.
Aradan geçen 10 yıla rağmen o geceyi unutmadık, unutturmayacağız.
İnanç ve Kararlılıkla Gelen Zafer
15 Temmuz hain darbe girişimi; Allah'ın yardımı, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın liderliği ve aziz milletimizin sarsılmaz kararlılığı sayesinde karanlık bir geceden aydınlık bir sabaha ulaştı.
Devletimizin kurumlarına sızmış FETÖ mensuplarının dış desteklerle giriştiği bu darbe ve işgal teşebbüsü, milletimizin göğsünü siper etmesiyle bastırıldı. Gün geçtikçe, o gün kazanılan mücadelenin ülkemizin bekası için ne denli hayati olduğu çok daha net bir şekilde anlaşılıyor.
Toplumsal Hafıza ve Direnişin Sembolü
15 Temmuz, Türkiye’nin yakın tarihinin en büyük kırılma noktalarından biri olarak toplumsal hafızamızda yerini almıştır.
Bu tarih; hem çok ağır bir travmanın hem de eşine az rastlanır bir toplumsal direncin sembolüdür.
O gece yaşananlar, yalnızca siyasi bir iktidarı devirme hamlesi değil; devletin kılcal damarlarına sızmış bir yapının, bir ülkenin geleceğini kendi ideolojik karanlığına mahkûm etme girişimiydi.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, meselenin sadece bir güç mücadelesi olmadığını; aslında devletin şeffaflığı, liyakat ve demokrasi kültürüyle olan imtihanının ne kadar hayati olduğunu çok daha iyi görüyoruz.
Geleceğe Bırakılan Ders: Güçlü Demokrasi, Güçlü Kurumlar
15 Temmuz bize çok net bir ders bıraktı:
Liyakatin esas alınmadığı,
Denetlenebilirliğin zayıfladığı,
Kurumların tarafsızlığını yitirip belirli odakların arka bahçesine dönüştürüldüğü hiçbir yapının sonu hayırlı olamaz.
Demokrasi yalnızca sandıktan ibaret bir süreç değildir; hukukun üstünlüğü, şeffaflık ve kurumların tarafsızlığı bu sürecin vazgeçilmez yapı taşlarıdır.
Türkiye, o gece çok ağır bir bedel ödedi. Bu bedeli bir daha ödememek ve "bir daha asla" diyebilmek için; liyakati baş tacı eden, denge-denetleme mekanizmalarını eksiksiz işleten ve her türlü vesayete kapalı bir demokrasi kültürünü içselleştirmemiz şarttır.
Çünkü benzer bir karanlıkla yeniden karşılaşmamanın yolu, sadece darbelere karşı durmaktan değil; o darbeleri besleyen sistemsel boşluklarla kökten mücadele etmekten geçer.
Saygı ve Minnetle...
Vatanı, bayrağı ve bağımsızlığı uğruna canını siper eden tüm şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyor; gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.