Donald Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsüne her çıktığında dünya diplomasisini adeta bir şov sahnesine çevirmeyi başarıyor.
Son konuşmasında da retoriğin dozunu artırarak gururla duyurdu: “Ben tam 8 savaşı bitirdim!”
Slogan cazip, cümle havalı, dinleyen bazı kitleler için büyüleyici. Ancak bu iddialı cümlenin hemen arkasında, hafızasını henüz kaybetmemiş devasa bir dünya kamuoyu duruyor.
Ve o kamuoyunun zihninde tek bir soru yankılanıyor: Tam olarak hangi savaşları bitirdiniz, hangilerini tutuşturup çekildiniz?
En Son Savaştan Bahsedecek Olursak: İran'a Savaş Başlatan Sen Değil misin?
Sayın Trump’ın “barış elçisi” portresi çizdiği şu günlerde yakın geçmişi hatırlamak hiç de zor değil.
Sayfaları biraz geriye sardığımızda, Orta Doğu’yu yeni ve devasa bir çatışmanın eşiğine getiren kararların altında kimin imzası var?
İran’la imzalanan ve yıllarca süren diplomasi trafiğiyle sağlanan Nükleer Anlaşma’yı (JCPOA) tek taraflı olarak çöpe atan, bölgeye ağır yaptırımlarla ateş taşıyan ve İranlı üst düzey komutan Kasım Süleymani’yi Bağdat’ta hava saldırısıyla vurarak açık bir savaş fitilini ateşleyen yine kendisi değil miydi?
Orta Doğu’yu Ateş Çemberine Çeviren Sen Değil misin?
Trump dönemi dış politikası, Orta Doğu’da yıllardır pamuk ipliğine bağlı olan dengeleri dinamitlemekle geçti.
Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşıyarak Filistin-İsrail meselesinde tarafsız arabuluculuk rolünü tamamen bitiren, Golan Tepeleri üzerindeki İsrail egemenliğini tanıyarak uluslararası hukuku hiçe sayan ve bölgedeki tarihsel fay hatlarını derinleştiren
Yine sen degilmiydin.
Savaş Bitirmedin, Çok Sayıda Savaş Başlattın!
Dünya siyasetinde "savaş bitirmek", sadece asker çekmek ya da bir masada el sıkışma fotoğrafı vermek değildir.
Gerçek barış; istikrar, adalet ve sürdürülebilir bir düzen kurabilmektir.
Trump’ın "bitirdim" dediği çatışmaların çoğunda arkasında bıraktığı şey barış değil; kurumsal yıkım, yetki boşluğu ve her an patlamaya hazır yeni kriz odakları oldu.
BM kürsüsünden duyurulan o "8 savaş" iddiası, kulağa ne kadar hoş gelirse gelsin, sahadaki gerçeklerle örtüşmüyor.
Tarih, siyasetçilerin iddialı rakamlarını değil, geride bıraktıkları somut enkazları yazar.
Sayın Trump savaş bitirmedi; aksine, dünya siyasetine uzun yıllar söndürülemeyecek yeni ateşler bıraktı.