NECDET ŞANSAL
Köşe Yazarı
NECDET ŞANSAL
 

TOPLUMSAL ÇÜRÜME

Türkiye toplumunda ahlaki kültürel  erozyon yeni başlamış değildir. Önce teorik olarak öne çıkmıştı. Sonra söylem haline geldi.  Gemisini kurtaran kaptan. Bal tutan parmağını yalar. Köşeyi dönmek. Benimsendi slogan oldu. Böylesi yoz, etik dışı anlayış sorgulanmadı bile. Halk arasında söylenen "Küçük kalkar büyüğe bakar" örneğinde olduğu gibi devletin üst kademesinde bulunan yöneticiler maalesef bu önemli konuda olumsuz örnek, rol model oldular. İkisi de merhum olan eski başbakanlardan,  Birisi kamu çalışanlarının az maaş, yetersiz gelirine yönelik eleştirilerine  yönelik, "Benim memurum işini bilir" demişti. Bu beyandan anlaşılan gerektiğinde rüşvet al algısı oluşuyordu. Diğeri ise "Dün dündür, bu gün bu gündür" demişti. Bu söylem çeşitli manalara geliyordu. Dünyanın, zamanın diyalektik değişimi anlaşıldığı kadar, başka bir mana da çıkartılırdı. O da ilkesiz, omurgasız bir deyim olarak anlama olasılığı bulunuyordu. Çünkü doğanın işleyişi ile toplumsal ahlak ve erdem farklı durumlardır.  Müslümanım diye geçinen Türkiye halkının çoğunun  manevi dinsel değerlerinde bir aşınma, meydana geldiğini araştırmalar ortaya koyuyor. Bu olumsuz durumu yalnız araştırmayla degil, toplumu biraz inceleyen her birey bunun farkında oluyor. Nedir bu, denilirse, aşırı bir para sevgisidir. Oysa gerçek bir müslüman da fazla mal mülk para sevgisi olmaz. Haram helal konusunda son derece duyarlı olur. Bir de dinimiz de yani İslam dinin de haramın büyüğü küçüğü olmaz. Haram haramdır. Örneğin rüşvet almak haramdır. Israf yapmak haramdır. Lüks içerisinde yaşamak haramdır. Zira Islam dinin önemli bir özelliği geliri toplumsal olarak paylaşmaktır.  Ama gelinen durum bunun tersi, zıddıdir. Bu önemli sorunda diğer bir tanımla toplumsal ve ahlaki çürümede devletin üst merci görevlilerinin önceden olduğu gibi şimdi de olumsuz etkilerinin olduğunu üst satırlar da belirtmiştik. Ancak yöneticiler kadar bir kısım tamah, aşırı para tutkunu belli bir kesimin kabahati de vardır.  Bunların bir şekilde ıslah edilmesi gerekir. Örneğin rüşvet alan veren ağır cezalara çarpıtılmalıdır. Zira halkın milletin rızkı çalınmış oluyor. İstanbul borsasına bağlı  Fon skandalı rüşvetin ötesinde büyük bir vurgun, devleti milleti resmen soymak olmuştur. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Bu büyük vurgunda ülkenin 500 milyar parası çalınmıştır, dolandırılmıştır. Haksız kazanç sağlayanların çoğu Ak Parti iktidarına bağlı kişilerdir.  Adaletin tecelli etmesi icin suçluların açığa çıkartılması, vurgun parasının ödenmesi gerekir. Aksi halde bundan Ak Parti iktidarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan zararlı çıkma ihtimali yüksektir. Nitekim bu partinin ileri gelenleri yolsuzluk yapanlar kim olursa olsun hesap vermeli, gerektigini söylüyorlar. Ayrıca en önemlisi Aziz Hüdayi Mahmut vakfı ve Müsiad işadamları derneği, suçluların ortaya çikartılması gerektigini ısrarla istiyorlar. Fon skandalı konusunda ilk tepkiyi Ak Partinin kurucularından eski meclis başkanı Bülent arınç göstermiş toplumsal çürümeden söz etmişti. Doğrusunu demek gerekirse, Ak Parti iktidara gelmeden önce  vaad ettiği 3. Y.  yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar konusunda son yıllarda başarısız olmuştur. Dini söylemler kullanmış, dinin gereklerine uymamıştır. Örneğin had safhada israf  vardır. Yoksulluk artmıştır. Yasaklar fazla artmıştır. TV 'ler kapatılıyor. Çözüm iktidar partisinin Türkiye toplumuna olumsuz değil olumlu örnek olması için söyledikleri dini ahlaki söylemlerin yaptıklarına uyması gerekir. Böyle yapılırsa  sorunlar asgari düzeye iner. Ele verir telkini kendi yer salkım anlayışı millete zarar verir.  Ak partinin toplumun çoğunluğunun sevgisini ve onayını kazanması ancak iktidarın ilk yıllarda uyguladıkları adil politikayla mümkün olur.
Ekleme Tarihi: 15 Ekim 2026 -Perşembe

TOPLUMSAL ÇÜRÜME

Türkiye toplumunda ahlaki kültürel  erozyon yeni başlamış değildir. Önce teorik olarak öne çıkmıştı. Sonra söylem haline geldi. 
Gemisini kurtaran kaptan. Bal tutan parmağını yalar. Köşeyi dönmek. Benimsendi slogan oldu.
Böylesi yoz, etik dışı anlayış sorgulanmadı bile. Halk arasında söylenen "Küçük kalkar büyüğe bakar" örneğinde olduğu gibi devletin üst kademesinde bulunan yöneticiler maalesef bu önemli konuda olumsuz örnek, rol model oldular. İkisi de merhum olan eski başbakanlardan, 
Birisi kamu çalışanlarının az maaş, yetersiz gelirine yönelik eleştirilerine  yönelik, "Benim memurum işini bilir" demişti. Bu beyandan anlaşılan gerektiğinde rüşvet al algısı oluşuyordu.
Diğeri ise "Dün dündür, bu gün bu gündür" demişti. Bu söylem çeşitli manalara geliyordu. Dünyanın, zamanın diyalektik değişimi anlaşıldığı kadar, başka bir mana da çıkartılırdı. O da ilkesiz, omurgasız bir deyim olarak anlama olasılığı bulunuyordu.
Çünkü doğanın işleyişi ile toplumsal ahlak ve erdem farklı durumlardır.
 Müslümanım diye geçinen Türkiye halkının çoğunun  manevi dinsel değerlerinde bir aşınma, meydana geldiğini araştırmalar ortaya koyuyor.
Bu olumsuz durumu yalnız araştırmayla degil, toplumu biraz inceleyen her birey bunun farkında oluyor. Nedir bu, denilirse, aşırı bir para sevgisidir. Oysa gerçek bir müslüman da fazla mal mülk para sevgisi olmaz. Haram helal konusunda son derece duyarlı olur. Bir de dinimiz de yani İslam dinin de haramın büyüğü küçüğü olmaz. Haram haramdır. Örneğin rüşvet almak haramdır. Israf yapmak haramdır. Lüks içerisinde yaşamak haramdır. Zira Islam dinin önemli bir özelliği geliri toplumsal olarak paylaşmaktır. 
Ama gelinen durum bunun tersi, zıddıdir.
Bu önemli sorunda diğer bir tanımla toplumsal ve ahlaki çürümede devletin üst merci görevlilerinin önceden olduğu gibi şimdi de olumsuz etkilerinin olduğunu üst satırlar da belirtmiştik.
Ancak yöneticiler kadar bir kısım tamah, aşırı para tutkunu belli bir kesimin kabahati de vardır. 
Bunların bir şekilde ıslah edilmesi gerekir. Örneğin rüşvet alan veren ağır cezalara çarpıtılmalıdır. Zira halkın milletin rızkı çalınmış oluyor. İstanbul borsasına bağlı 
Fon skandalı rüşvetin ötesinde büyük bir vurgun, devleti milleti resmen soymak olmuştur. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Bu büyük vurgunda ülkenin 500 milyar parası çalınmıştır, dolandırılmıştır. Haksız kazanç sağlayanların çoğu Ak Parti iktidarına bağlı kişilerdir. 
Adaletin tecelli etmesi icin suçluların açığa çıkartılması, vurgun parasının ödenmesi gerekir. Aksi halde bundan Ak Parti iktidarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan zararlı çıkma ihtimali yüksektir. Nitekim bu partinin ileri gelenleri yolsuzluk yapanlar kim olursa olsun hesap vermeli, gerektigini söylüyorlar. Ayrıca en önemlisi Aziz Hüdayi Mahmut vakfı ve Müsiad işadamları derneği, suçluların ortaya çikartılması gerektigini ısrarla istiyorlar.
Fon skandalı konusunda ilk tepkiyi Ak Partinin kurucularından eski meclis başkanı Bülent arınç göstermiş toplumsal çürümeden söz etmişti. Doğrusunu demek gerekirse, Ak Parti iktidara gelmeden önce  vaad ettiği 3. Y.  yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar konusunda son yıllarda başarısız olmuştur. Dini söylemler kullanmış, dinin gereklerine uymamıştır. Örneğin had safhada israf  vardır. Yoksulluk artmıştır. Yasaklar fazla artmıştır. TV 'ler kapatılıyor. Çözüm iktidar partisinin Türkiye toplumuna olumsuz değil olumlu örnek olması için söyledikleri dini ahlaki söylemlerin yaptıklarına uyması gerekir. Böyle yapılırsa  sorunlar asgari düzeye iner. Ele verir telkini kendi yer salkım anlayışı millete zarar verir. 
Ak partinin toplumun çoğunluğunun sevgisini ve onayını kazanması ancak iktidarın ilk yıllarda uyguladıkları adil politikayla mümkün olur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.