NECDET ŞANSAL
Köşe Yazarı
NECDET ŞANSAL
 

NEGATİF BARIŞ POZİTİF BARIŞLA ADİL OLUR

Insan toplumları çok tuhaftır.Tarih boyunca ve şimdiye kadar, insanlar ve toplumlar sorunlarını çatışmasız, barışçı pozitif bir şekilde çözeceklerine çoğu kez negatif şiddetle çözmek istemişlerdir. Ama sonuçta, ahlaki olarak hep pirus zaferi olmuştur. Pirus zaferi nedir diye soran okurlara bunun kısaca anlamını verelim. Kazanılan zaferin büyük bedeller ödendiği bunun aslında zafer değil bir yenilgi olduğunu anlatır. Neredeyse tüm savaşlar son çözümde maddi manevi yönden böyle olmuştur diyebiliriz. Zira sonuçta hep barış yapılmıştır.  Savaşlar büyük acı yıkım getirmiştir. İnsan kendini aldatır. Bireysel düzeyde kendini aldatmak dozunda gerekli bireysel pozitif bir davranıştır. Çünkü doğanın ve insan doğasının bilinmezligini ve karmaşıklığını tam olarak çözemez. Kendisini biraz da olsa rahatlatmak ister. Çok Kötü olan aldatma biçimi  trajedi olan toplumsal negatif davranış savaşlardır. İşte bu olumsuz eylemleri sona erdirmek etikdir ahlakidir.  Ülkemizde devletle PKK arasında kırk yıldır devam eden silahlı çatışmalar şükür, iki yıldır sona ermiştir. İnsanlar ölmüyor. Analar ağlamiyor. İşte bu sevindirici çok büyük bir gelişmedir.  Bunun adına negatif barış deniliyor. Olumlu bir karardır. Şimdi ise amaç, çok değerli olan bu çatışmasız ortamdan kalıcı adil bir barışın sağlanmasıdır. İşte buna da pozitif barış deniliyor. Pozitif barış catışmayi başlayan tarafa bazi demokratik haklar vermektir. Çünkü bu ikinci aşama sağlanmazsa tekrar çatışmalı ortama geçiş riski vardır. Bunu Türkiye ölçeğinde biraz açalım. Son Kürt isyanı olarak nitelendirilen devlete karşı silahlı hareketin ayrı bir devlet kurmaktan, vaz geçip, son amacı Kürt kimliğinin resmen tanınması, okullarda Kürtçe anadilde zorunlu eğitimin verilmesidir. Ayrıca cezaevlerinde bulunan siyasi Kürt tutsakların salıverilmesidir. Halkın tercihi ve iradesiyle seçilen belediyelere kayyim atama uygulanmasına son verilmesidir. Kürt siyasi hareketinin bu siyasi sosyal talepleri demokrasi ve insan hakları açısından meşrudur makuldur. Doğruyu demek gerekirse adına barış veya kardeşlik, birlik denilen sürecte, İmralı hükümlüsü Abdullah Öcalan ve örgütü PKK üzerlerine düşen şartları büyük ölçüde yerine getirmiştir. Silahlar bırakılmış ve yakılmıştır.  Irak Kürt bölgesel yönetiminde bulunan önemli silahlı kamplardan çekilmişlerdir. Abdullah Öcalan 2025 yılı 27. Şubat tarihinde yaptığı açıklamada, kendi Kürt hareketinin, ayrılma ayrı bir devlet, federasyon, özerklik, hatta Kültüralist dediği, kültürel çözümler bile istemediğini belirtmiştir.  Bir yıl sonra bu yıl bu çok önemli samimi deklarasyonu tekrarlamıştır. Barışa yönelik taktik değil stratejik bir hedef belirlemiştir. Öcalan'ı iyi analiz eden, onun öteden beri Kürt meselesinde niyetini ve savaş tarzını bilen kişiler bu paradigma değişiminden asla kuşku duymaz. Abdullah Öcalan dört parça, Türkiye, İran, Irak, Suriye Kürt bölgelerinde devlet değil demokrasi istiyor. PKK hareketini başlatırken bile bunu istediği anlaşılıyor. Nitekim, Suriye'de ne demişse aynısını Imralı'da söylemiştir. Son yıllarda Kürt meselesinde devletin inkarcı ırkçı olmayan kanadıyla aynı şeyleri düşündüğü belli oluyor. Bundan dolayı Doğu Perinçek, Öcalan bizim çizgimize devletin çizgisine gelmiştir açıklamasını yapmıştır.  PKK ve liderinin bu kadar olumlu ve ılımlı paradigma değişimlerine rağmen, Türk devletinin Cumhur ittifakı denilen Ak Parti iktidarı çözüme yönelik olumlu adım atmamıştır. İlk önce yapılması gereken, Avrupa insan hakları mahkemesinin Selahattin Demirtaş hakkında verdiği tahliye kararının uygulanması olmalıdır. Bu  yapılmiyor, oysa Türkiye Cumhuriyeti devletinin anayasası madde 90 da Avrupa insan hakları ve diğer mahkemelerinin verdiği kararlara uyulacağıni tahvit etmiştir. Açıkça anayasa çiğneniyor. Artık yeter savaş bitsin, acılar sona ersin. Yaklaşık yüz yıldır devam eden Kürt halkının resmi inkarı bitsin. Demokrasi ve insan hakları ölçeğinde resmi hakları tanınmalıdır. Böyle yapılırsa kalıcı olarak negatif barıştan pozitif barış aşamasına geçilir. Kazanan hep birlikte Türkiye halkı olur. Belki bu son barış ve kardeşlik çözüm süreci olabilir. Aman, ne olur, süreç heba edilmesin. Kalıcı Pozitif barış gerçekleşsin.
Ekleme Tarihi: 26 Ekim 2026 -Pazartesi

NEGATİF BARIŞ POZİTİF BARIŞLA ADİL OLUR

Insan toplumları çok tuhaftır.Tarih boyunca ve şimdiye kadar, insanlar ve toplumlar sorunlarını çatışmasız, barışçı pozitif bir şekilde çözeceklerine çoğu kez negatif şiddetle çözmek istemişlerdir. Ama sonuçta, ahlaki olarak hep pirus zaferi olmuştur.
Pirus zaferi nedir diye soran okurlara bunun kısaca anlamını verelim. Kazanılan zaferin büyük bedeller ödendiği bunun aslında zafer değil bir yenilgi olduğunu anlatır. Neredeyse tüm savaşlar son çözümde maddi manevi yönden böyle olmuştur diyebiliriz. Zira sonuçta hep barış yapılmıştır.  Savaşlar büyük acı yıkım getirmiştir. İnsan kendini aldatır. Bireysel düzeyde kendini aldatmak dozunda gerekli bireysel pozitif bir davranıştır. Çünkü doğanın ve insan doğasının bilinmezligini ve karmaşıklığını tam olarak çözemez. Kendisini biraz da olsa rahatlatmak ister. Çok Kötü olan aldatma biçimi  trajedi olan toplumsal negatif davranış savaşlardır. İşte bu olumsuz eylemleri sona erdirmek etikdir ahlakidir. 
Ülkemizde devletle PKK arasında kırk yıldır devam eden silahlı çatışmalar şükür, iki yıldır sona ermiştir. İnsanlar ölmüyor. Analar ağlamiyor. İşte bu sevindirici çok büyük bir gelişmedir. 
Bunun adına negatif barış deniliyor. Olumlu bir karardır.
Şimdi ise amaç, çok değerli olan bu çatışmasız ortamdan kalıcı adil bir barışın sağlanmasıdır. İşte buna da pozitif barış deniliyor. Pozitif barış catışmayi başlayan tarafa bazi demokratik haklar vermektir. Çünkü bu ikinci aşama sağlanmazsa tekrar çatışmalı ortama geçiş riski vardır. Bunu Türkiye ölçeğinde biraz açalım. Son Kürt isyanı olarak nitelendirilen devlete karşı silahlı hareketin ayrı bir devlet kurmaktan, vaz geçip, son amacı Kürt kimliğinin resmen tanınması, okullarda Kürtçe anadilde zorunlu eğitimin verilmesidir.
Ayrıca cezaevlerinde bulunan siyasi Kürt tutsakların salıverilmesidir. Halkın tercihi ve iradesiyle seçilen belediyelere kayyim atama uygulanmasına son verilmesidir. Kürt siyasi hareketinin bu siyasi sosyal talepleri demokrasi ve insan hakları açısından meşrudur makuldur.
Doğruyu demek gerekirse adına barış veya kardeşlik, birlik denilen sürecte, İmralı hükümlüsü Abdullah Öcalan ve örgütü PKK üzerlerine düşen şartları büyük ölçüde yerine getirmiştir. Silahlar bırakılmış ve yakılmıştır.
 Irak Kürt bölgesel yönetiminde bulunan önemli silahlı kamplardan çekilmişlerdir. Abdullah Öcalan 2025 yılı 27. Şubat tarihinde yaptığı açıklamada, kendi Kürt hareketinin, ayrılma ayrı bir devlet, federasyon, özerklik, hatta Kültüralist dediği, kültürel çözümler bile istemediğini belirtmiştir. 
Bir yıl sonra bu yıl bu çok önemli samimi deklarasyonu tekrarlamıştır. Barışa yönelik taktik değil stratejik bir hedef belirlemiştir. Öcalan'ı iyi analiz eden, onun öteden beri Kürt meselesinde niyetini ve savaş tarzını bilen kişiler bu paradigma değişiminden asla kuşku duymaz. Abdullah Öcalan dört parça, Türkiye, İran, Irak, Suriye Kürt bölgelerinde devlet değil demokrasi istiyor. PKK hareketini başlatırken bile bunu istediği anlaşılıyor. Nitekim, Suriye'de ne demişse aynısını Imralı'da söylemiştir.
Son yıllarda Kürt meselesinde devletin inkarcı ırkçı olmayan kanadıyla aynı şeyleri düşündüğü belli oluyor.
Bundan dolayı Doğu Perinçek, Öcalan bizim çizgimize devletin çizgisine gelmiştir açıklamasını yapmıştır. 
PKK ve liderinin bu kadar olumlu ve ılımlı paradigma değişimlerine rağmen, Türk devletinin Cumhur ittifakı denilen Ak Parti iktidarı çözüme yönelik olumlu adım atmamıştır. İlk önce yapılması gereken, Avrupa insan hakları mahkemesinin Selahattin Demirtaş hakkında verdiği tahliye kararının uygulanması olmalıdır. Bu  yapılmiyor, oysa Türkiye Cumhuriyeti devletinin anayasası madde 90 da Avrupa insan hakları ve diğer mahkemelerinin verdiği kararlara uyulacağıni tahvit etmiştir. Açıkça anayasa çiğneniyor. Artık yeter savaş bitsin, acılar sona ersin. Yaklaşık yüz yıldır devam eden Kürt halkının resmi inkarı bitsin. Demokrasi ve insan hakları ölçeğinde resmi hakları tanınmalıdır. Böyle yapılırsa kalıcı olarak negatif barıştan pozitif barış aşamasına geçilir. Kazanan hep birlikte Türkiye halkı olur. Belki bu son barış ve kardeşlik çözüm süreci olabilir. Aman, ne olur, süreç heba edilmesin. Kalıcı Pozitif barış gerçekleşsin.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.