Türkiye'nin en önemli sorunu nedir diye sorulsa bence verilmesi gereken en dogru cevap ekonomik sorundur.
Bir sıralama yaparsak İşsizlik en büyük sorundur. Gelir dağılımı adaletsizliği ve eşitsizliği büyük sorundur. Geçinemeyen emekliler büyük sorundur. Asgari ücret sorundur.
Yolsuzluk ve İsraf büyük sorundur. Yetersiz demokrasi ve özgürlükler sorundur. Doğruyu demek gerekirse, yaklaşık 25 yıllık Ak Parti iktidarı döneminde ekonomik sorunlar giderek artmıştır. Kısacası, zengin daha zengin, yoksul daha yoksul olmuştur.
İşsizlik, özelikle genç işsizler büyük oranda artmıştır.
Araştırmalara göre üniversite bitirmiş milyonlarca genç ailesinin kıt bütçesinden geçinmek zorunda kalıyor.
Neredeyse her ilçeye bir üniversite veya fakülte kuruldu. Oysa fakültelerin çoğalması önemli değildir. Bu biraz gösteriş oldu. Önemli olan nicelik değil niteliktir. Yeterli ve gerekli eğitimin, araç ve gereçlerin sağlanmasıdır
Teorik ve pratik uygulamadır. İşte ülkemiz de üniversite eğitimi alanında böyle bir gerçeklik vardır.
Bunun Somut göstergesi daha önce dünya ülkeleri arasında gelişmiş 500 üniversite arasına bazı Türk üniversiteleri girerken, son yıllarda sanırım bu sıralamaya dahil olan üniversiteler yoktur. Veya en geri sıralarda bulunuyor.
Bundan dolayı meslek kazandırma, ekonomiye katkı, hatta kültürel anlamda bu alanda yeterli gelişme sağlanmamıştır.
Ekonomik alanlarda sorun daha kötü duruma gelmiştir. Yoksulluk sınırını hiç demeyelim. Emeklilerin yarısı açlık sınırının altında bile bir maaşla geçinmek zorunda kalıyor. Türkiye'de çalışan nüfusun büyük çoğunluğu işçi ve memur dahil yoksulluk sınırının altında ücret alıyor.
Konu açılmışken açlık ve yoksulluk tablosunu verelim. 2026
Ekim ayı verilerine göre, Türkiye'de dört kişilik bir ailenin asgari gıda ihtiyaçları yani açlık sınırı 49 bin liranın üzerindedir.. Yine dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 125 bin liradır. Bu oranların altı aç ve yoksul demektir.
Oysa Türkiye'de yüksek bürokratların dışında hiç bir kamu görevlisi bu kadar ücret alamıyor. Demek oluyor ki çalışanların çok büyük bir bölümü yoksuldur, ve en kötüsü açtır. Gerekli vitaminler ve proteinler alınmazsa buna açlık deniliyor.
Bu tablonun en acı bilançosu ise emekliler ve asgari ücretle geçinmek zorunda kalanlardir. Zira bu büyük kesimin aldıkları aylık ücret açlık sınırın çok altında bulunuyor. Oysa gelişmiş ülkelerde böyle ücret eşitsizliği ve gelir dağılımında büyük bir çelişki yoktur. Doğru olan, ücretler ve gelirler bakımından arada çok büyük bir farkın değil, makul bir seviyenin olmasıdır.
Türkiye gibi neredeyse dört mevsimin yaşandığı bir ülkede büyük bir kesimin yaşadığı ekonomik sefaletin nedeni ve sorumlusu yanlış ekonomik politikasi uygulayanlardır.
Türkiye dünyanın enflasyon bakımından en pahalı bir ülke haline gelmesi tarım ve hayvancılığın bir bakıma bitirilmiş olmasıdır.
Canlı hayvan ve tarım gıda ürünleri bakımından dünya ülkeleri arasında ilk sıralarda olan Türkiye maalesef yanlış bir liberal ekonomi politikasiyla, dış ülkelerden et ve gıda ürünleri ithal etmek zorunda kalmıştır.
Bundan dolayı Türk halkı düzenli dengeli beslenemiyor. Hastalıklardan dolayı en fazla ilaç tüketen bir halk gerçekliği bulunuyor. İlaç sanayısi bakımından en kazançlı bir ülke haline gelmiştir.
Cennet gibi ülkemizin insanlarının çoğunun büyük bir sefalet yaşamasının en büyük nedeni yolsuzluklar ve yapılan israflardir.
Ak Parti iktidarı döneminde bu iki büyük hastalık büyük bir seviyeye varmıştır.
Her yıl bütçe artarak açık veriyor. İşte yolsuzluk ve İsraf bunun en büyük iki nedenidir.
Ak Parti iktidara gelirken ekonomi bu kadar kötü değildi. Buna rağmen çok büyük vaadler vererek iktidara geldiler. Meşhur üç Y sloganları, Yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar' önlenmesi sözü verilirken, bunlar artarak devam etti.
Son fon vurgunu, ve bunları ortaya çıkartan gazeteciler tutuklaniyor, tv 'ler kapatılıyor.
Ülkemizin ve halkımızın ilerlemesi gelişmesi için mutlaka demokrasi kurallarının işlemesi gerekir.
Bunun sonucunda hesap verebilir şeffaf bir yönetim oluşur. Üç Y gerçek anlamda uygulanırsa ülkemiz Türkiye dünya ülkeleri arasında ilk sıralara gelir.
Anasayfa
Yazarlar
NECDET ŞANSAL
Yazı Detayı
Bu yazı 75 kez okundu.
EKONOMIK EŞİTSİZLİK BÜYÜK SORUN
Türkiye'nin en önemli sorunu nedir diye sorulsa bence verilmesi gereken en dogru cevap ekonomik sorundur.
Bir sıralama yaparsak İşsizlik en büyük sorundur. Gelir dağılımı adaletsizliği ve eşitsizliği büyük sorundur. Geçinemeyen emekliler büyük sorundur. Asgari ücret sorundur.
Yolsuzluk ve İsraf büyük sorundur. Yetersiz demokrasi ve özgürlükler sorundur. Doğruyu demek gerekirse, yaklaşık 25 yıllık Ak Parti iktidarı döneminde ekonomik sorunlar giderek artmıştır. Kısacası, zengin daha zengin, yoksul daha yoksul olmuştur.
İşsizlik, özelikle genç işsizler büyük oranda artmıştır.
Araştırmalara göre üniversite bitirmiş milyonlarca genç ailesinin kıt bütçesinden geçinmek zorunda kalıyor.
Neredeyse her ilçeye bir üniversite veya fakülte kuruldu. Oysa fakültelerin çoğalması önemli değildir. Bu biraz gösteriş oldu. Önemli olan nicelik değil niteliktir. Yeterli ve gerekli eğitimin, araç ve gereçlerin sağlanmasıdır
Teorik ve pratik uygulamadır. İşte ülkemiz de üniversite eğitimi alanında böyle bir gerçeklik vardır.
Bunun Somut göstergesi daha önce dünya ülkeleri arasında gelişmiş 500 üniversite arasına bazı Türk üniversiteleri girerken, son yıllarda sanırım bu sıralamaya dahil olan üniversiteler yoktur. Veya en geri sıralarda bulunuyor.
Bundan dolayı meslek kazandırma, ekonomiye katkı, hatta kültürel anlamda bu alanda yeterli gelişme sağlanmamıştır.
Ekonomik alanlarda sorun daha kötü duruma gelmiştir. Yoksulluk sınırını hiç demeyelim. Emeklilerin yarısı açlık sınırının altında bile bir maaşla geçinmek zorunda kalıyor. Türkiye'de çalışan nüfusun büyük çoğunluğu işçi ve memur dahil yoksulluk sınırının altında ücret alıyor.
Konu açılmışken açlık ve yoksulluk tablosunu verelim. 2026
Ekim ayı verilerine göre, Türkiye'de dört kişilik bir ailenin asgari gıda ihtiyaçları yani açlık sınırı 49 bin liranın üzerindedir.. Yine dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 125 bin liradır. Bu oranların altı aç ve yoksul demektir.
Oysa Türkiye'de yüksek bürokratların dışında hiç bir kamu görevlisi bu kadar ücret alamıyor. Demek oluyor ki çalışanların çok büyük bir bölümü yoksuldur, ve en kötüsü açtır. Gerekli vitaminler ve proteinler alınmazsa buna açlık deniliyor.
Bu tablonun en acı bilançosu ise emekliler ve asgari ücretle geçinmek zorunda kalanlardir. Zira bu büyük kesimin aldıkları aylık ücret açlık sınırın çok altında bulunuyor. Oysa gelişmiş ülkelerde böyle ücret eşitsizliği ve gelir dağılımında büyük bir çelişki yoktur. Doğru olan, ücretler ve gelirler bakımından arada çok büyük bir farkın değil, makul bir seviyenin olmasıdır.
Türkiye gibi neredeyse dört mevsimin yaşandığı bir ülkede büyük bir kesimin yaşadığı ekonomik sefaletin nedeni ve sorumlusu yanlış ekonomik politikasi uygulayanlardır.
Türkiye dünyanın enflasyon bakımından en pahalı bir ülke haline gelmesi tarım ve hayvancılığın bir bakıma bitirilmiş olmasıdır.
Canlı hayvan ve tarım gıda ürünleri bakımından dünya ülkeleri arasında ilk sıralarda olan Türkiye maalesef yanlış bir liberal ekonomi politikasiyla, dış ülkelerden et ve gıda ürünleri ithal etmek zorunda kalmıştır.
Bundan dolayı Türk halkı düzenli dengeli beslenemiyor. Hastalıklardan dolayı en fazla ilaç tüketen bir halk gerçekliği bulunuyor. İlaç sanayısi bakımından en kazançlı bir ülke haline gelmiştir.
Cennet gibi ülkemizin insanlarının çoğunun büyük bir sefalet yaşamasının en büyük nedeni yolsuzluklar ve yapılan israflardir.
Ak Parti iktidarı döneminde bu iki büyük hastalık büyük bir seviyeye varmıştır.
Her yıl bütçe artarak açık veriyor. İşte yolsuzluk ve İsraf bunun en büyük iki nedenidir.
Ak Parti iktidara gelirken ekonomi bu kadar kötü değildi. Buna rağmen çok büyük vaadler vererek iktidara geldiler. Meşhur üç Y sloganları, Yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar' önlenmesi sözü verilirken, bunlar artarak devam etti.
Son fon vurgunu, ve bunları ortaya çıkartan gazeteciler tutuklaniyor, tv 'ler kapatılıyor.
Ülkemizin ve halkımızın ilerlemesi gelişmesi için mutlaka demokrasi kurallarının işlemesi gerekir.
Bunun sonucunda hesap verebilir şeffaf bir yönetim oluşur. Üç Y gerçek anlamda uygulanırsa ülkemiz Türkiye dünya ülkeleri arasında ilk sıralara gelir.
Ekleme
Tarihi: 22 Ekim 2026 -Perşembe
EKONOMIK EŞİTSİZLİK BÜYÜK SORUN
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.