Halil DOĞAN
Köşe Yazarı
Halil DOĞAN
 

YARALI GÜNEŞİN ÜLKESİNDE-7

Üst dalı tuttum ama ağacın aşağı ve sık dalına doğru düştüm. O sırada askerler yanan evleri tek tek kontrol etmekte sağ kalanları sualsizce olduğu yerde infaz etmekteydiler. Ben hala ağaçtan inmeye çalışıyordum ki yere doğru düştüm.  Düşerken bağırdım diye, köyde olan askerlerden biri sesimi duydu, ağacın altında duran adamı da görünce bize doğru askerler kurşun atmaya başladı. Ben ağaçtan aşağı düşerken, başımı aşağıda ki taşa vurdum, adam kanayan yarama bakmadan, beni kucağına alıp, ekinlerin   içine doğru koşmaya başladı. Başımdan yüzüme doğru kan akıyordu. Oldum olası kandan huylanıyorum. Adam kızdı “sen ne yapıyorsun ikimizi de öldürtecek misin?”  Ekinlerin içinde bayağı gitmiştik adam beni indirdi, haydi koş koş, önce tökezledim yere düştüm. Adam kolumdan tutup ayağa kaldırdı, "hayde kekê min koş, burası durma yeri değildir." geri dönüp baktım; askerler ağaçlara yetişmişlerdi.  İçlerinden biri bağırıyordu, "kaçma kaçma" arkamızda sıkılan mermiler vızır vızır üstümüzden geçiyordu. Bizler de ekinden ormanlık alana geçmiştik.  Bir arkama baktım ki, ekinden dumanlar çıkmaya başlamış bile. Beni alan Rênas, kendi kendine "bre şerefsizler bizi diri diri yakacaklar gördün mü kardeş" dedi.  O sırada neye uğradığımı zaten şaşırmıştım, konuşacak mecalim de yoktu. Ben Sadece Abdo ağabeyime ulaşmak, babamı, annemi ve kardeşimin öldüğünü anlatmak istiyordum.  Uzakta Abdo ağabeyi gördüm; ormanın köşesinde, ağaçların sık olduğu yerde beni bekliyordu, gözlerimden yaşlar akarak ona ulaştığımı hatırlıyorum.  Koşarak beni kucakladı, başımdan akan kanı sildi. Bana sarılınca, Rênas ikimize kızdı, "şimdi sırası mı lawo" Abdo ağabey sordu "ne oluyor köyde, neler oluyor" ben de "herkesi vurdular, askerler önce dipçikle vurdular, ölmeyenleri de kurşunla öldürdüler" dedim.  Silahları kocamandı, onunla her vuruşta karşısındakini birer birer yere düştüğünü söyledim, Abdo ağabeyin gözlerinden yaşlar akmaya başladı.  Ardından Abdo ağabey ağlayarak bana döndü; “ya annemiz ve babamıza ne oldu”.  Ben de "onları da vurdular, artık kimsesizim" dedim. Devam edecektir.
Ekleme Tarihi: 17 Şubat 2023 - Cuma

YARALI GÜNEŞİN ÜLKESİNDE-7

Üst dalı tuttum ama ağacın aşağı ve sık dalına doğru düştüm. O sırada askerler yanan evleri tek tek kontrol etmekte sağ kalanları sualsizce olduğu yerde infaz etmekteydiler. Ben hala ağaçtan inmeye çalışıyordum ki yere doğru düştüm. 
Düşerken bağırdım diye, köyde olan askerlerden biri sesimi duydu, ağacın altında duran adamı da görünce bize doğru askerler kurşun atmaya başladı. Ben ağaçtan aşağı düşerken, başımı aşağıda ki taşa vurdum, adam kanayan yarama bakmadan, beni kucağına alıp, ekinlerin  
içine doğru koşmaya başladı. Başımdan yüzüme doğru kan akıyordu. Oldum olası kandan huylanıyorum. Adam kızdı “sen ne yapıyorsun ikimizi de öldürtecek misin?” 
Ekinlerin içinde bayağı gitmiştik adam beni indirdi, haydi koş koş, önce tökezledim yere düştüm. Adam kolumdan tutup ayağa kaldırdı, "hayde kekê min koş, burası durma yeri değildir." geri dönüp baktım; askerler ağaçlara yetişmişlerdi. 
İçlerinden biri bağırıyordu, "kaçma kaçma" arkamızda sıkılan mermiler vızır vızır üstümüzden geçiyordu. Bizler de ekinden ormanlık alana geçmiştik. 
Bir arkama baktım ki, ekinden dumanlar çıkmaya başlamış bile. Beni alan Rênas, kendi kendine "bre şerefsizler bizi diri diri yakacaklar gördün mü kardeş" dedi. 
O sırada neye uğradığımı zaten şaşırmıştım, konuşacak mecalim de yoktu. Ben Sadece Abdo ağabeyime ulaşmak, babamı, annemi ve kardeşimin öldüğünü anlatmak istiyordum. 
Uzakta Abdo ağabeyi gördüm; ormanın köşesinde, ağaçların sık olduğu yerde beni bekliyordu, gözlerimden yaşlar akarak ona ulaştığımı hatırlıyorum. 
Koşarak beni kucakladı, başımdan akan kanı sildi. Bana sarılınca, Rênas ikimize kızdı, "şimdi sırası mı lawo" Abdo ağabey sordu "ne oluyor köyde, neler oluyor" ben de "herkesi vurdular, askerler önce dipçikle vurdular, ölmeyenleri de kurşunla öldürdüler" dedim. 
Silahları kocamandı, onunla her vuruşta karşısındakini birer birer yere düştüğünü söyledim, Abdo ağabeyin gözlerinden yaşlar akmaya başladı. 
Ardından Abdo ağabey ağlayarak bana döndü; “ya annemiz ve babamıza ne oldu”. 
Ben de "onları da vurdular, artık kimsesizim" dedim. Devam edecektir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.