Mevsimlik tarım işçileri bu ülkenin yükünü sırtında taşıyan, tarlalarda alın teri döken insanlardır. Ekmeklerinin peşinde şehir şehir dolaşan bu emekçileri kimlikleri, memleketleri ya da kökenleri üzerinden hedef almak, yalnızca bir insan hakkı ihlali değil; toplumsal barışa açıkça zarar vermektir.
Zonguldak Alaplı'da yaşananlar bu nedenle sıradan bir olay olarak görülmemelidir. Türkiye'nin barış arayışının konuşulduğu bir dönemde emekçileri ötekileştiren, ayrıştıran ve nefret dilini besleyen her tutum tehlikelidir.
Irkçılık ve faşizan anlayış şunu bilmelidir: Barış bugün hedef alınan insanları da, bugün sessiz kalanları da yarın koruyacaktır.
Düzce'de yaşananlar Alaplı'daki olaylarla doğrudan bağlantılı olmayabilir. Ancak insan onurunu hiçe sayan her davranış aynı tehlikeli zihniyetin sorgulanmasını gerektirir.
Çünkü mesele yalnızca mevsimlik işçiler değildir.
Mesele, bu ülkede kimin insan yerine konulacağıdır.
Bir insanın emeğini sömürüp sonra onu dışlamak kabul edilemez. Tarlada çalışan el, bu ülkenin sofrasını kuruyorsa o elin onuru da korunmalıdır.
Barışa karşı atılan her adım savaşa hizmet eder. Ayrımcılığa karşı susmak, ayrımcılığı büyütür.
Artık açık konuşmanın zamanıdır:
Bu ülkenin ihtiyacı nefret değil, adalettir.
Ötekileştirme değil, eşitliktir.
Savaş değil, barıştır.
Barış doğanın teminatıdır.
Barış emeğin kardeşidir.
Barış insanlığın ortak geleceğidir.
Yaşasın barış, yaşasın insanlık.