Kadın, hayatın en güzel ve en değerli emanetlerinden biridir. O; bir annenin şefkati, bir kardeşin dostluğu, bir eşin vefası, bir halanın sevgisi ve bir evladın ilk öğretmenidir. Dünyaya gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren bir kadının sevgisiyle büyür, onun emeğiyle güçleniriz.
Bu yüzden kadınlara karşı söylenen her kötü söz, aslında hayatın kendisine söylenmiş bir sözdür. Kadınları küçümseyen, aşağılayan veya onlara karşı nefret dolu ifadeler kullanan insanlar, sadece bir bireyi değil, toplumun en güçlü bağlarını da incitmiş olurlar.
Hiç kimse annesinin gözlerindeki sevgiyi, kardeşinin desteğini ya da eşinin fedakârlığını inkâr edemez. Çünkü kadın, sadece bir insan değil; sevginin, sabrın ve umudun adıdır. En zor zamanlarda ailesini ayakta tutan, acısını içine gömüp sevdiklerine güç veren çoğu zaman bir kadındır.
Kadınlara değer vermeyen insanların yüreklerinde çoğu zaman kırgınlık, öfke ve kin birikmiştir. Bu duygular insanı karanlığa sürükler. Oysa sevgi ve saygı, insanı yüceltir. Bir toplumu güçlü yapan şey, kadın ve erkeğin birbirine karşı anlayış ve saygı içinde yaşamasıdır.
Unutmamalıyız ki kadınlar hayatın en nadide çiçekleridir. Onlar olmadan ne aile olur ne yuva olur ne de gelecek kurulur. Bir annenin duası, bir kardeşin desteği, bir eşin sevgisi ve bir kadının emeği, hayatın en kıymetli hazineleridir.
Bu nedenle kadınlara karşı nefret dili kullanmak yerine, onları anlamaya ve değer vermeye çalışmalıyız. Çünkü kadına gösterilen saygı, insanın kendi vicdanına gösterdiği saygıdır. Kadını yücelten toplumlar yükselir, onu değersiz gören toplumlar ise kendi değerlerini kaybeder.
Kadınlara karşı ayrımcılığın, nefretin ve aşağılayıcı sözlerin olmadığı; sevginin, saygının ve merhametin hâkim olduğu bir dünya, hepimizin ortak dileği olmalıdır. Çünkü kadın, yalnızca bir birey değil, yaşamın kendisidir.