NECDET ŞANSAL
Köşe Yazarı
NECDET ŞANSAL
 

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI NERDELER

Bir ülkenin bir şehrin kısaca bir toplumun gelişmesi yalnız devletten beklenmemelidir. Her sorumluluk duygusuna sahip insan ve kurumlar kendilerini ve ailelerinin sorumluluğunu duyduğu gibi, yaşadığı toplumdan da kendilerini sorumlu tutar. İçinde bulunduğu toplumu bilmeye anlamaya çalışır. Duyarlı kişiler toplumsal sorunları bilmek ve çözmek ister. Değerli okurlar, yaşam devam ettikçe yaşamın gerekleri olan işlevler, adına ne dersek diyelim, sorun, çelişki, hayatın bir gereği ve cilvesidir, süreklidir. Yürümenin, yemek yemenin, hatta konuşmanın, buna yazı yazmanın bile bir adabı vardır dememiz mümkün. Kısaca yaşamak bir sanattır. Eskiler damdan düşer gibi konuşma derlerdi. Buna, damdan düşer gibi yazmamak deyimini de ekleyebiliriz. İnsan toplulukları tarihsel süreçte kendilerini korumak ve geliştirmek için aralarında birlik kurmuşlar, birliğin yöneticilerini seçmişlerdir. Asrımızda birlik organizasyonunu adına sivil toplum kuruluşları denilen, dernekler, vakıflar, sendikalar yapmak gibi bir görevleri vardır. Ancak ilimiz Şanlıurfa için dersek yüzlerce sivil toplum kuruluşundan çok az bir kısmı böylesi kutsal bir görev konusunda duyarlık gösteriyorlar. Bu kuruluşların çoğunun böylesi önemli görevleri hakkıyla yaptıkları söylenemez. İlimiz Şanlıurfa Türkiye’de belki en fazla sivil toplum örgütlerinin bulunduğu bir ildir. Çeşitli adlar altında kurulan bu derneklerin adı var kendileri yok dememiz mümkün olacak. Tabela partileri gibi tabela dernekler var. Moda deyimle hayret bir şey! Neden hayret derseniz? Büyük bir heves ve istekle kurulan kurumlar ne yazık ki çoğu toplumsal sorunlar hakkında bir araştırma, inceleme, basın açıklaması bile yapmıyorlar. Sosyal bilimciler sosyologlar bunu analiz etseler iyi olur. Benim yorumum, ilimiz Şanlıurfa için görüşümü söylersem insanlarımızın bazıları bir şeyler yapmak istiyorlar. Kendilerini ispatlamak tanıtmak istiyor. Ancak yeterli bir bilgi ve eğitime sahip olmadıkları için işlevsiz kalıyor. Çünkü neyin doğru, neyin yanlış olduğunu, neyin yasal, neyin yasal olmadığını bilecek, anlayacak yeterli bir kapasiteleri olmadığı için sesiz sedasız kaldıklarını zannediyorum. Çünkü kurdukları amaca yönelik hizmet etmiyorlar. İlimiz Urfa ülkemizin en fazla çelişkilerinin, tezatların olduğu bir ildir. İşsizlikten tutalım, sınıflar arasında en fazla farkın dengesizliğin olduğu bir il. Özcesi zengin daha zengin, fakir daha fakirdir. Hele aşırı nüfus artışı birde yanlış Suriye politikası sonucu gelen yoğun Suriyeli nüfusu, şehri bir anlamda yaşanmaz bir hale getirdi. Urfa biraz gelişme, düzen ve düzelme sürecine girmişken gelen Suriyeli mültecilerle birlikte tekrar kültürel ve gelişme anlamında geriye gitti, geride kaldı. Çünkü Muhacir, Ensar kavramı gerçekleri yansıtmıyor. Bazı benzer etnik yapılar olsa bile, farklı bir kültür ve etnik yapılarda vardır. Bu nedenlerden dolayı ilimiz bir düzensiz, karmaşa içerisinde bulunuyor. Bir yerde modern giyimli baylar, bayanlar, bir yerde peçeli, çarşaflı bayanlar, entarili baylar. Bunları şimdi geçelim. İlimizin en önemli sorunu işsizlik, sosyal ve sınıfsal çelişkilerdir. Bir yerde para bolluğu trilyonluk daireler ve arabalar, bir yerde gece kondular da zor şartlarda yaşayan karnını doyurmaya çalışan çoğunluk kesim. Sefahat ve sefalet manzaraları. Üstelik, insanın en zoruna giden sefahat içerisinde yaşayanların yoksul yok demesidir. Her şey bir yana intihar edenlerin ve uyuşturucu madde kullananların aşırı derecede artması, anlaşılması ve çözülmesi gereken çok önemli bir sorundur. Buna büyük bir sosyal yara dememiz mümkündür. İşte bu gibi büyük sorunları anlamak çözmek, iktidar kadar sivil toplum kuruluşlarının asli görevleri olması gerek. Demokrasinin oluşması gelişmesi, yalnız yargı, yürütme, yasama değildir. Demokrasi yalnız seçim ve sandık değildir. Demokrasi ve demokratik ilkeler toplumsal sorunlar, insan hakları ile ilgilenmektir. Bir toplumun işsizlik, uyuşturucu, intihar, gelir dağılımı bozukluğu gibi önemli sorunlarını araştırmak, raporlar sunarak yetkili resmi kurumlarla bir eşgüdüm içerisinde birlikte çalışarak, çözüm üretmek bu kurumların görevleri olması gerekir.
Ekleme Tarihi: 27 Haziran 2021 - Pazar

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI NERDELER

Bir ülkenin bir şehrin kısaca bir toplumun gelişmesi yalnız devletten beklenmemelidir. Her sorumluluk duygusuna sahip insan ve kurumlar kendilerini ve ailelerinin sorumluluğunu duyduğu gibi, yaşadığı toplumdan da kendilerini sorumlu tutar. İçinde bulunduğu toplumu bilmeye anlamaya çalışır. Duyarlı kişiler toplumsal sorunları bilmek ve çözmek ister. Değerli okurlar, yaşam devam ettikçe yaşamın gerekleri olan işlevler, adına ne dersek diyelim, sorun, çelişki, hayatın bir gereği ve cilvesidir, süreklidir. Yürümenin, yemek yemenin, hatta konuşmanın, buna yazı yazmanın bile bir adabı vardır dememiz mümkün. Kısaca yaşamak bir sanattır. Eskiler damdan düşer gibi konuşma derlerdi. Buna, damdan düşer gibi yazmamak deyimini de ekleyebiliriz. İnsan toplulukları tarihsel süreçte kendilerini korumak ve geliştirmek için aralarında birlik kurmuşlar, birliğin yöneticilerini seçmişlerdir. Asrımızda birlik organizasyonunu adına sivil toplum kuruluşları denilen, dernekler, vakıflar, sendikalar yapmak gibi bir görevleri vardır. Ancak ilimiz Şanlıurfa için dersek yüzlerce sivil toplum kuruluşundan çok az bir kısmı böylesi kutsal bir görev konusunda duyarlık gösteriyorlar. Bu kuruluşların çoğunun böylesi önemli görevleri hakkıyla yaptıkları söylenemez. İlimiz Şanlıurfa Türkiye’de belki en fazla sivil toplum örgütlerinin bulunduğu bir ildir. Çeşitli adlar altında kurulan bu derneklerin adı var kendileri yok dememiz mümkün olacak. Tabela partileri gibi tabela dernekler var. Moda deyimle hayret bir şey! Neden hayret derseniz? Büyük bir heves ve istekle kurulan kurumlar ne yazık ki çoğu toplumsal sorunlar hakkında bir araştırma, inceleme, basın açıklaması bile yapmıyorlar. Sosyal bilimciler sosyologlar bunu analiz etseler iyi olur. Benim yorumum, ilimiz Şanlıurfa için görüşümü söylersem insanlarımızın bazıları bir şeyler yapmak istiyorlar. Kendilerini ispatlamak tanıtmak istiyor. Ancak yeterli bir bilgi ve eğitime sahip olmadıkları için işlevsiz kalıyor. Çünkü neyin doğru, neyin yanlış olduğunu, neyin yasal, neyin yasal olmadığını bilecek, anlayacak yeterli bir kapasiteleri olmadığı için sesiz sedasız kaldıklarını zannediyorum. Çünkü kurdukları amaca yönelik hizmet etmiyorlar. İlimiz Urfa ülkemizin en fazla çelişkilerinin, tezatların olduğu bir ildir. İşsizlikten tutalım, sınıflar arasında en fazla farkın dengesizliğin olduğu bir il. Özcesi zengin daha zengin, fakir daha fakirdir. Hele aşırı nüfus artışı birde yanlış Suriye politikası sonucu gelen yoğun Suriyeli nüfusu, şehri bir anlamda yaşanmaz bir hale getirdi. Urfa biraz gelişme, düzen ve düzelme sürecine girmişken gelen Suriyeli mültecilerle birlikte tekrar kültürel ve gelişme anlamında geriye gitti, geride kaldı. Çünkü Muhacir, Ensar kavramı gerçekleri yansıtmıyor. Bazı benzer etnik yapılar olsa bile, farklı bir kültür ve etnik yapılarda vardır. Bu nedenlerden dolayı ilimiz bir düzensiz, karmaşa içerisinde bulunuyor. Bir yerde modern giyimli baylar, bayanlar, bir yerde peçeli, çarşaflı bayanlar, entarili baylar. Bunları şimdi geçelim. İlimizin en önemli sorunu işsizlik, sosyal ve sınıfsal çelişkilerdir. Bir yerde para bolluğu trilyonluk daireler ve arabalar, bir yerde gece kondular da zor şartlarda yaşayan karnını doyurmaya çalışan çoğunluk kesim. Sefahat ve sefalet manzaraları. Üstelik, insanın en zoruna giden sefahat içerisinde yaşayanların yoksul yok demesidir. Her şey bir yana intihar edenlerin ve uyuşturucu madde kullananların aşırı derecede artması, anlaşılması ve çözülmesi gereken çok önemli bir sorundur. Buna büyük bir sosyal yara dememiz mümkündür. İşte bu gibi büyük sorunları anlamak çözmek, iktidar kadar sivil toplum kuruluşlarının asli görevleri olması gerek. Demokrasinin oluşması gelişmesi, yalnız yargı, yürütme, yasama değildir. Demokrasi yalnız seçim ve sandık değildir. Demokrasi ve demokratik ilkeler toplumsal sorunlar, insan hakları ile ilgilenmektir. Bir toplumun işsizlik, uyuşturucu, intihar, gelir dağılımı bozukluğu gibi önemli sorunlarını araştırmak, raporlar sunarak yetkili resmi kurumlarla bir eşgüdüm içerisinde birlikte çalışarak, çözüm üretmek bu kurumların görevleri olması gerekir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.