Halil DOĞAN
Köşe Yazarı
Halil DOĞAN
 

Rojava’da İkinci Perde Saklı Duruyor

Rojava denildiğinde yıllardır tek bir cümle dolaşıma sokuluyor: “IŞİD’e karşı verilen kahramanca mücadele.” Bu cümle doğru olmakla birlikte eksiktir. Eksik olduğu için de gerçeği tam olarak anlatmaz. Rojava’da yaşananları yalnızca IŞİD’e karşı yürütülen bir savaş olarak görmek, sahnedeki büyük resmi perde arkasında bırakmak anlamına gelir. Oysa Rojava sahası, yalnızca yerel bir direniş alanı değil; küresel güçlerin doğrudan ve dolaylı biçimde dâhil olduğu karmaşık bir güç mücadelesinin merkezidir. ABD’nin, İsrail’in ve onların bölgedeki yerel işbirlikçilerinin bu sürecin dışında kaldığını iddia etmek, ya bilinçli bir körlük ya da açık bir çarpıtmadır. Suriye topraklarında yürütülen savaş, yalnızca radikal örgütlerle değil; aynı zamanda büyük devletlerin çıkar hesaplarıyla şekillenmiştir. Buna rağmen bir gerçek vardır ki kimsenin inkâr etmeye hakkı yoktur: Rojava direnişi, Kürt halkının ve Suriye’de yaşayan diğer halkların onurunu ayakta tutmuştur. Bu direniş, masa başında yazılmadı; ağır bedeller ödenerek, kanla, canla yazıldı. Kadınların, gençlerin, yoksul halkların omuzlarında yükseldi. Bu yüzden kimse kalkıp Kürt halkına “anti-emperyalist” nutuklar atmasın. Kimse, bu mücadeleyi küçümseyerek ahkâm kesmesin. Çünkü ABD’nin Kobani sürecinde bizzat sahaya indiği, Rojava’ya geldiği herkesin bildiği bir gerçektir. Kürt halkı tarih boyunca bir ilkeyi esas almıştır: öz savunma. Ne başkasının ordusuna bel bağlamış ne de kaderini büyük güçlerin merhametine bırakmıştır. Rojava’da da bu ilke değişmemiştir. Ancak bu, küresel güçlerin sahadaki varlığını yok saymak anlamına gelmez. Tam tersine, bu güçlerin Kürt halkını nasıl bir denklem içine çekmek istediğini görmek gerekir. Asıl sorulması gereken soru şudur: Emperyalizmle kim iş birliği yapıyor? Halklara savaşı, yıkımı ve katliamı kim dayatıyor? Cevap çok açıktır. Bölgede Amerika’nın güdümünde hareket eden devletler, kendi iktidarlarını korumak uğruna halkları ateşe atanlardır. Bugün hâlâ Kürt halkını hedef alan politikaların arkasında bu devletler ve onların hamileri vardır. Daha tehlikeli olan ise şudur: Bugün yaşanan görece “sessizlik”, bir barış hali değildir. Küresel güçler olayları ertelemektedir. Satranç tahtasında taşlar geri çekilmiş gibi görünse de oyun bitmiş değildir. Aksine, ikinci perdenin hazırlıkları yapılmaktadır. Yerel işbirlikçilerin yeniden harekete geçirilmesi, yeni çatışma senaryolarının devreye sokulması an meselesidir. Bu tehlikeyi görmemek, küçümsemek ya da “bize bir şey olmaz” rahatlığına kapılmak, Kürt halkına çok pahalıya mal olabilir. Tarih, bu tür ihmallerin bedelini defalarca göstermiştir. Eğer bugün doğru okumalar yapılmazsa, Kürt halkı bir yüz yılını daha kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle sorumluluk özellikle siyasetçilere düşmektedir. Günlük hesaplarla, dar taktiklerle hareket etmek yerine, yaklaşan fırtınayı görmek zorundadırlar. Rojava’da ikinci perde henüz açılmadı, ama sahne hazır. Mesele, bu perde açıldığında hazırlıksız yakalanıp yakalanmayacağımızdır. Umarım Yarınlar aklı selim ile savaşsız geçer. 
Ekleme Tarihi: 02 Şubat 2026 -Pazartesi

Rojava’da İkinci Perde Saklı Duruyor

Rojava denildiğinde yıllardır tek bir cümle dolaşıma sokuluyor: “IŞİD’e karşı verilen kahramanca mücadele.” Bu cümle doğru olmakla birlikte eksiktir. Eksik olduğu için de gerçeği tam olarak anlatmaz. Rojava’da yaşananları yalnızca IŞİD’e karşı yürütülen bir savaş olarak görmek, sahnedeki büyük resmi perde arkasında bırakmak anlamına gelir.
Oysa Rojava sahası, yalnızca yerel bir direniş alanı değil; küresel güçlerin doğrudan ve dolaylı biçimde dâhil olduğu karmaşık bir güç mücadelesinin merkezidir. ABD’nin, İsrail’in ve onların bölgedeki yerel işbirlikçilerinin bu sürecin dışında kaldığını iddia etmek, ya bilinçli bir körlük ya da açık bir çarpıtmadır. Suriye topraklarında yürütülen savaş, yalnızca radikal örgütlerle değil; aynı zamanda büyük devletlerin çıkar hesaplarıyla şekillenmiştir.
Buna rağmen bir gerçek vardır ki kimsenin inkâr etmeye hakkı yoktur: Rojava direnişi, Kürt halkının ve Suriye’de yaşayan diğer halkların onurunu ayakta tutmuştur. Bu direniş, masa başında yazılmadı; ağır bedeller ödenerek, kanla, canla yazıldı. Kadınların, gençlerin, yoksul halkların omuzlarında yükseldi. Bu yüzden kimse kalkıp Kürt halkına “anti-emperyalist” nutuklar atmasın. Kimse, bu mücadeleyi küçümseyerek ahkâm kesmesin. Çünkü ABD’nin Kobani sürecinde bizzat sahaya indiği, Rojava’ya geldiği herkesin bildiği bir gerçektir.
Kürt halkı tarih boyunca bir ilkeyi esas almıştır: öz savunma. Ne başkasının ordusuna bel bağlamış ne de kaderini büyük güçlerin merhametine bırakmıştır. Rojava’da da bu ilke değişmemiştir. Ancak bu, küresel güçlerin sahadaki varlığını yok saymak anlamına gelmez. Tam tersine, bu güçlerin Kürt halkını nasıl bir denklem içine çekmek istediğini görmek gerekir.
Asıl sorulması gereken soru şudur: Emperyalizmle kim iş birliği yapıyor? Halklara savaşı, yıkımı ve katliamı kim dayatıyor? Cevap çok açıktır. Bölgede Amerika’nın güdümünde hareket eden devletler, kendi iktidarlarını korumak uğruna halkları ateşe atanlardır. Bugün hâlâ Kürt halkını hedef alan politikaların arkasında bu devletler ve onların hamileri vardır.
Daha tehlikeli olan ise şudur: Bugün yaşanan görece “sessizlik”, bir barış hali değildir. Küresel güçler olayları ertelemektedir. Satranç tahtasında taşlar geri çekilmiş gibi görünse de oyun bitmiş değildir. Aksine, ikinci perdenin hazırlıkları yapılmaktadır. Yerel işbirlikçilerin yeniden harekete geçirilmesi, yeni çatışma senaryolarının devreye sokulması an meselesidir.
Bu tehlikeyi görmemek, küçümsemek ya da “bize bir şey olmaz” rahatlığına kapılmak, Kürt halkına çok pahalıya mal olabilir. Tarih, bu tür ihmallerin bedelini defalarca göstermiştir. Eğer bugün doğru okumalar yapılmazsa, Kürt halkı bir yüz yılını daha kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Bu nedenle sorumluluk özellikle siyasetçilere düşmektedir. Günlük hesaplarla, dar taktiklerle hareket etmek yerine, yaklaşan fırtınayı görmek zorundadırlar. Rojava’da ikinci perde henüz açılmadı, ama sahne hazır. Mesele, bu perde açıldığında hazırlıksız yakalanıp yakalanmayacağımızdır.

Umarım Yarınlar aklı selim ile savaşsız geçer. 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.