AŞİR KAYABAŞI
Köşe Yazarı
AŞİR KAYABAŞI
 

KISAS KÖYÜ’NDE TÜRBESİ BULUNAN HARZEM ŞAH MEHMED’İN KİMLİĞİ 2

     “VII. Yüzyılda Araplar’ın Horasan’a akınları, eski medeniyetlerin beşiği durumundaki Türkmenistan’ın ilk kez İslâm’la tanışmalarına yol açmıştır.”6.          Bu tanışmanın ise ganimet amaçlı olup zoraki olduğunu tarih kaynakları şöyle ortaya koymaktadır.        “Yunanlıların bin yirmialtı (M.715) yılında Mesleme, Türkleri kendi yurtlarında mağlup etti ve birçok ganimetler alıp geri döndü.”7      “Sıra artık Horasan-Azerbaycan ve Maveraün Nehir’deki veya ötesindeki ülkelerine gelmişti. Genel vali, tarihte zulmü ile tanınan “Zalim Haccac” ve ordu komutanı “Kuteybe” idi. J. Welhausen’in deyimi ile -çoğu zaman başarılarını vicdansızlığına borçlu olan “Kuteybe bin Müslim” Türk topraklarında Miladi 705’ten sonra belirginleşen direniş tablosunun mimarı olur.”8.             Ayrıca İslam’la böylesi bir tanışma ve kabülden ziyade Türklerin Ehlibeyt’ten insanların bu bölgeye gelmesi ile başlamış, fakat yayılmacı ve talancı Emevi yönetimine karşı da tavır alınmıştır.       Çünkü; “Türkler’in Türkistan’da iken Şiiliği benimsemelerinin tek nedeni, Emevi iktidarı zamanında Arap olmayan toplulukların hor görülmesi, “Mevali” adı altında köle sayılmaları ve Emevilerin Hz. Ali soyuna zulmetmeleri sonucu olmuştur.”9      Peki, Harzem Şah Mehmet kimdir? Urfa ile ilgisi nedir? Sorularına cevap aradığımızda kimlikle ilgili Urfa kaynaklarında bir bilgi yoktur. Ancak Tunceli Hormekli aşireti kabilesi ile ilgili şu bilgiler dikkat çekicidir:      “Atalardan süzülüp gelen rivayet ve inanışa göre, Hormekli kabilesi Harzemli’dir. Bu ad, yakın çağlara kadar Huvarzemiyan şeklinde konuşulurdu.      Bu aşiretin yaşlı adamları, soylarını anlatırken: - Biz, Huvarzem Şahı olan Mehmet Şah’ın oğullarıyız. Ebülmüslim-i Horasanî, Nesri-seyara karşı savaşıp kuvvetten düşmüş ve kendisine kement atıp yakalanacağı sırada, bizim dedemiz Mehmet Şah imdadına yetişip onu kurtarmış daha sonraları sonuna kadar aşiretiyle birlikte Ebülmüslimle çalışmış, Emevileri ortadan kaldırdıktan sonra Horasan’a dönmüş ve Ebülmüslim Bağdat’ta şehit edilirken, aşiretimiz Horasan’dan Erzincan’a ve oradan Dersim eteklerine ve daha sonra Kiğı ve Varto’ya yayılmıştır…”10. Derlerdi.        Bu durumda açıkça ifade edildiğine göre Harzem Şah Mehmet Dersim ili Hormekli aşireti begi ve şahı olarak ortaya çıkmaktadır. Urfa yöresinin Harzemşahlarla ilgisine geldiğimizde ise ilk devir Harzemliler hakkında bilgilere rastlanmasa da şu kayıtlar dikkat çekicidir; “… Harzemlilerden bir kısmı Urfa, Harran ve Rakka toprağında yerleşerek buralarda Melikşah zamanından beri yerleşmiş olan Türkleri teksif etmiş olduklarından şüphe edilmemelidir.       Sivereğin batısında ve Sivereğin 30-40 km. yakınında Harzem’in adını muhafaza eden büyük bir şehir harabesi vardır. Harzem Türklerinin en kesin merkezlerinin bu şehir olduğu korumakta olduğu isminden kuvvetle tahmin edilebilir.”11.          Günümüzde ise Urfa ili Kısas Köyü’nün 2-3 km. kuzey-doğusunda bir “Mamaşa Tepesi” vardır ki, Kısas şivesinde Mehmet Şah ad ve sıfatının “Mama- Şa” yani (Mehmet Şah) olduğu, Eski Çağda Harran adlı tarihi kaynakta ise “Mamoş Tepe” olarak kayıtlıdır.         Bütün bu bilgi ve belgelerden çıkan sonuca göre Ebu Müslim-i Horasanî’nin, Emeviler’in son halifesi Mervan-ı Hırar’a karşı başlattığı harekatın merkezi ((M.750’de başkenti) Harran’dır.       Harzem Şah Mehmet’in haraket noktası ise Harran’a 25 km. mesafede Kısas köyü olup, şivesel bir ifade ile adı Şıh Mehemmet olarak adlandırılırken, Yukarıda Tuncelilerin atası olduğu vurgusu Alevi-Bektaşi tarihi açısından büyük bir önem arz ettiği gibi, türbesi içerisindeki sancağı ise ordu komutanı olduğunu teyid etmektedir.   ***** 6- Yrd. Doç. Dr. Yüksel Sayan, “Türkmenistan’daki Mimari Eserler”, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 2316, Ankara,1999, s.207     7- Gregory Abû’l Farac, “Abû’l Farac Tarihi”, Cilt:1, Çvr. Ömer Rıza Doğrul, TTKB., Ankara, 1987, s.192 8- Burhan Kocadağ, “Alevi-Bektaşi Tarihi”, Can Yayınları:56, İstanbul, 1996, s.45; Erdoğan Aydın, Nasıl Müslüman Olduk. s.69 9- Yrd. Doç. Dr. Yüksel Sayan, “Türkmenistan’daki Mimari Eserler”, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 2316, Ankara,1999, s.24 10- M. Şerif Fırat, “Doğu İlleri ve Varto Tarihi”, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, 2007, s.105; * İlginçtir geçenlerde Urfa Beğdili (Badıllı) aşiretinden biri ile görüştüğümüzde, bildiğim halde kendisine şu soruyu sordum. Sizin soy adınızda bir belirsizlik var dedim. O da bana nasıl hocam dedi. Bende ona sizin soyadınız “Şa” bunun nedenini biliyor musunuz?  Veya bir yazım hatası mı? yoksa başka bir anlamı var mı? Diye sorduğumda. O da evet hocam dedi aslında benim soyadım “Şah” Nüfus ad ve soyadı değiştirme yönetmeliği çıkınca gittim “Şah” olarak değiştirdim dedi.  İşte Kısas köyünde “Mama-Şa” tepesinin ilk dört harfı “Mama” (tıpkı bölgede Mehmet adının, maho, mihey, mahiy, mamoş vb. sözcüklerle söylendiği gibi), son iki harfi “Şa” sözcüğünün de “Şah” olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 11- Hasan Açanal, “Urfa Tarihi (M.Ö. 2000-M.S. 1400)”, Şurkav Yayınları: 17, Ankara, 1997, s.112-113       2  
Ekleme Tarihi: 26 Ocak 2023 - Perşembe

KISAS KÖYÜ’NDE TÜRBESİ BULUNAN HARZEM ŞAH MEHMED’İN KİMLİĞİ 2

     “VII. Yüzyılda Araplar’ın Horasan’a akınları, eski medeniyetlerin beşiği durumundaki Türkmenistan’ın ilk kez İslâm’la tanışmalarına yol açmıştır.”6.

         Bu tanışmanın ise ganimet amaçlı olup zoraki olduğunu tarih kaynakları şöyle ortaya koymaktadır.

       “Yunanlıların bin yirmialtı (M.715) yılında Mesleme, Türkleri kendi yurtlarında mağlup etti ve birçok ganimetler alıp geri döndü.”7

     “Sıra artık Horasan-Azerbaycan ve Maveraün Nehir’deki veya ötesindeki ülkelerine gelmişti. Genel vali, tarihte zulmü ile tanınan “Zalim Haccac” ve ordu komutanı “Kuteybe” idi. J. Welhausen’in deyimi ile -çoğu zaman başarılarını vicdansızlığına borçlu olan “Kuteybe bin Müslim” Türk topraklarında Miladi 705’ten sonra belirginleşen direniş tablosunun mimarı olur.”8.    

        Ayrıca İslam’la böylesi bir tanışma ve kabülden ziyade Türklerin Ehlibeyt’ten insanların bu bölgeye gelmesi ile başlamış, fakat yayılmacı ve talancı Emevi yönetimine karşı da tavır alınmıştır.

      Çünkü; “Türkler’in Türkistan’da iken Şiiliği benimsemelerinin tek nedeni, Emevi iktidarı zamanında Arap olmayan toplulukların hor görülmesi, “Mevali” adı altında köle sayılmaları ve Emevilerin Hz. Ali soyuna zulmetmeleri sonucu olmuştur.”9

     Peki, Harzem Şah Mehmet kimdir? Urfa ile ilgisi nedir? Sorularına cevap aradığımızda kimlikle ilgili Urfa kaynaklarında bir bilgi yoktur. Ancak Tunceli Hormekli aşireti kabilesi ile ilgili şu bilgiler dikkat çekicidir:

     “Atalardan süzülüp gelen rivayet ve inanışa göre, Hormekli kabilesi Harzemli’dir. Bu ad, yakın çağlara kadar Huvarzemiyan şeklinde konuşulurdu.

     Bu aşiretin yaşlı adamları, soylarını anlatırken: - Biz, Huvarzem Şahı olan Mehmet Şah’ın oğullarıyız. Ebülmüslim-i Horasanî, Nesri-seyara karşı savaşıp kuvvetten düşmüş ve kendisine kement atıp yakalanacağı sırada, bizim dedemiz Mehmet Şah imdadına yetişip onu kurtarmış daha sonraları sonuna kadar aşiretiyle birlikte Ebülmüslimle çalışmış, Emevileri ortadan kaldırdıktan sonra Horasan’a dönmüş ve Ebülmüslim Bağdat’ta şehit edilirken, aşiretimiz Horasan’dan Erzincan’a ve oradan Dersim eteklerine ve daha sonra Kiğı ve Varto’ya yayılmıştır…”10. Derlerdi.

       Bu durumda açıkça ifade edildiğine göre Harzem Şah Mehmet Dersim ili Hormekli aşireti begi ve şahı olarak ortaya çıkmaktadır. Urfa yöresinin Harzemşahlarla ilgisine geldiğimizde ise ilk devir Harzemliler hakkında bilgilere rastlanmasa da şu kayıtlar dikkat çekicidir; “… Harzemlilerden bir kısmı Urfa, Harran ve Rakka toprağında yerleşerek buralarda Melikşah zamanından beri yerleşmiş olan Türkleri teksif etmiş olduklarından şüphe edilmemelidir.

      Sivereğin batısında ve Sivereğin 30-40 km. yakınında Harzem’in adını muhafaza eden büyük bir şehir harabesi vardır. Harzem Türklerinin en kesin merkezlerinin bu şehir olduğu korumakta olduğu isminden kuvvetle tahmin edilebilir.”11.

         Günümüzde ise Urfa ili Kısas Köyü’nün 2-3 km. kuzey-doğusunda bir “Mamaşa Tepesi” vardır ki, Kısas şivesinde Mehmet Şah ad ve sıfatının “Mama- Şa” yani (Mehmet Şah) olduğu, Eski Çağda Harran adlı tarihi kaynakta ise “Mamoş Tepe” olarak kayıtlıdır.

        Bütün bu bilgi ve belgelerden çıkan sonuca göre Ebu Müslim-i Horasanî’nin, Emeviler’in son halifesi Mervan-ı Hırar’a karşı başlattığı harekatın merkezi ((M.750’de başkenti) Harran’dır.

      Harzem Şah Mehmet’in haraket noktası ise Harran’a 25 km. mesafede Kısas köyü olup, şivesel bir ifade ile adı Şıh Mehemmet olarak adlandırılırken, Yukarıda Tuncelilerin atası olduğu vurgusu Alevi-Bektaşi tarihi açısından büyük bir önem arz ettiği gibi, türbesi içerisindeki sancağı ise ordu komutanı olduğunu teyid etmektedir.

 

*****

6- Yrd. Doç. Dr. Yüksel Sayan, “Türkmenistan’daki Mimari Eserler”, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 2316, Ankara,1999, s.207    

7- Gregory Abû’l Farac, “Abû’l Farac Tarihi”, Cilt:1, Çvr. Ömer Rıza Doğrul, TTKB., Ankara, 1987, s.192

8- Burhan Kocadağ, “Alevi-Bektaşi Tarihi”, Can Yayınları:56, İstanbul, 1996, s.45; Erdoğan Aydın, Nasıl Müslüman Olduk. s.69

9- Yrd. Doç. Dr. Yüksel Sayan, “Türkmenistan’daki Mimari Eserler”, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 2316, Ankara,1999, s.24

10- M. Şerif Fırat, “Doğu İlleri ve Varto Tarihi”, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, 2007, s.105; * İlginçtir geçenlerde Urfa Beğdili (Badıllı) aşiretinden biri ile görüştüğümüzde, bildiğim halde kendisine şu soruyu sordum. Sizin soy adınızda bir belirsizlik var dedim. O da bana nasıl hocam dedi. Bende ona sizin soyadınız “Şa” bunun nedenini biliyor musunuz?  Veya bir yazım hatası mı? yoksa başka bir anlamı var mı? Diye sorduğumda. O da evet hocam dedi aslında benim soyadım “Şah” Nüfus ad ve soyadı değiştirme yönetmeliği çıkınca gittim “Şah” olarak değiştirdim dedi.  İşte Kısas köyünde “Mama-Şa” tepesinin ilk dört harfı “Mama” (tıpkı bölgede Mehmet adının, maho, mihey, mahiy, mamoş vb. sözcüklerle söylendiği gibi), son iki harfi “Şa” sözcüğünün de “Şah” olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

11- Hasan Açanal, “Urfa Tarihi (M.Ö. 2000-M.S. 1400)”, Şurkav Yayınları: 17, Ankara, 1997, s.112-113       2

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.