Bir makine insanın işini yapmaya başladığında, insanın değeri azalır mı?
Yoksa tam tersine, insanın önünde daha büyük bir dünyanın kapıları mı açılır?
Bugün yapay zekâ konuşulurken en çok bu sorunun etrafında dolaşıyoruz.
“Yapay zekâ işlerimizi elimizden alacak.”
“Bazı meslekler yok olacak.”
“Bilgisayarlar insanlardan daha akıllı hale gelecek.”
Bu cümleleri artık her gün duyuyoruz.
Fakat belki de yanlış soruyu soruyoruz.
Asıl soru şu olmalı:
Yapay zekâ insanın yerine mi geçecek, yoksa insanın yapabileceklerinin sınırlarını mı genişletecek?
30 yıl önce sorulan soru, bugün yeniden karşımızda
Ancak teknoloji ile insan arasındaki ilişki üzerine ortaya attığı bazı sorular bugün yapay zekâ çağında yeniden karşımıza çıkıyor.
Teknoloji insanın hayatını kolaylaştırırken acaba insanın karar verme gücünü de zamanla elinden alabilir mi?
Bugün bu soruyu farklı bir biçimde soruyoruz:
Yapay zekâyı biz mi yöneteceğiz, yoksa bir gün kararlarımızı yapay zekâ mı yönetecek?
Bir fabrikada yapay zekâyı düşünün Örneğin bir fabrikada yüzlerce makine çalışıyor.
Kameralar üretim hattını izliyor. Sensörler sıcaklığı, titreşimi ve üretim hızını ölçüyor.
Yapay zekâ bu verileri analiz ediyor ve daha makine arızalanmadan:
“Bu makinede problem oluşma ihtimali yükseldi.”diyebiliyor.
Bu durumda yapay zekâ insanın işini elinden almıyor. İnsanın göremediğini görüyor.
İnsanın saatlerce inceleyeceği veriyi saniyeler içerisinde analiz ediyor. Mühendise daha doğru karar vermesi için yardımcı oluyor.
İşte benim savunduğum yapay zekâ anlayışı tam olarak bu:
İnsan + yapay zekâ.
İnsanın yerine yapay zekâ değil.
Asıl değişecek olan meslekler değil, çalışma biçimimiz
Yapay zekâ bazı işleri azaltabilir.
Bazı işleri tamamen değiştirebilir.
Yeni meslekler ortaya çıkarabilir.
Bu, teknoloji tarihinde ilk kez yaşanan bir durum değil.
Matbaa çıktığında bazı meslekler değişti.
Otomobil ortaya çıktığında bazı işler ortadan kalktı.
Bilgisayarlar ofislere girdiğinde çalışma biçimi değişti.
İnternet hayatımıza girdiğinde ise iletişimden ticarete kadar neredeyse her şey yeniden şekillendi.
Şimdi sıra yapay zekâda.
Ancak bu kez farklı bir durum var.
Çünkü yapay zekâ yalnızca kas gücümüzü değil, zihinsel emeğimizi de destekliyor.
Bir metin yazabiliyor.
Bir resmi analiz edebiliyor.
Kod yazabiliyor.
Verileri karşılaştırabiliyor.
Bir fabrikanın üretim verilerini inceleyebiliyor.
Bir şirket için rapor hazırlayabiliyor.
Bu nedenle değişimin boyutu daha büyük olabilir.
Peki insanın görevi ne olacak?
İşte asıl önemli soru burada.
Eğer yapay zekâ bilgi topluyorsa insan ne yapacak?
Eğer yapay zekâ hesaplıyorsa insan ne yapacak?
Eğer yapay zekâ yazabiliyorsa insan ne yapacak?
Cevabım basit:
İnsan soru soracak.
Çünkü gelecekte bilgiye sahip olmak kadar, doğru soruyu sorabilmek de önemli olacak.
Yapay zekâya:
“Bana bir rapor hazırla.”
demek başka.
“Üretim hattımızdaki son üç aylık verileri analiz et, kayıpların en yüksek olduğu noktaları belirle, olası nedenleri sırala ve üretimi artırmak için uygulanabilir öneriler oluştur.”
demek başka.
İkinci soruyu sorabilmek için insanın işi, üretimi ve problemi anlaması gerekiyor.
Yani yapay zekâ güçlendikçe insanın düşünme sorumluluğu ortadan kalkmıyor.
Tam tersine artıyor.
Yapay zekâdan korkmak yerine onu kullanmayı öğrenmeliyiz
Bence önümüzde iki farklı yol var.
Birinci yol:
“Yapay zekâ geliyor, işlerimizi elimizden alacak.”
deyip korkmak.
İkinci yol:
“Yapay zekâ geliyor. Ben bunu nasıl kullanabilirim?”diye sormak.
İkinci soru çok daha değerlidir.
Çünkü teknoloji durmayacak.
Yapay zekâ gelişmeye devam edecek.
Önemli olan teknolojinin gelişmesini durdurmak değil, insanın teknoloji karşısındaki rolünü doğru belirlemek.
Son söz
Gelecekte belki de iki tür insan olacak.
Yapay zekâ kullananlar...
Ve yapay zekâyı kullanmayı reddedenler.
Aradaki fark sadece teknoloji bilgisi olmayacak.
Üretkenlik farkı olacak.
Bir insan yapay zekâyı kullanarak bir günde yaptığı işi birkaç saatte tamamlayabilir.
Bir mühendis yüzlerce seçeneği kısa sürede değerlendirebilir.
Bir gazeteci binlerce verinin içerisinden önemli bilgileri daha hızlı bulabilir.
Bir fabrika yöneticisi üretim hattının tamamını anlık olarak analiz edebilir.
Ama bütün bunların sonunda hâlâ bir insanın karar vermesi gerekiyor.
Çünkü yapay zekâ bize “ne yapılabileceğini” söyleyebilir.
Fakat “ne yapılması gerektiğine” karar vermek, insanın sorumluluğudur.
Belki de yapay zekâ çağının en büyük yanılgısı, makinelerin insanın yerine geçeceğini düşünmektir.
Asıl büyük fırsat başka yerde:
İnsan, yapay zekâyı kullanarak bugünkü kapasitesinin çok üzerine çıkabilir.
Bu yüzden geleceğin sorusu:
“Yapay zekâ insanın yerini alacak mı?”
olmamalı.
Asıl soru şu olmalı:
“İnsan, yapay zekâ ile birlikte neleri başarabilir?”
Çünkü yapay zekânın amacı insanı gereksiz hale getirmek değil;
insanın yapabileceklerini büyütmek olmalı.
Ve belki de yeni çağın sloganı şu olmalı:
«Yapay zekâ insanın yerine geçmesin; insanın aklına güç katsın.»