Yakup CANBEYLİ
Köşe Yazarı
Yakup CANBEYLİ
 

MEZUBUN VE İNSANLIK

Dünyada, Ülkemde ve peygamberler şehri olan Şanlıurfa’mda üç ayların başlangıcını hafta başı itibariyle gördük. Rabim bu güzel ayları ümmetimizi kavuştursun. Uhrevi ati çok çok yüksek Şanlıurfa’mızda Ramazan orucunu tutmayı nasip etsin. Dilden dile dolaşan büyüklerimizin güzel sözleri ve nasihatlarını aktarmak isterim. Mezubun (Deli) Veliye Nasihatını aktarmak istedim. Büyük velilerden Beyazıd-ı Bestamî Hazretleri günün birinde tımarhanenin önünden geçiyordu. Tımarhanede hizmetçisinin biri tokmakla bir şeyler dövdüğünü görüp; Ne yapıyorsun? Hizmetçi burası tımarhanedir Mezuplara (Delilere) ilâç yapıyorum. Beyazıd-ı Bestamî Hazretleri güzel bir üslupla; Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin? Hizmetçi hastalığının ne olduğunu sordu. Benim hastalığım günah hastalığı çok günah işliyorum. Hizmetçi, günah hastalığından anlamam. Yalnızca Mezuplara (Delilere) göre ilâç hazırlıyorum. Bu sırada tımarhane parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir mezup (deli) Beyazıd-ı Bestamî Hazretlerine gel dede gel dedi. Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim diye seslendi. Beyazıd-ı Bestamî Hazretleri mezubun yanına sokularak söyle bakalım benim derdime çare nedir? Menzup (Deli) bir ilâcı tavsiye etti. Tövbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştırıp Kalb havanında tevhîd tokmağı ile döverek, İnsaf eleğinden geçirerek, Gözyaşıyla yoğurduktan sonra, Aşk fırınında pişirdikten sonra Sabah ve Akşam bol bol ye O zaman göreceksin senin hastalığından eser kalmaz. Bu güzel ilâcı öğrenen Beyazıd-ı Bestami Hazretleri durdu. Hey gidi dünya hey! Demek ki, seni de Mezup (Deli) diye buraya getirmişler diyerek oradan ayrıldı. Bu menzubun ilacı halen günah hastası olanlara tavsiye olunmaya değer bir ilaçtır. Yıllar sonra halen menzubun bu formülün hükmü devam etmektedir. Bu güzelim sözün bitiği noktadan itibaren, Osmanlı İmparatorluğunun bu kadar (600 Yıl) dünyaya hükmetmesi adaletli Padişahların hükmü ile olmuştur. Osmanlı İmparatorluğunun her hangi bir döneminde Padişah Veziriazam’a görev verirken, hâllen kulaklarımıza büyüklerimiz söyler. Padişah görev verirken, eski sadrazam koca Yusuf Paşa’ya görev hususundaki fermanı şöyledir; Sen ki Yusuf Paşa’sın! Eski sadrazamlığında arzuma göre hareket etseydin seni azletmezdim ama böyle yapmadın. Değil vezirlere, bayağı adamlara bile yakışmayan zulümlere giriştin. Garez beslediğin adamlara zulmettin. Artık böyle huylarından vazgeçmişsin diye seni yine sadrazam tayin ettim. Allah etmesin, eski kötülüklerine cesaret ettiğini duyarsam, bu defa azlinle yetinmem, KAZA’ya uğrarsın. Dümdüz ve Doğru ol, Fukaraya şefkat göster, Rüşvet alma, Kimseye garez besleme, Allah’ın ve benim rızama göre davran, Harp hazırlığı olarak zahire ve levazımı vaktinde topla. Diyerek tavsiyelerde bulunurdu. Dün güzelim Regaip Kandili İdi. Bugün ise o güzelim günün feyyizi ve bereketiyle Cumaya yani Cuma Gününe kavuştuk. Haydi gelin güzel bir Cuma Duası yaparak yazımızı sonlandıralım.   Rabim Cuma ve Regaip Gecesi hürmetine, Kitab-ı kebir şemsiye oldu. Ümmetti Müslimin Altındaydı. Amellerimize İhlas, Gönüllümüze huzur, Hastalıklarımıza Şifa nasip eyle. Hayatımızın en hayırlı anında Kendine layık kul, Efendimize (S.A.V) layık ümmet eyle. Rabbim tüm Müslümanları bugünleri tekrar göstermeyi nasip etsin.
Ekleme Tarihi: 27 Şubat 2020 - Perşembe

MEZUBUN VE İNSANLIK

Dünyada, Ülkemde ve peygamberler şehri olan Şanlıurfa’mda üç ayların başlangıcını hafta başı itibariyle gördük. Rabim bu güzel ayları ümmetimizi kavuştursun. Uhrevi ati çok çok yüksek Şanlıurfa’mızda Ramazan orucunu tutmayı nasip etsin.

Dilden dile dolaşan büyüklerimizin güzel sözleri ve nasihatlarını aktarmak isterim. Mezubun (Deli) Veliye Nasihatını aktarmak istedim.

Büyük velilerden Beyazıd-ı Bestamî Hazretleri günün birinde tımarhanenin önünden geçiyordu. Tımarhanede hizmetçisinin biri tokmakla bir şeyler dövdüğünü görüp;

Ne yapıyorsun?

Hizmetçi burası tımarhanedir Mezuplara (Delilere) ilâç yapıyorum.

Beyazıd-ı Bestamî Hazretleri güzel bir üslupla;

Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin?

Hizmetçi hastalığının ne olduğunu sordu.

Benim hastalığım günah hastalığı çok günah işliyorum.

Hizmetçi, günah hastalığından anlamam.

Yalnızca Mezuplara (Delilere) göre ilâç hazırlıyorum.

Bu sırada tımarhane parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir mezup (deli) Beyazıd-ı Bestamî Hazretlerine gel dede gel dedi. Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim diye seslendi. Beyazıd-ı Bestamî Hazretleri mezubun yanına sokularak söyle bakalım benim derdime çare nedir?

Menzup (Deli) bir ilâcı tavsiye etti.

Tövbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştırıp Kalb havanında tevhîd tokmağı ile döverek, İnsaf eleğinden geçirerek, Gözyaşıyla yoğurduktan sonra, Aşk fırınında pişirdikten sonra Sabah ve Akşam bol bol ye O zaman göreceksin senin hastalığından eser kalmaz.

Bu güzel ilâcı öğrenen Beyazıd-ı Bestami Hazretleri durdu.

Hey gidi dünya hey!

Demek ki, seni de Mezup (Deli) diye buraya getirmişler diyerek oradan ayrıldı.

Bu menzubun ilacı halen günah hastası olanlara tavsiye olunmaya değer bir ilaçtır. Yıllar sonra halen menzubun bu formülün hükmü devam etmektedir.

Bu güzelim sözün bitiği noktadan itibaren, Osmanlı İmparatorluğunun bu kadar (600 Yıl) dünyaya hükmetmesi adaletli Padişahların hükmü ile olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğunun her hangi bir döneminde Padişah Veziriazam’a görev verirken, hâllen kulaklarımıza büyüklerimiz söyler. Padişah görev verirken, eski sadrazam koca Yusuf Paşa’ya görev hususundaki fermanı şöyledir;

Sen ki Yusuf Paşa’sın!

Eski sadrazamlığında arzuma göre hareket etseydin seni azletmezdim ama böyle yapmadın.

Değil vezirlere, bayağı adamlara bile yakışmayan zulümlere giriştin.

Garez beslediğin adamlara zulmettin. Artık böyle huylarından vazgeçmişsin diye seni yine sadrazam tayin ettim.

Allah etmesin, eski kötülüklerine cesaret ettiğini duyarsam, bu defa azlinle yetinmem, KAZA’ya uğrarsın.

Dümdüz ve Doğru ol, Fukaraya şefkat göster, Rüşvet alma, Kimseye garez besleme, Allah’ın ve benim rızama göre davran, Harp hazırlığı olarak zahire ve levazımı vaktinde topla. Diyerek tavsiyelerde bulunurdu.

Dün güzelim Regaip Kandili İdi. Bugün ise o güzelim günün feyyizi ve bereketiyle Cumaya yani Cuma Gününe kavuştuk. Haydi gelin güzel bir Cuma Duası yaparak yazımızı sonlandıralım.

 

Rabim Cuma ve Regaip Gecesi hürmetine,

Kitab-ı kebir şemsiye oldu.

Ümmetti Müslimin Altındaydı.

Amellerimize İhlas,

Gönüllümüze huzur,

Hastalıklarımıza Şifa nasip eyle.

Hayatımızın en hayırlı anında

Kendine layık kul, Efendimize (S.A.V) layık ümmet eyle.

Rabbim tüm Müslümanları bugünleri tekrar göstermeyi nasip etsin.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.