Yakup CANBEYLİ
Köşe Yazarı
Yakup CANBEYLİ
 

ANAN VARMIDIR SENİN? EĞİTİM VE ÖĞRETİM…

Bizim buralarda Anne’ye Ana söylenir. Ayrıca konuşulurken, Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar bulunmaz derlerdi. Şimdilerde ise Ana gibi yar, Urfa (Peygamberler Diyarı) gibi diyar bulunmaz denilmeye başlandı. Benim bulunduğum bölgede Analar kutsaldır. Hata ve hata Ana kelimesi duyulduğunda insanoğlunun yoğun çalışma içinde olmasına rağmen, tüm işini bırakır Anasının yanına vararak emirlerini dinler ve yapar. Bu yöremizde güzel bir Ana oğlu hikayesi var. Dilim döndükçe yazmaya çalışacağım. Anan var mıdır, senin?     Var tabiî. Ne iş yapar? Çamaşıra gidiyor. Sen ne olacaksın büyüyünce? Ben mi? Hikayede geçen gencin gözleri de benim gibi Mavi idi! Hikayeyi bende yaşa gibiydim. Gözlerini gözüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık. Ben, dedi, boyacı olacağım. Ne boyacısı? Kundura boyacısı. Neden kundura boyacısı? Ya ne olayım? Doktor ol, dedim. Olmam, dedi. Neden ? Olmam işte. Neden ama? Doktoru sevmem ki. Olur mu ya? Bak, dedim. Doktor sevilmez olur mu ? Tabiî sevmem, dedi. Olanları bir bir anlatmaya başladı. Annem hasta oldu. Evimize geldi. Kumbaramızı kırdık. Bütün yirmilikleri ona verdik. Sonra Beşlikler kaldı. Onlarla da reçeteyi almaya zar zorda olsa gayret ettik. Zorlandık. Ama annen iyileşti. Annem iyileşti ama paramız gitti. İki gün, yemek yemedik biz.. Peki, dedim, öğretmen ol. Ben mektebe (Okula) gitmiyorum ki! Neden? Öğretmen beni dövüyor. Neden? Yaramazlık ediyorum ondan. Sen de yaramazlık yapma dedim. Ben yaramazlık ne demek bilmiyorum ki! Öğretmenin yapma dediği hareketleri, dedim. Belli olmuyor ki..! Bir gün arkadaşlarımdan biri “Çamaşırcının piçi” dedi. Ben de dövdüm onu. Öğretmen de beni dövdü. Ondan sonra hep çamaşırcının piçi diye çağırdılar. Hiç kimseyi dövmedim. Yaramazlıkmış diye. Bir kaç gün sonra yanımdaki arkadaşın iki kalemi vardı. Birini aldım. Hırsızsın sen diye dövdüler. Benim kalemim yoktu aldım. Sonra o da yaramazlıkmış, hem de çok fena bir şeymiş. Bir daha kimsenin kalemini almam dedim. Defterini aldım. Bu sefer hem dövdüler, hem mektepten kovdular. Çok fena yapmışsın. Fena yaptım. Ben adam olmak istemiyorum ki! Ne olmak istiyorsun ya? Boyacı olacağım dedim ya. Gence daha diyecek sözüm olmadığını anladım? Bu yüzden, Eğitim Öğretimde neden geri kaldığımızı bu kardeşten öğrendim.
Ekleme Tarihi: 06 Mart 2018 - Salı

ANAN VARMIDIR SENİN? EĞİTİM VE ÖĞRETİM…

Bizim buralarda Anne’ye Ana söylenir.

Ayrıca konuşulurken, Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar bulunmaz derlerdi. Şimdilerde ise Ana gibi yar, Urfa (Peygamberler Diyarı) gibi diyar bulunmaz denilmeye başlandı.

Benim bulunduğum bölgede Analar kutsaldır. Hata ve hata Ana kelimesi duyulduğunda insanoğlunun yoğun çalışma içinde olmasına rağmen, tüm işini bırakır Anasının yanına vararak emirlerini dinler ve yapar. Bu yöremizde güzel bir Ana oğlu hikayesi var. Dilim döndükçe yazmaya çalışacağım.

Anan var mıdır, senin?    

Var tabiî.

Ne iş yapar?

Çamaşıra gidiyor.

Sen ne olacaksın büyüyünce?

Ben mi?

Hikayede geçen gencin gözleri de benim gibi Mavi idi!

Hikayeyi bende yaşa gibiydim.

Gözlerini gözüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık.

Ben, dedi, boyacı olacağım.

Ne boyacısı?

Kundura boyacısı.

Neden kundura boyacısı?

Ya ne olayım?

Doktor ol, dedim.

Olmam, dedi.

Neden ?

Olmam işte.

Neden ama?

Doktoru sevmem ki.

Olur mu ya?

Bak, dedim. Doktor sevilmez olur mu ?

Tabiî sevmem, dedi.

Olanları bir bir anlatmaya başladı.

Annem hasta oldu. Evimize geldi. Kumbaramızı kırdık. Bütün yirmilikleri ona verdik. Sonra Beşlikler kaldı. Onlarla da reçeteyi almaya zar zorda olsa gayret ettik. Zorlandık.

Ama annen iyileşti.

Annem iyileşti ama paramız gitti. İki gün, yemek yemedik biz..

Peki, dedim, öğretmen ol.

Ben mektebe (Okula) gitmiyorum ki!

Neden?

Öğretmen beni dövüyor.

Neden?

Yaramazlık ediyorum ondan.

Sen de yaramazlık yapma dedim.

Ben yaramazlık ne demek bilmiyorum ki!

Öğretmenin yapma dediği hareketleri, dedim.

Belli olmuyor ki..!

Bir gün arkadaşlarımdan biri “Çamaşırcının piçi” dedi.

Ben de dövdüm onu. Öğretmen de beni dövdü. Ondan sonra hep çamaşırcının piçi diye çağırdılar. Hiç kimseyi dövmedim. Yaramazlıkmış diye. Bir kaç gün sonra yanımdaki arkadaşın iki kalemi vardı. Birini aldım. Hırsızsın sen diye dövdüler. Benim kalemim yoktu aldım. Sonra o da yaramazlıkmış, hem de çok fena bir şeymiş. Bir daha kimsenin kalemini almam dedim. Defterini aldım. Bu sefer hem dövdüler, hem mektepten kovdular.

Çok fena yapmışsın.

Fena yaptım. Ben adam olmak istemiyorum ki!

Ne olmak istiyorsun ya?

Boyacı olacağım dedim ya.

Gence daha diyecek sözüm olmadığını anladım?

Bu yüzden, Eğitim Öğretimde neden geri kaldığımızı bu kardeşten öğrendim.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.