Mehmet Fethi AKTÜRK
Köşe Yazarı
Mehmet Fethi AKTÜRK
 

SAHİPSİZ URFA!

Bugün bu köşeden, içimde yıllardır biriken, sokakta her vatandaşımdan duyduğum ve artık tahammül sınırlarını zorlayan bir feryadı dile getirmek istiyorum. Başlığımız net, açık ve ne yazık ki çok gerçek: Sahipsiz Urfa! ​Şanlıurfa, köklü tarihi, devasa tarım arazileri ve dinamik nüfusuyla bölgenin parlayan yıldızı olması gerekirken, ne yazık ki yıllardır bir "şube şefliği" muamelesi görmekten kurtulamıyor. Gelin, acı tabloyu hep birlikte masaya yatıralım. ​Nüfus Bizde, Güç Neden Başkasında? ​Şanlıurfa, hem Gaziantep’ten hem de Diyarbakır’dan nüfus olarak daha büyük bir şehir. Peki, resmi kurumların bölge müdürlükleri neden hep bu iki komşu ilimize veriliyor? ​Köy Hizmetleri (Mülga), DSİ (Devlet Su İşleri), Karayolları, PTT, İller Bankası (İLBANK) ve hatta Vakıflar Bölge Müdürlüğü... ​Bu ve benzeri stratejik öneme sahip birçok resmi kurumun bölge müdürlüğü ya Diyarbakır’da ya da Gaziantep’te konuşlanmış durumda. ​Nüfus olarak onlardan büyük olan, Güneydoğu’nun kalbi konumundaki Şanlıurfa ise bu kurumlara bağlı birer "Şube Şefliği" ya da "İl Müdürlüğü" seviyesine mahkûm ediliyor. Yatırımlar, bütçeler, kadrolar önce o merkezlere akıyor; Urfa’ya ise kalan kırıntılar düşüyor. ​Soruyorum sizlere: Bu adaletsizlik, sırf bizim milletvekillerimizin ve Urfa halkının o bilindik umursamaz, "Aman nemelazım" tavırları yüzünden mi? Ankara’da lobisi olmayan, kendi hakkını savunmaktan aciz bir şehir olarak görülmeye daha ne kadar devam edeceğiz? ​Yollar Köstebek Yuvası, Tabelada Adımız Yok! ​Gelelim şehrin vizyonuna... Şanlıurfa’nın çevre illere bağlanan yolları da, şehir içi trafiği de kelimenin tam anlamıyla dökülüyor. Yollar köstebek yuvası, alt ve üst geçitler yetersiz, trafik keşmekeş içinde. Şehir içi ulaşıma vizyoner bir dokunuş yıllardır yapılmadı. ​Yaşı 35-40’ın üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaktır; eskiden Gaziantep’ten çıkıp Urfa’ya doğru gelirken, yoldaki tabelalarda "Şanlıurfa" yazmak yerine doğrudan "Diyarbakır" yazardı! Koskoca peygamberler şehri coğrafi olarak bile yok sayılırdı. ​Bugün çok mu farklı? Ulusal televizyonları açın, hava durumunu izleyin. En küçük ilçeler, Bozcaada gibi nüfusu küçük yerler bile haritada gösterilirken, Türkiye'nin en kalabalık şehirlerinden biri olan Şanlıurfa’nın adı zikredilmez, geçiştirilir. Biz bu ülkenin üvey evladı mıyız? ​Kültürümüzü ve Emeğimizi Yağmalatıyoruz! ​Sadece resmi kurumlarımızı değil, Urfa’nın öz malı olan değerlerini de ellerimizle teslim ediyoruz: ​Şanlıurfa Fıstığı: Türkiye’de en fazla fıstık üretimi Şanlıurfa’da yapılıyor, ağaç sayısı bizde. Ama ne hikmetse adı "Antep Fıstığı" oluyor, parayı ve markayı komşu kazanıyor. ​Çiğköfte: Son yıllarda Adıyaman çıktı, "Çiğköfte bizimdir" diyerek tescilledi, tüm Türkiye’ye pazarladı. Biz sadece izledik. ​İnanç Turizmi: Diyarbakır kalkmış, "Peygamberler şehri biziz" iddiasında bulunuyor. Mekke ve Medine’den sonra dünyadaki üçüncü sacayağı olan, Hazreti İbrahim’in doğduğu, Hazreti Eyyüp’ün sabır makamının bulunduğu Urfa’mızın bu unvanına bile göz dikiliyor. ​Açıkça uyarıyorum: Bizler böyle duyarsız, sessiz ve tepkisiz kalmaya devam edersek; idarecilerimiz koltuklarında uyumaya, halkımız "böyle gelmiş böyle gider" demeye devam ederse, yıllar sonra birileri çıkıp Balıklıgöl’e de el atar, onu da sahiplenir! ​Yetkililere Açık Çağrı! ​Buradan başta Şanlıurfa Valiliği olmak üzere, büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarına, iktidarıyla muhalefetiyle tüm milletvekillerine sesleniyorum: ​Yaşadığınız, ekmeğini yediğiniz, oyunu aldığınız bu şehrin hakkını verin! Şehrinize sahip çıkın! ​Urfa halkı artık masada kaybeden, hakkı yenilen, yatırımlardan mahrum bırakılan bir şehir görmek istemiyor. Resmi kurumların bölge müdürlüklerinin Urfa’ya getirilmesi, yolların yapılması ve markalarımızın korunması için Ankara’da yumruğunuzu masaya vurma vaktiniz geldi de geçiyor bile. ​Biz uyarımızı yaptık, tarih ve Urfa halkı sizleri takip ediyor.
Ekleme Tarihi: 06 Haziran 2026 -Cumartesi

SAHİPSİZ URFA!

Bugün bu köşeden, içimde yıllardır biriken, sokakta her vatandaşımdan duyduğum ve artık tahammül sınırlarını zorlayan bir feryadı dile getirmek istiyorum. Başlığımız net, açık ve ne yazık ki çok gerçek: Sahipsiz Urfa!
​Şanlıurfa, köklü tarihi, devasa tarım arazileri ve dinamik nüfusuyla bölgenin parlayan yıldızı olması gerekirken, ne yazık ki yıllardır bir "şube şefliği" muamelesi görmekten kurtulamıyor. Gelin, acı tabloyu hep birlikte masaya yatıralım.
​Nüfus Bizde, Güç Neden Başkasında?
​Şanlıurfa, hem Gaziantep’ten hem de Diyarbakır’dan nüfus olarak daha büyük bir şehir. Peki, resmi kurumların bölge müdürlükleri neden hep bu iki komşu ilimize veriliyor?
​Köy Hizmetleri (Mülga), DSİ (Devlet Su İşleri), Karayolları, PTT, İller Bankası (İLBANK) ve hatta Vakıflar Bölge Müdürlüğü...
​Bu ve benzeri stratejik öneme sahip birçok resmi kurumun bölge müdürlüğü ya Diyarbakır’da ya da Gaziantep’te konuşlanmış durumda.
​Nüfus olarak onlardan büyük olan, Güneydoğu’nun kalbi konumundaki Şanlıurfa ise bu kurumlara bağlı birer "Şube Şefliği" ya da "İl Müdürlüğü" seviyesine mahkûm ediliyor. Yatırımlar, bütçeler, kadrolar önce o merkezlere akıyor; Urfa’ya ise kalan kırıntılar düşüyor.
​Soruyorum sizlere: Bu adaletsizlik, sırf bizim milletvekillerimizin ve Urfa halkının o bilindik umursamaz, "Aman nemelazım" tavırları yüzünden mi? Ankara’da lobisi olmayan, kendi hakkını savunmaktan aciz bir şehir olarak görülmeye daha ne kadar devam edeceğiz?
​Yollar Köstebek Yuvası, Tabelada Adımız Yok!
​Gelelim şehrin vizyonuna... Şanlıurfa’nın çevre illere bağlanan yolları da, şehir içi trafiği de kelimenin tam anlamıyla dökülüyor. Yollar köstebek yuvası, alt ve üst geçitler yetersiz, trafik keşmekeş içinde. Şehir içi ulaşıma vizyoner bir dokunuş yıllardır yapılmadı.
​Yaşı 35-40’ın üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaktır; eskiden Gaziantep’ten çıkıp Urfa’ya doğru gelirken, yoldaki tabelalarda "Şanlıurfa" yazmak yerine doğrudan "Diyarbakır" yazardı! Koskoca peygamberler şehri coğrafi olarak bile yok sayılırdı.
​Bugün çok mu farklı? Ulusal televizyonları açın, hava durumunu izleyin. En küçük ilçeler, Bozcaada gibi nüfusu küçük yerler bile haritada gösterilirken, Türkiye'nin en kalabalık şehirlerinden biri olan Şanlıurfa’nın adı zikredilmez, geçiştirilir. Biz bu ülkenin üvey evladı mıyız?
​Kültürümüzü ve Emeğimizi Yağmalatıyoruz!
​Sadece resmi kurumlarımızı değil, Urfa’nın öz malı olan değerlerini de ellerimizle teslim ediyoruz:
​Şanlıurfa Fıstığı: Türkiye’de en fazla fıstık üretimi Şanlıurfa’da yapılıyor, ağaç sayısı bizde. Ama ne hikmetse adı "Antep Fıstığı" oluyor, parayı ve markayı komşu kazanıyor.
​Çiğköfte: Son yıllarda Adıyaman çıktı, "Çiğköfte bizimdir" diyerek tescilledi, tüm Türkiye’ye pazarladı. Biz sadece izledik.
​İnanç Turizmi: Diyarbakır kalkmış, "Peygamberler şehri biziz" iddiasında bulunuyor. Mekke ve Medine’den sonra dünyadaki üçüncü sacayağı olan, Hazreti İbrahim’in doğduğu, Hazreti Eyyüp’ün sabır makamının bulunduğu Urfa’mızın bu unvanına bile göz dikiliyor.
​Açıkça uyarıyorum: Bizler böyle duyarsız, sessiz ve tepkisiz kalmaya devam edersek; idarecilerimiz koltuklarında uyumaya, halkımız "böyle gelmiş böyle gider" demeye devam ederse, yıllar sonra birileri çıkıp Balıklıgöl’e de el atar, onu da sahiplenir!
​Yetkililere Açık Çağrı!
​Buradan başta Şanlıurfa Valiliği olmak üzere, büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarına, iktidarıyla muhalefetiyle tüm milletvekillerine sesleniyorum:
​Yaşadığınız, ekmeğini yediğiniz, oyunu aldığınız bu şehrin hakkını verin! Şehrinize sahip çıkın!
​Urfa halkı artık masada kaybeden, hakkı yenilen, yatırımlardan mahrum bırakılan bir şehir görmek istemiyor. Resmi kurumların bölge müdürlüklerinin Urfa’ya getirilmesi, yolların yapılması ve markalarımızın korunması için Ankara’da yumruğunuzu masaya vurma vaktiniz geldi de geçiyor bile.
​Biz uyarımızı yaptık, tarih ve Urfa halkı sizleri takip ediyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.