AHMET NAS
Köşe Yazarı
AHMET NAS
 

BAYRAK YARIŞI

Öğrencilerinden Devlet Sanatçısı Mercan ÖZKAN Hocamızla ve mesai arkadaşı Reşit PEHLİVAN'la tevafuk edince Rahmetli  babamızla hatıralarını anlatmaya başlamışlardı. Reşit Hoca hiç unutamadığı bir anılarını şöyle aktarmıştı: "Bir gün Cuma okul bitimi Töreni makablinde ne yaptıysak öğrencileri hizaya sokamadık, sükûneti sağlayamadık. Nihayetinde işler raydan çıkma noktasındayken Müdürümüzü çağırdık. (Baban geldi. Merdivenlerin üstüne çıktı.) - Böyle yapıyorsunuz şimdi sizin hoşunuza gidiyor. Deyince Müdürümüz öğrenciler hala müstehzice gülüyorlardı. (Baban vakarlı bir şekilde 2. cümlesini söyledi.) - Ama bizim hoşumuza gitmiyor. Deyince Müdürümüz herkes buz kesti. Bir daha da İstiklal Marşında terbiyesizlik yapamadılar. Bana bu enstantaneyi bu karantina günlerinde tekrar anımsatansa teşrik-i mesai yapmaktan kıvanç duyduğum değerli Müdürümüz Mehmet DOĞAN oldu. İlk karşılaştığımızda sınıf kontrolü hakkında altın tavsiyelerde bulunurken; babamın pratik uygulamalarını bize teknik anlamda öğütlüyordu sanki. "Hocam bir bakışınızla, bir cümlenizle öğrenciyi etkileyeceksiniz" diyerek.  Müdürümüz ayrıca geçtiğimiz günlerde idrak ettiğimiz öğretmenler gününü de kuru kuruya geçiştirerek değil kişiye münhasıran deruhte edilmiş ahşap özel yapım armağanlarla kutlamıştır tüm naifliğiyle. İşte bu bir bayrak yarışıdır. Tarih tekerrürden ibarettir. Kim bu bayrağı alıp hizmeti  sürdürüyorsa, Allah c.c. kendilerinden razı olsun. Tabi sadece Mehmet Müdürümüz değil tüm idaremiz tekamül etmiş eğitimcilerle hizmetini sürdürmektedir. Bizler geçmişte bir teneffüste abdest alıp bir teneffüste namaz kılmak zaruretinde kalırken; Ahmet Kazım Müdürümüz abdestimizi namazımızı çıkış saatine denk gelse de bekleyeceğini bildirerek milli manevi değerlerimize hürmetini göstermiştir bu muamelesiyle. Seyit AKBAŞ Müdürümüzleyse de atadan dededen ailevi hukukumuz vardır. Aile demişken eğitim sektöründe ailece bulunmak da tabi ki tecrübelerimizi hem genetik hem ruhsal  olarak perçinliyordu. Siverek Gazipaşa'da Abdulcelil, Merkez Ortaokulunda Mahmut, dayılarımız, kadim öğretmenler olarak; Anadolu Öğretmen Lisesinde Hüseyin Dayım ve Teyzemoğlu Ömer KARAKEÇİLİ Orhan Gazideydi yıllarca idareci olarak. Kuzenleri yeğenleri hiç saymıyorum öğretmenlik yapan. Urfa'da bir devlet kurumu, mahalle, sokak yok ki orada bizden birinin öğrencisi olmasın. Tüm eski yeni öğretmenlerimizin  bu  bayrak yarışında hizmetlerinin daim olması temennisiyle, iyi pazarlar.  
Ekleme Tarihi: 07 Aralık 2020 - Pazartesi

BAYRAK YARIŞI

Öğrencilerinden Devlet Sanatçısı Mercan ÖZKAN Hocamızla ve mesai arkadaşı Reşit PEHLİVAN'la tevafuk edince Rahmetli  babamızla hatıralarını anlatmaya başlamışlardı.

Reşit Hoca hiç unutamadığı bir anılarını şöyle aktarmıştı:

"Bir gün Cuma okul bitimi Töreni makablinde ne yaptıysak öğrencileri hizaya sokamadık, sükûneti sağlayamadık. Nihayetinde işler raydan çıkma noktasındayken Müdürümüzü çağırdık.

(Baban geldi. Merdivenlerin üstüne çıktı.)

- Böyle yapıyorsunuz şimdi sizin hoşunuza gidiyor.

Deyince Müdürümüz öğrenciler hala müstehzice gülüyorlardı.

(Baban vakarlı bir şekilde 2. cümlesini söyledi.)

- Ama bizim hoşumuza gitmiyor.

Deyince Müdürümüz herkes buz kesti. Bir daha da İstiklal Marşında terbiyesizlik yapamadılar.

Bana bu enstantaneyi bu karantina günlerinde tekrar anımsatansa teşrik-i mesai yapmaktan kıvanç duyduğum değerli Müdürümüz Mehmet DOĞAN oldu.

İlk karşılaştığımızda sınıf kontrolü hakkında altın tavsiyelerde bulunurken; babamın pratik uygulamalarını bize teknik anlamda öğütlüyordu sanki.

"Hocam bir bakışınızla, bir cümlenizle öğrenciyi etkileyeceksiniz" diyerek. 

Müdürümüz ayrıca geçtiğimiz günlerde idrak ettiğimiz öğretmenler gününü de kuru kuruya geçiştirerek değil kişiye münhasıran deruhte edilmiş ahşap özel yapım armağanlarla kutlamıştır tüm naifliğiyle.

İşte bu bir bayrak yarışıdır. Tarih tekerrürden ibarettir. Kim bu bayrağı alıp hizmeti  sürdürüyorsa, Allah c.c. kendilerinden razı olsun.

Tabi sadece Mehmet Müdürümüz değil tüm idaremiz tekamül etmiş eğitimcilerle hizmetini sürdürmektedir.

Bizler geçmişte bir teneffüste abdest alıp bir teneffüste namaz kılmak zaruretinde kalırken; Ahmet Kazım Müdürümüz abdestimizi namazımızı çıkış saatine denk gelse de bekleyeceğini bildirerek milli manevi değerlerimize hürmetini göstermiştir bu muamelesiyle.

Seyit AKBAŞ Müdürümüzleyse de atadan dededen ailevi hukukumuz vardır.

Aile demişken eğitim sektöründe ailece bulunmak da tabi ki tecrübelerimizi hem genetik hem ruhsal  olarak perçinliyordu.

Siverek Gazipaşa'da Abdulcelil, Merkez Ortaokulunda Mahmut, dayılarımız, kadim öğretmenler olarak; Anadolu Öğretmen Lisesinde Hüseyin Dayım ve Teyzemoğlu Ömer KARAKEÇİLİ Orhan Gazideydi yıllarca idareci olarak. Kuzenleri yeğenleri hiç saymıyorum öğretmenlik yapan.

Urfa'da bir devlet kurumu, mahalle, sokak yok ki orada bizden birinin öğrencisi olmasın.

Tüm eski yeni öğretmenlerimizin  bu  bayrak yarışında hizmetlerinin daim olması temennisiyle, iyi pazarlar.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.