Şanlıurfa’da bugün başka bir heyecan var.
Sokağa çıktığınızda, gökyüzüne baktığınızda, şehrin hareketliliğini gördüğünüzde bunun sıradan bir etkinlik olmadığını hissediyorsunuz. TEKNOFEST’in Şanlıurfa’da yapılması, bu şehrin insanı için biraz da gurur meselesi.
Çünkü biz tarihin yükünü omuzlarında taşıyan bir şehirde yaşıyoruz.
Göbeklitepe’ye baktığımızda binlerce yıl öncesini görüyoruz. Harran’a baktığımızda ilmin, bilginin ve medeniyetin izlerini buluyoruz. Şanlıurfa’nın her sokağında, her taşında geçmişten kalan bir hikâye var.
Fakat bugün ilk defa o geçmişe bakarken yalnızca “Neler yaşandı?” diye sormuyoruz.
Bir de “Bundan sonra neler yapabiliriz?” diye soruyoruz.
TEKNOFEST’in bence Şanlıurfa için en kıymetli tarafı tam da burada.
Çünkü bu festival bize yalnızca uçakları, teknolojik araçları veya birbirinden farklı projeleri göstermiyor. Çocuklarımızın ve gençlerimizin önüne yeni bir ufuk koyuyor.
Bir Şanlıurfalı çocuğun, hayatında belki ilk kez böylesine büyük bir teknoloji organizasyonunun içinde bulunması küçümsenecek bir şey değil. Belki bugün sadece merak edecek. Belki bir şeylere dokunacak, sorular soracak, hayran kalacak. Ama o merakın yarın bir mesleğe, bir projeye, bir buluşa dönüşüp dönüşmeyeceğini kim bilebilir? Bence asıl mesele burada.
Biz Şanlıurfalılar çocuklarımızın doktor, öğretmen, mühendis olmasını elbette istiyoruz. Ama artık onlara sadece meslek seçtirmek değil, üretme cesareti kazandırmak zorundayız.
Kendi teknolojisini geliştiren, kendi fikrini ortaya koyan, dünyayla rekabet edebileceğine inanan bir gençlik…
Şanlıurfa'nın geleceği biraz da burada yatıyor.
Üstelik teknoloji bizim şehrimiz için uzak bir konu da değil. Tarımdan sulamaya, enerjiden eğitime kadar hayatımızın her alanında teknolojiye ihtiyacımız var.
Bu toprakların bereketini teknolojiyle buluşturabilirsek, gençlerimizin enerjisini doğru yönlendirebilirsek Şanlıurfa'nın sadece geçmişiyle değil, geleceğiyle de konuşulan bir şehir olması mümkün.
Çocuklarımıza yalnızca geçmişimizi anlatmanın yetmediğini de bilmeliyiz. Onlara geleceği de anlatmalıyız.
“Bizim atalarımız bunu yaptı” demek kadar, “Biz de yarın bunu yapabiliriz” diyebilmek önemli.
TEKNOFEST birkaç gün sonra bitecek. Kalabalık dağılacak, gösteriler sona erecek, şehir yeniden kendi ritmine dönecek.
Ama keşke bu heyecan burada bitmese.
Keşke bugün festival alanında gözleri parlayan çocuklarımızın merakı yarın okul sıralarında devam etse.
Keşke gençlerimiz Şanlıurfa'dan dünyaya açılabileceklerine daha fazla inansa.
Ve keşke yıllar sonra dönüp baktığımızda, “TEKNOFEST Şanlıurfa'ya geldi ve burada bir şeyler değişmeye başladı” diyebilsek.
Çünkü Şanlıurfa'nın hikâyesi çok eski.
Ama bu hikâyenin sadece geçmişte kalmasına razı olmamalıyız.
Tarihin başladığı yerden geleceğe bakmanın, geleceği de burada yazmanın zamanı.
Belki de Şanlıurfa'ya en çok yakışan cümle budur:
Geçmişimiz insanlığın hafızasıysa, geleceğimiz de gençlerimizin hayalleri olsun.