Siyaset benim için çocukluğumdan itibaren içinde büyüdüğüm bir dava yolculuğudur. Babamdan küçük yaşlarda gördüğüm ve öğrendiğim en önemli değer, inandığı davanın neferi olmanın makamdan da mevkiden de daha kıymetli olduğuydu.
Üniversite sıralarında aktif siyasete başladım. O günden bugüne Türkiye'nin en çetin sınavlarına bizzat siyasetin içinde şahitlik ettim. Gezi Parkı olayları, 17-25 Aralık yargı-emniyet krizi, 15 Temmuz hain darbe girişimi, ekonomik saldırılar, uluslararası baskılar ve Türkiye'nin bağımsız karar alma iradesini hedef alan sayısız girişim... Bütün bu süreçlerde ortak hedefin, yalnızca bir hükümeti değil; Türkiye'nin yükselişini durdurmak olduğunu gördüm.
Bu yıllar bana bir gerçeği öğretti: Liderlik, sadece seçim kazanmak değildir. Gerçek liderlik; fırtınanın en şiddetli anında gemiyi limana ulaştırabilmek, milletine güven vermek ve ülkesinin çıkarlarından taviz vermemektir. Recep Tayyip Erdoğan'ın yıllardır sergilediği duruş, tam da bu liderlik anlayışını temsil etmektedir.
Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen NATO Zirvesi de bunun uluslararası alandaki yansımalarından biri oldu. Dünyanın en güçlü ülkelerinin liderleri aynı masada buluşurken, Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diplomatik ağırlığı bir kez daha dikkat çekti. Başta ABD Başkanı Donald Trump olmak üzere zirveye katılan birçok liderin Erdoğan ile kurduğu yakın diplomatik temaslar ve Türkiye'nin bölgesel meselelerdeki belirleyici rolüne yapılan vurgular, ülkemizin NATO içerisindeki artan stratejik önemini gözler önüne serdi.
Bir dönem uluslararası gelişmeleri uzaktan izleyen Türkiye, bugün krizlerin çözümünde görüşüne başvurulan, masada sözü dinlenen ve denge kurabilen bir aktör konumundadır. Savunma sanayisindeki atılımlar, bağımsız dış politika anlayışı ve diplomatik girişimler, Türkiye'nin küresel prestijini her geçen gün daha da güçlendirmektedir.
Elbette siyaset farklı görüşlerin yarıştığı bir alandır. Ancak Bizim buralarda çok sevdiğim ve benimsediğim bir söz var “ Din ayrı kin ayrı “ yani öfken seni adaletsizliğe sevk etmesin. Türkiye'nin de uluslararası alanda ulaştığı diplomatik etkinliği ve stratejik ağırlığı görmezden gelmek de hakkaniyetli değildir.
Nice badireler atlatıldı, nice oyunlar bozuldu. Bugün de Türkiye, güçlü liderliği, güçlü devleti ve aziz milletinin desteğiyle yoluna emin adımlarla devam etmektedir.
Çünkü tarih, zorluklar karşısında dimdik duran liderleri ve onların arkasında kararlılıkla yürüyen milletleri yazar.