Eğer kamuoyuna yansıyan iddialar doğruysa, ortada sadece bir adli soruşturma değil, bu milletin vicdanını yaralayan çok ağır bir tablo var.
Çünkü bu ülkede insanlar bağış yaparken cebindeki son parayı değil, gönlündeki güveni de emanet eder.
Bir depremzede için gönderilen yardım, yetim bir çocuğun umudu, yaşlı bir amcanın emekli maaşından ayırdığı, bir çocuğun kumbarasında biriktirdiği, üniversite öğrencisinin bursundan artırdığı bağış...
Bunların hiçbirinin maddi değeriyle ölçülemeyecek bir manevi karşılığı vardır.İşte bu yüzden afet dönemlerinde toplanan her kuruş, milletin kutsal emanetidir.
Eğer bu emanet, amacı dışında kullanılmışsa; eğer kamuoyunda dile getirilen iddialar yargı önünde doğrulanırsa, bunun adı sadece hukuki bir suç olmaz. Bunun adı vicdana ihanettir.
Çünkü insanlar yardım kampanyalarına para gönderirken herhangi bir kişiye değil, insanlığa hizmet ettiklerini düşünür.
Son günlerde Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur'un da isimlerinin geçtiği soruşturma ve tutuklama kararları kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Elbette son sözü bağımsız yargı söyleyecektir. Ancak bu süreç bile bize çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlatmıştır.
Afet yönetimi, sosyal medya yayınlarıyla değil; devlet ciddiyetiyle yürütülür.
Türkiye Cumhuriyeti, AFAD'ıyla, Kızılay'ıyla, valilikleriyle, kaymakamlıklarıyla ve tüm kamu kurumlarıyla afet yönetimi konusunda kurumsal bir hafızaya sahiptir.
Bugün alkışlanan bir isim, yarın ciddi iddialarla gündeme gelebilir. Sosyal medya popülerliği gelip geçicidir; devlet ise kalıcıdır.
Eğer iddialar doğru çıkarsa, kaybedilen yalnızca paralar olmayacaktır.
Kaybedilen, bundan sonra deprem olduğunda, sel olduğunda, yangın çıktığında yardım etmek isteyen insanların güveni olacaktır.
İşte bunun telafisi, toplanacak milyonlardan çok daha zordur. Bu nedenle artık bir ilkeyi daha güçlü savunmak zorundayız:
Milletin emaneti, milletin devletine teslim edilmelidir.
Sonuç olarak devlet geçici heveslerin değil, kurumsal sorumluluğun adıdır.Afet günlerinde güvenilecek en sağlam liman da, hesap verebilirliği ve hukuki sorumluluğu olan devlet kurumlarıdır.