ROMANYA YİRMİBİN TÜRK ŞİRKETİ VE YÜZBİN İNSANIMIZA VATAN OLDU!..
ROMANYA YİRMİBİN TÜRK ŞİRKETİ VE YÜZBİN İNSANIMIZA VATAN OLDU!..
Uluslararası Türk Yolu Gazeteciler ve Yazarlar Birliği Genel Başkanı Hamit ÖZPOLAT yazdı.
Bazen bir şehrin, bir ülkenin ya da bir coğrafyanın önemini anlamak için rakamlardan çok, önümüzde açtığı kapılara bakmak gerekir.
Geçtiğimiz günlerde Romanya Tanıtım Günleri kapsamında Elâzığ ve Malatya Ticaret ve Sanayi odalarını ziyaret eden Sayın Dr. Tamer ATALAY başkan yardımcıları Mehmet Ali BARAŞ, Ömer GÖKMEN ve yönetim kurulu üyeleri olarak heyete eşlik ederek bu ziyaretlerin ülke ve şehir ekonomileri açısından önemine tanıklık ettim.
Ben bu önemin farkındayım ama yetkililer ne kadar duyarlı ve farkında gelin hep birlikte neler yaşandı anlamaya çalışalım.
Atalay’ın çağrısı aslında sadece bir yatırım daveti değildi.
Bu çağrı, Anadolu’nun üretim gücünü Avrupa’ya taşıma ile birlikte, doğduğu topraklara vefa borcunu ödemek, gençlik yıllarında kurduğu hayalleri gerçekleştirmek çağrısıydı.
Türkiye ekonomisinin zor bir süre geçtiği şu zamanlarda doğduğu topraklara karşı olan vefa borcunu ödemenin de şimdi tam zamanıdır deyip yönetim kurulunu yanına alarak kendi olanakları ile Romanya tanıtım günleri çerçevesinde Anadolu’ya çıkartma yaptı.
Tamer Atalay'ı 25 yılı aşkın bir zamandır tanırım. Her zaman yerli ve her zaman milli bir irade ortaya koyan değerli ve saygın bir iş insanıdır. Dostlarına karşı her zaman cömert ve samimidir. Allah Anasından ve babasından razı olsun inşallah, böylesi mayası sağlam bir evlat yetiştirdiği için. Allah herkese Tamer Atalay gibi dostlar nasip etsin. Kendisinin ebediyete intikal eden anasına babasına ve tüm geçmişlerine rahmetler diliyorum.
Atalay hangi enlem ve boylamlarda olursa olsun, hangi coğrafya ve hangi kıta da olursa olsun, marka değeri yüksek ismi sınırları aşan, Atatürk ve vatan-millet sevdası kendisini tanıyan herkes tarafından bilinen Türkiye'nin Balkanlardaki uç beyidir.
.
Tamer Atalay başkaları gibi sözüm ona (yıllardır oturdukları koltukları terk etmeyip iktidara, ekonomiye ve vatandaşa ayar vermeye çalışan bazı STK Başkanları) gibi oturduğu koltuktan nutuklar yağdırmadı, ahkâm kesmedi, bizzat taşın altına elini değil, bedenini koyarak Romanya ve Avrupa Birliği’ndeki yatırım fırsatlarını Anadolu'daki iş dünyasının kapılarını çalarak iş insanlarımızı Romanya’ya ve Avrupa ülkelerine açılmanın gereğine vurgu yaptı. Kısacası Tamer Atalay gittiği şehirlerde ilgililere; “Balık tutmayı değil, balık tutmanın önemini anlattı.”
Konya’nın ardından Elâzığ ve Malatya’nın güçlü üretim altyapısına dikkat çekerek, Anadolu’da üretilen ürünlerin Romanya üzerinden Avrupa pazarlarına ulaştırılabileceğini vurguladı.
Bence burada üzerinde özellikle durulması gereken bir nokta var:
Anadolu üretiyor. Fakat ürettiğini dünyaya daha güçlü şekilde ulaştırmak zorunda.
Çünkü günümüz dünyasında yalnızca üretmek yetmiyor. Pazara ulaşmak, yeni pazarlar bulmak, yatırım ağları oluşturmak ve uluslararası ticaretin içinde daha güçlü yer almak gerekiyor.
İşte Romanya bu noktada önemli bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor.
Romanya neden önemli?
Romanya’nın Avrupa Birliği üyesi olması, Türk yatırımcısı açısından ciddi bir avantaj.
Atalay’ın da ifade ettiği gibi, Avrupa Birliği tarafından desteklenen önemli yatırım fonları bulunuyor. Türkiye’de üretim yapan firmalarımızın bu imkanları daha yakından tanıması ve değerlendirmesi gerekiyor.
Üstelik bu yeni bir ilişki de değil.
Bugün Romanya’da yaklaşık 20 bin Türk şirketinin faaliyet gösterdiği ifade ediliyor. Yani Türk iş dünyası Romanya’da zaten önemli bir ekonomik güç oluşturmuş durumda.
Bunun anlamı şudur:
Türk yatırımcısı Romanya’ya yabancı değil.
Şimdi yapılması gereken, bu mevcut yapıyı Anadolu’daki KOBİ'lerimiz ve üreticilerimiz açısından daha güçlü bir ticaret ve yatırım ağına dönüştürmek.
Romanya sadece ekonomik bir merkez değil
Romanya meselesine yalnızca ekonomi penceresinden bakmamak gerektiğini düşünüyorum.
Türkiye ile Romanya arasında tarihsel ve kültürel bağlar var. Balkan coğrafyasının bize yakınlığı, toplumlar arasındaki ilişkiler ve Romanya’da yaşayan sayısı yüz bine (100.000)’i geçen Türk ve Tatar toplulukları, iki ülke arasındaki bağların ekonomik ilişkilerin de ötesine geçmesini sağlıyor.

Tamer Atalay’ın “Romanya Türkler için dost ve güvenli bir limandır” sözünü de bu açıdan önemsiyorum.
Çünkü yatırımcı için güven, en az sermaye kadar değerlidir.
Bir iş insanı yatırım yapacağı ülkede sadece kazanç hesabı yapmaz. Hukuk sistemine, ekonomik istikrara, sosyal ilişkilere ve kendisini ne kadar güvende hissedeceğine de bakar.
Bu nedenle Romanya’nın Türkiye açısından Balkanlar’da önemli bir ekonomik merkez olabileceği kanaatindeyim.
Anadolu'nun üretim gücü Avrupa'ya taşınmalı
Elâzığ ve Malatya gibi üretim kabiliyeti güçlü şehirlerimizin önünde önemli bir fırsat var.
Tarım, gıda, sanayi, maden, teknoloji ve farklı üretim alanlarında ciddi bir potansiyelimiz bulunuyor.
Ancak artık mesele yalnızca “Ne üretiyoruz?” sorusu değil.
Asıl soru:
Ürettiğimizi dünyanın neresine taşıyoruz?
İşte burada Romanya önemli bir köprü görevi görebilir.
Anadolu'daki bir işletmenin Romanya'da şirket kurabilmesi, Avrupa pazarına daha yakın olabilmesi ve yeni ticari bağlantılar oluşturabilmesi, sadece o şirket için değil, bulunduğu şehir için de yeni bir ekonomik hareketlilik anlamına gelir.
Atalay’ın şirket kuruluşunun birkaç gün içerisinde gerçekleştirilebildiğine ve yatırımcılara hukuki konularda da destek verilebileceğine ilişkin açıklamaları da bu açıdan dikkat çekici.
Bu imkanların iş dünyasına anlatılması gerekiyor.
“Gurbet” sadece yaşanılan yer değildir.
Tamer Atalay’ın sözleri arasında beni en fazla düşündürenlerden biri ise “Gurbet ellerde olsak da ülkemize katkıyı milli görev biliyoruz” yaklaşımı oldu.
Aslında mesele tam da burada başlıyor.
Yurt dışında yaşayan Türk iş insanları, Türkiye ile bulundukları ülkeler arasında yalnızca ticari bağlantı kuran insanlar olmamalı.
Onlar aynı zamanda birer köprü olmalı.
Türkiye’nin üretimini, girişimcisini ve Anadolu’nun değerlerini dünyaya anlatmalı.
Aynı şekilde Avrupa’daki yatırım imkanlarını da Anadolu’daki iş insanlarına taşımalı.
Bu karşılıklı bir kazanımdır.
Şimdi sıra Anadolu iş dünyasında
Elâzığ ve Malatya ziyaretlerini ben bu nedenle yalnızca bir oda ziyareti veya bir yatırım toplantısı olarak görmüyorum.
Bu ziyaret, Anadolu ile Romanya arasında yeni ekonomik köprüler kurulması açısından önemli bir başlangıçtır.
Romanya Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası’nın Elâzığ ve Malatya iş dünyasına yaptığı “Sizleri Romanya’ya bekliyoruz” çağrısı, aslında Anadolu’nun girişimcisine verilmiş bir mesajdır:
Dünyaya açılın.
Çünkü Anadolu’nun üretim gücü sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da ihtiyacı olan bir güçtür.
Yeter ki bu gücü doğru pazarlara ulaştıracak yolları bulalım.
Ben inanıyorum ki önümüzdeki dönemde Elazığ’dan Malatya’ya, Şanlıurfa’dan Gaziantep’e, Konya’dan Kayseri’ye kadar Anadolu’nun birçok şehrinden Avrupa’ya uzanan yeni ticaret köprüleri kurulabilir.
Romanya da bu köprülerin en önemli ayaklarından biri olabilir.
Çünkü mesele sadece Romanya’ya yatırım yapmak değildir.
Mesele Anadolu’nun emeğini, üretimini ve girişimcilik ruhunu Romanya’ya oradan da Avrupa’ya taşımaktır.
Ve belki de bugün ihtiyacımız olan en önemli şey, Anadolu’nun üreten insanına dünyaya açılabileceği yeni kapıları gösterebilmektir.
Romanya, işte bu kapılardan biri olarak önümüzde duruyor.
Kalın sağlıcakla.

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.